Labirenti aratmayan, son derece girift gelişmelerin tam orta yerinde sağlıklı ve isabetli, kamuya yararlı olması gereken analizleri, tespit ve değerlendirmeleri yapmak/yapabilmek gerçekten zordur.
Aylar öncesi durumu ve bugün yaşanan gelişmeleri ve gelinen noktayı bir düşünün! Gerisi takdirlerinize kalmış!
03 / Haziran / 2014 tarihinde yayımlanan yazımı, önemine ve durumuna binaen takdirlerinize sunuyorum.
Bu kez; “Yeni Yazım”, “Eski Yazım” Olsun!
Geleceğin Başbakanı… Neden olmasın?
Analiz yapmak, öngörülü olmak, son derece zor mu zor virajların hakim olduğu bir kulvar, oldukça kesif mi kesif bir siyasi atmosferde, deveye hendek atlatmaktan beter bir durum…
Biz yine de dar bir alanda, konsantre edilmiş bazı fikir ve analizlerle, üzerinde kitapların yazılabileceği bir iki hususu özetle sizlerle paylaşmaya çalışalım.
Hepinizin malumu. Ak Parti, iç tüzük konusunda, üç dönem kuralını değiştirmek adına ne kongrede, ne MKYK’da karar almadığı gibi YSK’ya ve AYM’ye de değişiklik ve/ya iptal için başvurmadı. Kendi iç dinamikleri içinde yaptığı bir dizi istişareler sonucunda, tüzükte yer alan meşhur “üç dönem kuralı”nı olduğu gibi muhafaza etti. Bu durum; Partinin başta Sayın Başbakan R.Tayyip Erdoğan olmak üzere hatırı sayılır 73 kişiyi bir dönem ve/ya pîr dönemler için dinlenmeye alacak. Görünen o ki; Sayın Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklanması konusu her ne kadar Haziran ayının ortalarına doğru bırakıldığı söylense de durum “herkesin malumu bir hal” aldı.
İşin enteresan tarafı, Ak Parti, çok ciddi bir strateji uygulayarak, Parti Genel Başkanlık makamını çok konuşulur olmaktan kurtarmış görünüyor! Muhalefet ise; her zaman olduğu gibi Ak Parti ve özellikle Sayın Başbakan’ın hayranlık bırakacak derecedeki “gündem değiştirme ustalığı” karşısında Ak Parti ve Sayın Başbakan’ın istediği kulvarda konuşuyorlar.
Genel Başkanlık gibi son derece önemli bir konu “gününe ertelenmiş” durumda. İddia şu merkezde toplanmış: “İçimizde bu makamı doldurabilecek çok sayıda kişi var!” argümanı… Elbette ki bu konuda ehil ve kabul görebilecek kişilerin varlığı bir avantaj ancak milletin beklentilerini karşılayabilecek kadar varlar mı? Zira Sayın Başbakan; Genel Başkanlık ve Başbakanlık makamının çıtasını çok fazla yükseltti! Halkın beklentileri de bu minvalde yüksek oluyor!
Sayın Başbakan’ın Cumhurbaşkanı olması ve/ya olamaması halinde bile, Genel Başkanlık ve/ya Başbakanlık için uygun görülen Sayın B. Arınç, B. Atalay, B. Bozdağ, C. Çiçek, B. Yıldırım, H. Çelik, M. A. Şahin ve Ö.Çelik gibi pek çok zevat, Genel Seçimler sonrası Meclis çatısının dışına çıkmak zorundalar. Peki, geriye kimler kalıyor? İşte bizim öngörümüzün âcizane başladığı sınır burada başlıyor!
Kişisel olarak, halkın değişik kesimlerine mensup insanlarla görüşmeler yaptım. Partili ve/ya partisiz olarak… Bazı gözlemlerde bulundum. Bunun sonucunda bir kanaat oluştu bende. Açıkçası bundan önceki bazı analiz içeren yazılarımda beklentim; Sayın Başbakan’ın, partili milletvekillerinin ve yönetimin girişimi ile“bir döneme mahsus olarak” iç tüzük değişikliğine gidilip Sayın Başbakan’ın görevinde kalması, Sayın Abdullah Gül’ün de tekrar aday olması yönündeydi. Olmadı! Ak Parti açısından beklenti ve öncelikler genel tahminler doğrultusunda gerçekleşiyor! Bundan sonrası açısından süreç zor ve bir o kadar riskli olaylara gebe! Umarım milletimiz ve dünya Müslümanları açısından hayırlısı olan olur! İçinde bulunduğumuz konjonktür o denli karmaşık ki, teğet geçen değil, son derece doğru ve isabetli sonuçlar gerekiyor. Ak Parti’nin bu saatten sonra hata yapma lüksü yok!
Bana göre Ak Parti içinden en doğru ve isabetli Başbakan adayı; Dışişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu beyefendidir.
Hem bilgi ve birikimi, hem deneyim ve donanımı, hem muhafazakâr kimliği, hem de halk nezdinde hüsn-ü kabul görmesi unun avantajlarından bazılarıdır. Parti içindeki yükselen yıldızı, uluslar arası saygınlığı ayrı bir konu…
1959 Konya doğumlu. Boğaziçi Ünv. Ekonomi ve Siyaset Bilimi alanını bitirdi. Doktorasını Uluslar arası İlişkilerde tamamladı. Kamu Yönetimi Uzmanı ve Prof. Oldu. Sayın Abdullah Gül’ün Başbakan olmasıyla birlikte, Başbakan Baş Danışmanı oldu. Daha sonra Sayın Erdoğan’a aynı görevde yardımcı olmaya devam etti. 18 Ocak 2013’te kendisine Büyükelçi unvanı verildi. 11 Mayıs 2009’da, Meclis dışından atanan biri olarak T.C Dışişleri Bakanı oldu. Akademik kimliği ile pek çok eser yazdı. İngilizce, Almanca ve Arapça gibi önemli dilleri çok iyi biliyor ve konuşuyor. Yakın tarihimizin pek çok önemli olayların arkasında imzası olan bir kişilik! Uzun zamandan beri siyasetin hamurunu yoğuran ve yoğrulanlardan.. Sizin anlayacağınız hem TEORİ, hem de PRATİK adamı… Bu madalyonun bir yönü! Uluslar arası arenada bilinen ve çok iyi tanınan bir şahsiyet! Özellikle Siyonist ve emperyalist kesimin asla haz etmedikleri bir siyasi aktör! Aynı zamanda bir düşün adamı!
Geçtiğimiz 30 Mart Yerel Seçimlerinde gözlerden kaçan bazı irili ufaklı gelişmeler oldu. Kendiliğinden değil. Belli bir bilinç vardı işin odağında. Dikkatlerden uzak! Hatırlayacaksınız Sayın Başbakan’ın hızlı ve seri miting programlarından ötürü sesi tanınmayacak derecede kısılmıştı. Gidemediği büyük Konya Mitingine Sayın Davutoğlu’nu görevlendirdi. Hâlbuki Sayın Arınç’ın hitabeti çok daha güçlü olan biri olmasına rağmen!Sahaya Sayın Davudoğlu sürüldü. Kendi memleketinde. Daha önceleri ufak tefek bazı organizasyonlarda da görev verilmişti. Başarısız sayılmazdı. Alışkındı ve daha çok alışıyordu. Bunu da not ettikten sonra şunu paylaşalım:
Yerel Seçimlerde iptal edilen Ağrı Seçimleri için miting çalışması yapıldı. Buna denk gelen günlerde Sayın Başbakan’ın Avrupa, Almanya/Köln büyük salon konuşması ve Dışişleri temasları vardı. Her dış seyahat organizasyonunda mutlaka bulunan Sayın Davudoğlu bu kez de götürülmedi. Onun yerine daha etkili hatip ve yerel Milletvekilleri olmasına rağmen, Başbakan’ın vereceği mitinge yine Sayın Davudoğlu görevlendirildi hem de bizzat Sayın Başbakan tarafından! Acaba siyasi maratonun önemli ayaklarından biri olan miting çalışmalarında antrenman dozu arttırılıyor muydu Sayın Davudoğlu’nun… Döndükten sonra bir de Başbakan’ın kendisi Ağrı’da bir miting düzenledi… Bütün bu gelişmelere, analiz ve notlara çok özel anlamlar yüklemek gerekmez mi? Derinden yaptırılan bu çalışmaların asıl hedefini yakın gelecekte hepimiz göreceğiz inşallah!
Sayın Başbakan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda, Milletvekili Genel Seçimlerine dek, geçiş süreci için, “emanetçi en uygun aday” ise kuvvetle muhtemel, kabine içinden Sayın Arınç olacaktır diye düşünürken, geleceğin en kuvvetli Başbakan adayının Sayın Davudoğlu olacağı yönündeki öngörümü sizlerle paylaşmak istedim.
Kişisel olarak kanaatim; Sayın Dışişleri Bakanımızın Genel Başkanlığa, dolayısıyla ve özellikle Başbakanlığa sıkıca hazırlattırıldığı yönünde!
Neden olmasın?
Sevgi ile Kalın…
akt
Ve şimdi de diyorum ki; Hayırlı Olsun!