Taner TALAŞ:Beddua sen bizim her şeyimizsin!

Taner TALAŞ:Beddua sen bizim her şeyimizsin!

09 Eylül 2014 Salı 17:46

Beddua , mülane, intizar, kahır, ah, mübahele v.b gibi kavramlar Anadolu coğrafyasının terminolojisinde, gündelik hayatta sıklıkla kullanılan terimlerdir. Bu kavramların esinlendiği kaynak kesinlikle Din(İslam)dir. Geleneksel yaşamda atasözü, deyim, halk şiiri, türkü, ağıt gibi  halk kültüründe de kendisini gösteren bu anlayış Din’in gelenekte kendisini göstermesi ya da Din dilinin gelenekte tezahürü olarak yorumlanır.

       Kur’an-ı Kerim’de bu duruma kaynaklık eden ayet Ali İmran suresi 61. Ayet gayet açıktır.

     ‘’Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim’’

       Ayrıca yine Nur Suresinde iftiraya maruz kalan kadınlarla alakalı ‘’lanetleşme’’ çağrısı vardır. Bu konuda yüzlerce hadis mevcuttur. Makalenin boyutunu aşacağı için buraya almıyorum. Konuya alaka duyanlar ilgili kaynaklara bakabilirler.

        Anadolu coğrafyasının muazzam bir beddua kültürü vardır. Mesele artık Din’i literatürden çıkmış, kendi yerel terminolojisini oluşturmuştur. Bırak bölge farkını, her şehirin kendine ait beddua bilinci, Dil’i, kültürü oluşmuştur.

      Mesela ‘’ Yanın yatakta, gözün kapıda ola./ Tokluğun bayramdan bayrama ola/Paran pul ola, karın dul ola/ Kanın kuş, etin it, kemiğin kurt yemi ola/ İmam kayığına binesin. Yahu tabutu kayığa benzetmek ne ola?

      Halk arasında beddua kültürünün olması tesadüf mü? Tabi ki hayır.  İktidarın, gücün, hukuksuzluğun, otoritenin, kralın, sultanın, köy ağasının yaptığına karşı bir isyandır beddua. Garibin, güçsüzün, ezilenin, itilenin, zulme uğrayanın zalim karşısında çığlığıdır beddua. Bir yönüyle yaratana sığınmadır beddua.

       Ben bedduanın sivil itaatsizlik olduğuna da inanırım. Zulüm karşısında kamu düzenini bozmadan ama zulmede boyun eğmeden medeni bir protesto gösterisi gibi algılıyorum. Bu yönüyle modern, çağdaş insan hakları savunucularına, aktivistlere ciddi ilham verecek potansiyele sahip bir kültürdür aynı zamanda beddua.

     Beddua mazlumun dilidir, zalimler beddua etmez. Beddua haklının cesaretidir, özgüvenidir, silahıdır. İnsanlık tarihi boyunca haklılar beddua ederken, zalimlerin sözlüğünde beddua yer almamıştır. Beddua adı üstünde duadır.

      Bedduanın ilginç bir özelliği daha var ki dikkat çekicidir. Beddua sadece haklı-zayıf –ezilmiş üçgeninin dışında Haklı-güçlü ekseninin de lisanıdır. Alın size Tebbet  suresi;

       ''Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da! Malı ve kazandıkları ona fayda etmedi. O, alevli bir ateşte yanacaktır. Odun hamalı olarak, boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısa da o ateşe girecek.''

     Cenabı Allah, Peygamber Efendimize zulüm eden amcası Ebu Leheb’le ilgili olarak bunları Hz. Muhammed’e vahiy olarak bildiriyor. İlginç  bir durum. Güçlü, güçlü ötesi iradede intizarda bulunabiliyor. Haklı olmak temel mesele.

     Son aylarda Cemaat  ve Ak Parti gerginliği(?)  münasebetiyle haddini aşan anti beddua lobisini anlamıyorum . Ellerinde gelse bedduayı hayatımızdan çıkaracaklar. Ayetleri ne yapacaklar kestirmek zor. Bedduayı ortadan kaldırma girişimlerini lanetliyorum.

       Aman haksızlıklar karşısında bedduayı elden bırakmayın. Bizzat denedim yaşadım,  çok faydasını gördüm. Haksızlıkların zirvede olduğu günümüz koşullarında bol beddualı günler diliyorum.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.