Her şeyden önce Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan’ın karşı karşıya geleceğini zannetmek Abdullah Gül’ü yakından tanımamaktır… Birbirileriyle çatışacaklarını da ummak sanırım ham bir hayalden öte gitmeyecektir…
Abdullah Gül’ün toplumsal ve siyasal analiz yeteneği üst seviyededir ki gardını ne şekilde alacağını, aldığında toplumdaki karşılığının da ne olacağını sanırım tahlil eder…Hiçbir şart ve koşulda Erdoğan’la karşı karşıya gelecek siyasal bir pozisyon almaz…
Statükocu, vesayetçi, oligarşik eski Türkiye hayalcileri tarafından Gül ile Erdoğan arasında fırtınalar kopartılmak isteniyor, fakat RO-RO almış başını gidiyor kaptanı’da mürettebatı da limanı da gayet güvenli çok şükür… Sözüm onlara artık, ufak bir rüzgarda, poyrazda alabora olan bir taka yok , yükünü almış, ummana açılan ve bırakın poyrazı hiçbir fırtınadan kasırgadan etkilenmeyen bir RO-RO hüviyetine bürünmüş Türkiye’miz var…
Parti içerisinde sağlam, kapsayıcı, bir arada tutucu aktör görevinde, parti dışında ise Twitter yasağına karşı çıkışı, mısırdaki darbe konusunda Başbakan’dan ayrı tutum sergilemesi, AKP içindeki bazı sinir uçlarına karşı, yabancılaşmasına sebep olsa da AKP tezatlarının yanında sn. Gül sempatisi oluştu…
Amma Gül olur, amma Davutoğlu olur, amma da B. Yıldırım olur… Gelecek kişi gerek paralel ile mücadelede, gerek ekonomik istikrarı sürdürme, gerekse tabanı değişime angaje etme konusunda aktif olmalı ve güven ve istikrar duygusunu HALKA konsolide etmeli…
Sevgi ve Dua ile…