Çiftçi yakıyor, aciz devlet izliyor!

Armağan KABAKLI yazdı

26 Ağustos 2014 Salı 11:00

Şu anız meselesine bir çare bulamadık gitti. Gerçekten yeryüzünün en zor uğraşı yoksul toplumlara bilinçlendirmek olsa gerek. Haydi toplumu bilinçlendirmek bir tarafa, bizim gibi, insan ve çevre yararına olan meselelerde neredeyse hiçbir yaptırımı olmayan yasaları ve kanunları olan ülkelerde devleti bilinçlendirmek de ayrı bir sorun.

Hafta sonu kenti terk etmeyip Adana’da kalanlar resmen duman soludu. Nedeni ise mısır hasadını yapan çiftçinin ısrarla anız yakması. Tarlayı iş gücü ve masrafsız bir sonraki ekime hazırlamanın en kolay yolu, kibriti çakıp anızı yakmak.

Tarlalardan tüten duman ve küller tüm şehrin üzerine kabus gibi çöktü. Araçların üzerleri küllerle doldu, insanlar ciğerlerine duman soludu. Hem insan, hem tabiat hem de bizzat çiftçinin toprağı ziyan oldu.

Gel gör ki; kimin umurunda? Çünkü çiftçi sadece iş gücü ve masraf etmeden anızdan kurtulmanın derdinde.  Kibriti çaktıktan sonra arkasını dönüp şehrin zehirlenmesini izliyor. Ayıptır, günahtır, yazıktır ve kanunsuzdur. Ama dedim ya kime anlatacaksın…

Bu konuda hem kanun koyucunun hem de çiftçinin ortak sorumsuzluğunun cezasını şehir halkının tamamı çekiyor. Tamam, çiftçi zor zamanlar geçiriyor. Rekabet etmekte zorlanıyor ama kişisel ticari kazancı veya kaybı için bütün şehri zehirlemeye hiç kimsenin hakkı da hukuku da yoktur.

Devletin bu konuda öngördüğü ceza dekar başına 35 lira. Yani kendi tarlasındaki canlılarla beraber anızı yakıp, hem tarlasının verimini düşüren hem de koca şehri is ve kül ile karışık duman solumaya mecbur bırakan çiftçiye bunun için ön görülen ceza dekar başına yalnızca 35 lira!

Anız yakılmasının sorumlusu ve denetlemekle hükümlü olan kurum Tarım İl Müdürlüğü. Diyelim ki bir tarlada anız yakıldığı şikayeti geldi. Tarlanın sahibine suçüstü yapılmazsa ve kendisinin yakmadığını beyan ederse ceza bile kesemiyorsunuz. Hem komik, hem acınası.

Anlayacağınız Türkiye’de içerisindeki canlılarla beraber tarlaya ateşe verip şehirleri duman altı bırakmanın cezası hem komik hem de kanunu arkadan dolanmak akıl almaz derecede basit. Dünyanın hiçbir modern ülkesinde tabiata ve insana kast eden bu tür zararlı eylemleri denetleyen yasalar bu kadar ucuz ve öngörüsüz değildir. Ama işte burası Türkiye!

Avrupa bu konunun üstesinden gelmiş. Sadece geri kalmış ülkeler anız yakılması gibi komik sorunları hala gündeminde tutuyor. Nasıl başarmış? Çünkü insan sağlığını ve yaşamını önemsiyor, çevre ve doğaya karşı duyarlı bir toplum bilinci ile kamu yöneticileri var. Anız yakılan tarladan sahibini sorumlu tutan yasal düzenlemeyi yapılsa, cezalar önleyici olsa çiftçi de bu davranıştan vazgeçebilir. Onlarca haber, yüz binlerce vaka ve tartışmaya rağmen aciz devlet sadece izliyor.

Bir oteli içerisinde insanlarla birlikte yakmak bir insanlık bile zaman aşımına uğrayabiliyorken, tarlasında anız yakanlar için böylesi ciddiyetsiz ve teşvik edici davranmasını hor göremiyorsunuz bile!

Devlet acziyet içindeki sözde önleyici tutumu ve cezai yaptırımıyla resmen çiftçiyi teşvik bile diyor caydırmanın aksine. Çünkü çiftçi anızı yakarken yakalanıp ceza yese bile, yiyeceği ceza yapacağı masraftan çok ama çok daha az. Çiftçi bu masrafı etmekten kurtuluyor ama bütün şehir ciğerlerine duman soluyor. Üstelik yakalansa bile bir beyanla cezadan kaçabiliyor.

Başka ülkelerin iç savaşına çanak tutup, oradan kaçan mültecileri ne yapacağımızı bilmediğimiz gibi, tarım ülkesi olduğumuzu iddia edip, insan ve tabiatı korumak için hangi yasal önlemleri almamız gerektiğini de bilmiyoruz. Bu ülkede her şey gittikçe ucuzluyor. İnsan sağlığına, çevreye ve doğaya karşı korumacı hiçbir ciddi yaptırım yok. Hastane yapacağım diye ağaç kesmek de kolay, anız yakıp şehrin ciğerine duman doldurmak da!

Yazık, çok yazık!

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.