Sevgili okurlar, biliyorsunuz Adana’da bir süredir Aşkım Tüfekçi Hastanesi’nin bahçesindeki çam ağaçlarının kesilmesiyle ilgili yoğun bir gündem maddesi var. Adana Ağaçlarına Sahip Çıkıyor Halk Meclisi çatısı altında örgütlenen çevreciler ve sivil toplum örgütleri, kamuoyunun dikkatini buraya çekmek için büyük bir mücadele veriyor.
Meselenin özetini geçelim önce. Aslında bu konuda daha önce “Mesele ağaç, gelsene” başlıklı bir yazı yazmıştım. Ama biraz daha detay verelim. Aşkım Tüfekçi Hastanesi’nin Bülent Angın Bulvarı’na bakan arazisi özel bir işletmeye kiralanmış durumda. Yüreğir’deki devlet hastanesi çalışamaz, atıl hale getirildi.
Numune Hastanesi de Yüreğir’deki TOKİ Hastanesi’ne taşındı. Çukurova’da Aşkım Tüfekçi ve özel hastaneler hasta yükünü karşılarken, Yüreğir’de TOKİ’nin yaptığı hastane bölgenin yükünü çekiyor. Sağlık kampüsü konusu lafta kaldı, arpa boyu yol gidilemedi.
Bunlar Adana’nın sağlık alanındaki gerçekleri. Bu gerçekler bir tarafta dururken, Aşkım Tüfekçi Hastanesi’nin bahçesine ek bir bina yapılmak isteniyor. Muhtemel sav ise kentin yatak kapasitesi ihtiyacı. Bu konuda gerçekleşecek hiçbir yatırıma ket vurmak, aklı başında bir Adanalının düşünebileceği bir yöntem değildir.
Ancak benimsenen yöntem ile ilgili ciddi bir tartışma var. Mesela Adana Tabip Odası Genel Sekreteri ve Adana Ağaçlarına Sahip Çıkıyor Halk Meclisi sözcülerinden Prof. Dr. Mehmet Özalevli, bu konuda birçok farklı yöntem ve metot geliştirilebileceğini söylüyor.
“Biz hastane yapılmasına karşı değiliz. Böyle bir tavrımız da olamaz. Ancak yetişmesi bir daha imkansız olan, oksijen kaynağı ve afet durumlarında hem hastanenin seyyar olarak hizmet verebileceği, hem de kaçış alanı olan bahçedeki ormanlığı yok edilmesine karşıyız. Üstelik hastanenin, bahçesinin hemen yanında kiraya verdiği arazisi dururken” diyor.
Mesela ağaçlar katledilip, yeşil alan yok edilerek bir çözüm üretileceğine, Numune Hastanesi yıkılıp, yerine dikey olarak çok katlı modern bir bina inşa edilerek bir çözüm de üretilebileceği, kiraya verilen arsanın bir kısmı geri alınarak oraya ek bina yapılabileceği, atıl durumdaki devlet hastanesi yeniden yapılandırılarak yatak kapasitesi artırılması da öneriler arasında.
Ayrıca Çukurova’da, Yüreğir’de özel hastanelerin yanında devlet hastanesi bulunurken, Seyhan’ın güneyinde devlet hastanesi yok. Hal böyleyken neden Seyhan’da bir arsa bulunarak bir hastane yapılması ya da diğer çözüm önerileri dikkate alınmaz? İşte bu soruların cevabını bilmiyoruz.
Bildiğimiz tek şey, hastane kiraladığı arazisini geri almak istemiyor. Demek ki ya devletin kebapçıya kiraladığı arsanın gelirine ihtiyacı var ya da ağacı, yeşili hiç ama hiç takmıyor.
Şimdi ben bir gazeteci olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Sağlık Komisyonu Başkanı ve Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’a sadece bir soru sormak istiyorum. Sayın hocam, halkın yeşil alanlara ve oksijen kaynaklarına ihtiyacı evrensel bir gereksinimdir. Siz bunu bir bilim adamı olarak bizden daha iyi biliyorsunuz.
Sizce, gerçekten Aşkım Tüfekçi Hastanesi’nin bahçesindeki 150 ağaçlık yeşil alanı katletmekten başka hiçbir çözüm önerisi üretilemiyor mu ya da gerçekten bahse konu yeşil alanın hemen yanı başındaki işletmeden alınan kira bedeline devlet muhtaç mı?
Çok samimi olarak bu soruya cevap bulmaya çalışıyorum. Yeşil alanların katledilmemesine her şeyden önce bir Adanalı olarak karşıyım. Şayet bu kentin, yeşil alanı katletmekten başka hiçbir çözüm üretecek kapasitesi ya da perspektifi yoksa zaten asli olarak şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gereken konu Aşkım Tüfekçi Hastanesi’nin bahçesindeki ağaçlar değildir. Sorunumuz çok daha vahimdir.