Her canlı ölümü tadacaktır

Yener Ekinci

06 Eylül 2014 Cumartesi 10:40

İstanbul’da düzenlenen Altın Koza Film Festivali tanıtım toplantısı sonrası Adana’ya dönüş yolundayız. Bizi havalimanına taşıyan otobüs Zincirlikuyu Mezarlığı’nın önünden geçerken, giriş kapısındaki ihtişamlı yazı, kaçınılmaz gerçeği iri puntolarla okuyana bir kez daha idrak ettiriyor. “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır” Evet, her canlı ölümüne kadar hayattadır. Hiç kimse bilmese de, iyiliğin her katta değeri vardır. Bunun bedeli ölerek yaşamaktır. Defterinde ölümsüzlük yazanlar, boş yere kadere kızmasın. Çek defterine de güvenmesin. Kıyametin hali vakti yerindedir. Ne çek kabul eder, ne rüşvet. Ahrette tahsilat yok. Bir yanda "yaşamak için öldürülür!" Öte yanda "yaşatmak için ölünür!" Kahramanla katili birbirinden ayıran budur! Altın tabutla gömülse ne yazar. Hiçbir ölü kefeni yırtamaz!  İyilik dağların ardında. Kötülük elinin altında. Ölüm kapıda. Tercih sizin. Başkalarının alın terini içenlerin ecel terleri meleklere keyif verir. Hayat denilen sınavda soruları çalsalar nafile! "Hak yiyenler affedilir mi?" sorusunun cevap şıkkı tektir. Soysuzluğundan utanmayan bir insan. Sonsuza kadar yaşasa ne yazar. Paçavra bir iskelet olarak! Bazen hayatı gırgıra almak gerekiyor. Ölüm insanı daha ciddi yapıyor çünkü. Gözbebeklerini para bürüyenler, bez bebeklerle büyüyen çocukların hakkını düşünmezse. Zıkkımın kökünü düşünsünler. Hayat kimsede alacağını bırakmaz! Bu dünyaya adaletsizliği kazık çakan insandır. Oysa insanın yaradılışında kesintisiz adalet vardır. Adaletsizlik, insanın hayata attığı en acımasız imzadır. O yüzden ölümün en çok hesap soracağı gerçeklerden ikincisidir adalet. İnsan gibi yaşayıp ölmekten daha onurlu ne olabilir ki. Dizüstü yaşamayı insanlık sayanlara inat!

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.