18 Ağustos 2012 tarihinde ‘’Türkiye de yeni azınlık’’ başlıklı bir yazı kaleme alarak, savaş nedeniyle Türkiye’ye göç eden Suriyeli mülteciler ile alakalı kaygılarımı belirten bir yazı kaleme almıştım. "TÜRKİYE'DE YENİ AZINLIK"
Maalesef bugün geldiğimiz noktada kaygılarımın ve tespitlerimin kahır ekseriyeti gerçekleşti. O gün yazdığım tespitler benim mülteciler hakkında görüşlerimi yansıttığı için tekrara girmemek adına bu konunun detaylarını yeniden yazmayacağım.
Artık Türkiye’de yaşayan Suriyeliler ulusal bir sorun olmaya doğru gidiyor. G. Antep, Adana, İstanbul ve Suriyelilerin bulunduğu diğer şehirlerde baş gösteren hadiseler artçı şoklardır. Devamının geleceğini görmek için kâhin olmaya gerek yok. Suriyeliler artık bizim iç sorunumuz haline gelmiştir. Ülkemizde yaşayan Suriyeliler geleceğin ‘’Diaspora Suriyelileri’’ olmaya namzettir.
Devlet politikalarını anlamlandıramadığımız zamanlar da kullandığımız ‘’ Devletin bir bildiği’’ metaforu bir kere daha iflas etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mülteci politikasının olmadığını net olarak görüyoruz. Devlet şu an gereksiz işlerle uğraşmaktan, Suriyeliler konusuyla ilgilenmesi mümkün değil. İş her zaman olduğu gibi fedakâr milletimize düşecek.
Adana bu konuda sorunları ziyadesiyle yaşayacak yegâne kent. Sorunlar yavaş yavaş kendisini göstermeye başladı.
Ana arterlerde, kırmızı ışıklarda, kavşaklarda cam silen çocuklar, fuhuş mafyasının eline düşen kadınlar, her hangi bir kayıt ve güvence olmaksızın çalışan işçiler, ev kiraları yıllıkları dolmuş ancak ödeme yapması mümkün olmayan insanlar, eğitim sorunu, asayiş problemleri, göç ve savaşın getirdiği travmatik sorunlar, entegrasyon meselesi, rant kavgaları temel sorunlar olarak önümüzde duruyor.
Artık Adananın devasa sorunlarının yanında Suriyeliler sorunu da zuhur etmiştir. Hiç kimse yetkili yetkisiz sorunu görmemezlikten gelemez. Topu birbirimize atarak gelen tehlikeye geçiştiremeyiz. Sorunların bizim dışımızda gelişmesi, sorunu yok saymamızı gerektirmez.
Acilen çalıştay düzenlemeliyiz..
Yaz tatili biter bitmez Eylül ayında Sivil toplum önderliğinde bir çalıştay düzenlemeliyiz. Bu konuda ADYAR(Adana İnsani Yardım Derneği) ciddi tecrübelere sahip ancak, onları bu devasa sorunla baş başa bıraktık şimdi altında ezilmek üzereler. Yeni bir rapor hazırlayarak çığlıklarını duyurmaya çalışıyorlar.
Adana Valiliği başta olmak üzere, tüm belediyeler, üniversiteler, sosyal yardımlaşma vakıf ve dernekleri, gazeteciler, akademisyenler, iş adamları kuruluşları, kadın dernekleri, siyasi partiler, aydınlar ve sayamadığımız katkı koyması muhtemel odaklar başta olmak üzere hiç kimseyi dışarda bırakmadan ciddi bir çalıştay düzenlemeliyiz. Konunun tüm detaylarını tartışmalıyız.
Şimdiye kadar ciddiye almadığımız artçı şoklar nedeniyle çok büyük acılar yaşamış bir ülke olarak yeni acı tecrübelere duçar olmadan Adana’da yaşayan Suriyeliler melesini yerel dinamikler ve ölçekler zaviyesinden değerlendirmeliyiz.
Konunun ertelenecek tarafı yok. Bir an evvel gerekli adımları atmalıyız.