“Haber sunarken ağladım”

“Haber sunarken ağladım”

16 Eylül 2014 Salı 10:37

 

Adana’da haber bültenlerinin yüzü, başarılı anchorwoman Özge Öztoprak Adana Medya’ya konuştu. Halen Akdeniz TV’nin ana haber sunuculuğunu yapan ekranın güçlü haber figürü, zaman zaman haberi izleyicilere aktarırken gözyaşlarını da tutamadığını itiraf ediyor. İş ve annelik hayatını nasıl götürdüğünü Billur Özdoğmuş’a anlattı.

Akdeniz Tv Haber Spikeri ve Sunucu Özge Öztoprak’la iş ve aile hayatına ilişkin güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Yöresel lezzetleriyle, tarihiyle, doğasıyla şehirleri gezip anlatmak isteyen Özge Hanım gezi programları yapmak istediğini dile getirdi. Sizin için Özge Öztoprak’a iş ve aile hayatına dair merak ettiğim sorularımı sordum. Samimi yanıtlar aldım.

Bu kez Akdeniz TV Haber Spikeri Özge Öztoprak’la kendi kanalında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Sizin için Özge Öztoprak’a mesleğine dair merak ettiğim sorularımı sordum. Ondan samimi yanıtlar aldım. Aile yaşamı ile ilgili de sohbetimizi gerçekleştirdik. Oğlu 1 yaşında ve ondan bahsederken gözleri parlıyor. “Annelik en güzel duyguymuş” diyor. İş hayatına tiyatro ile başlamış. Sunuculuğa başladığı çocuk programından haber spikerliğine olan başarılı serüvenini keyifle anlattı. İşte başarılı haber spikeri ve sunucu Özge Öztoprak ile söyleşimiz.

-Özge Öztoprak’ı Adana’da haber spikeri  olarak tanıyoruz. Biraz sizi tanıyalım?

Küpeli TV’de çalışan arkadaşımla tiyatro yapıyorduk. Küpeli TV’de kendisinin de çocuk programı vardı. Bana tavşan kostümü giyip çocuk programında yer almamı istedi. Ben de çocukları çok sevdiğimden ötürü kabul ettim. Yazın sıcağında stüdyo ışıkları altında kostüm giyip çocukları eğlendirerek bu işe başladım. Sonrasında Küpeli TV el değiştirdi ve Çukurova TV oldu. Çukurova TV’de Özge Turus kimliğimle çocuk programı yapmaya başladım. O dönem programım çok sevildi.

‘’ÇOCUK PROGRAMI YAPTIĞIM DÖNEMDE ÇOCUK KULÜBÜ KURMUŞTUM’’

Çocuk kulübü de kurmuştum. Aileler çocuklarım başkasının yanında rahat konuşamıyor diye çocuklarını bilinçli olarak programıma getiriyordu. Öyle çok çocuk kazandım. Sonrasında farklı programlarda sunuculuk yapmaya başladım. Adana’nın yetiştirdiği önemli hanımefendilerin asistanlığını yaptım. Seçim döneminde de birçok deneyimim oldu. Sonrasında Çukurova TV ile yollarım ayrıldı.

‘’YÜKSEL EVSEN İLE TANIŞMAK HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASIYDI’’

Yüksel Evsen ile tanıştım. Yüksel Bey ile tanışmam hayatımın dönüm noktasıdır. Akdeniz TV kuruldu. Yüksel Evsen benimle yeniden çalışmak istediğini söyledi. Koşulsuz şartsız kabul ettim. Benden haber spikeri olmamı istedi. Duruşunuzla, diksiyonunuzla, jestinizle, mimiğinizle ve haberin sorumluluğunu taşımak çok farklı bir şey. Önceleri biraz korktum. Yüksel Bey bende o ışığı görmüş olacak ki ısrar etti. Teklifini kabul ettim. Bu işin mutfağında beni çok iyi yetiştirdi. Haber merkezinde her türlü işi yaparak başladım. Seslendirme yaptım; haber yazdım ve sokak röportajlarına çıktım. Bir gün geldi artık hazırsın ve haber programı sunabilirsin dedi. O gün benim için tam bir faciaydı. Çok fazla heyecanlıydım. Yüksel Bey’in bana olan inancı, benim onu utandırmamak adına yaptıklarım ve yaptığım işin sorumluluğun farkında olmam beni bugünlere getirdi. Sonrasında Kanal A TV’ye başladım. Benzer görevlerde bulundum. Ben bu işin alaylısıyım. Çok küçük yaşlarda 20’li yaşlarda başladım. Manevi açlığım meslek adına çok fazla vardı. Öyle olunca kazandığım bütün paramı biriktirdim.

‘’ANKARA’DA SUNUCULUK, SPİKERLİK VE DİKSİYON EĞİTİMİ ALDIM’’

Ankara’da Başkent İletişim Bilimleri Akademisinde Sunuculuk, Spikerlik ve Diksiyon eğitimi aldım. Ankara’da 4 ay boyunca çok ciddi isimlerden Rüştü Asyalı, Fulin Arıkan ve TRT’de hali hazırda görev yapan birçok isimden çok ciddi eğitimler aldım. Adana’ya döndüm. Haber spikerliğimin temellerinin atıldığı bu televizyonda 2008 yılında tekrar işe başladım. Hala da buradaki görevlerim devam ediyor.

-Eğitiminizle mesleğinizi taçlandırmışsınız. Böylece başarınıza başarı katmışsınız. Ben de İstanbul’da özel bir akademide diksiyon, şan ve tiyatro eğitimi aldım. Aslında herkes bu tip eğitimleri almalı. Özellikle bu sektörlerde çalışanlar mutlaka bu tip eğitimleri almaları gerektiğini düşünüyorum.

Ben de aynı şeyi düşünüyorum. Bu meslekle ilgileniyorsanız kesinlikle iyi bir Türkçe’ye sahip olmak zorundasınız. Bu işi yapmasanız bile insanlar güzel konuşmalı. Güzel bir dilimiz var. Türkçe son dönemde gittikçe yozlaşmaya başladı. Gençlerin bazıları kendi aralarında öyle bir dil geliştirmiş ki anlamak mümkün değil. Toplu taşımayı tercih eden bir insanım. Ekranda haber olarak taşıyabileceğim bir şeyler var mı diye kulak kabarttığım da oluyor. Gençlerin dilinden hiçbir şey anlamıyorum. Ama bir kesim böyle. Gençler arasında bir kesimde çok bilinçli; siyaseti yakından takip ediyor; güncel olaylar konusunda hepsinin bir fikri var. Son dönemlerde ülkemizde yaşanan bazı olaylarda da gördük. Babam edebiyat öğretmeni. Onun benim iyi bir Türkçe konuşmam noktasında çok büyük telkinleri vardır.

‘’YÜKSEL EVSEN SANAT MERKEZİ’Nİ KURDUK’’

Biz Evsen Medya Grubu bünyesinde Yüksel Evsen Sanat Merkezi’ni (YESAM) kurduk. Kendi stüdyomuzda, televizyonumuzda bu eğitimi veriyoruz. Radyo ve televizyon düşünen Adanalı genç arkadaşlarımıza sertifika verdik. Ben bu okulda zaman zaman diksiyon derslerine katıldım. Biz bu işin öncüsü oluruz inşallah. Diksiyon herkese lazım. Türkçe’yi düzgün konuşmak gerekiyor. Açtığımız bu okulla birlikte biz Adana’da herkese diksiyon eğitimi vermek istiyoruz.

-Çocuklarla program yapmak eğlenceli olsa gerek. Peki çocuk programlarının en keyifli yanı ve en keyifli anınız neydi?

Çok keyifliydi. Çocuk programlarında çocuklardan tokat yemişliğim de vardır. Ama o çocuk! Onun dünyası o tepkiyi vermesini gerektiriyor. Canlı yayınlarda böyle şeyler yaşadım. Çocukları çok seviyorum.

‘’BARIŞ MANÇO TARZINDA 7’DEN 77’E BİR FORMATIMIZ VARDI’’

Çocuklar programda bana sarılıyor. Her programda arayan daimi izleyicilerim vardı. Barış Manço tarzında 7’den 77’e bir format vardı. Bende çocukları bir platforma çıkarıyordum. Orda çocuklar kendilerine yakından ilgilenildiğini gördükleri zaman birden boynunuza sarılıp, sizi öpebiliyor. Çocukluğun masumiyeti bu programı yaptığım sürece beni en mutlu eden anlardı. 

“HABER SUNARKEN AĞLADIM”

-Haberleri sunarken hiç etkilenmemek bence imkansız. En çok sizi etkileyen haber neydi?

Haber spikerinin duygularını çok belli etmemesi gerekir. Bize verilen temel kural buydu. Ama o tarz kültleşmiş haber spikerleri yok. Ben çok duygusal bir insanım. Bazı haberler karşısında çok etkilenebiliyorum. Kayıp, cinayet ve şehit haberleri beni çok üzüyor. Son dönemde beni en çok üzen haber Gizem Akdeniz’in akrabası tarafından katledilmesiydi.

Anne olduktan sonra ise duygusallığım tavan yaptı. Özellikle Suriye’de savaşta ölen çocukların dramı, Gizem Akdeniz’in katledilmesi, İstanbul’da Pars’ın havuza düşerek boğulması beni son dönemde çok etkiledi. Bir gün haberde ağladım. Yumurtalık’ta Caretta Carreta’ların denize bırakılma anıydı. Onların mücadelesi, yaşama tutunmaya çalışma anları beni duygusallaştırdı. Şehit haberlerini gözyaşları içerisinde aktardığım çok olmuştur.

‘’ANNELİK ÇOK GÜZEL BİR DUYGU’’

-Anne olduktan sonra hayatınızda neler değişti?

Çocuk sahibi olmadan önce ben bir çocuktum. Anne olduktan sonra olgunlaştım. Annelikle beraber duygusallığım ve sorumluluk bilincim arttı. Anneliğin verdiği olgunluğu gündelik hayatımda da yaşıyorum. Şimdi oğlu ile top oynayan bir kişi haline dönüştüm. Annelik çok güzel bir duygu.

‘’MUTLU BİR EVLİLİĞİMİZ VAR’’

-Eşinizle nasıl tanıştınız?

Eşim liseden arkadaşımdı.  Ankara’da yolumuz tekrar kesişti. 2008’de görüşmeye başladık. 2012 yılında evlendik. Eşim Çoşkun Öztoprak devlet memuru. 1 yaşında Enes Buğra adında oğlumuz var. Mutlu bir evliliğimiz var.

-Akdeniz TV’de tüm gün yoğun bir şekilde çalışıyorsunuz. Bu yoğun iş temponuzda ailenizle nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Çalışan bir annenin her zaman zorlukları var. Ben oğlumu çok az görebiliyorum. Sabah anneme ya da kayınvalideme oğlumu bırakıyorum. Günde 8-9 saat televizyondayım. Kısıtlı zamanlar geçiriyoruz. Hafta sonu 1 gün benim için çok kıymetli. Her anımı oğlumla ve eşimle doya doya geçirmeye çalışıyorum.

-Haber sunarken hayat da bir yandan devam ediyor. Peki aldığınız kötü bir haber ya da sunmak istemediğiniz bir haberden dolayı programı yarıda bıraktığınız hiç oldu mu?

Bu mesleği yapan insanlar gündelik hayatta yaşadıklarını unutmak zorunda. Aldığım kötü bir haber karşısında yarım saat sonra canlı yayına çıkmak durumunda kalmadım. Haberleri eksiksiz olarak sundum. Hiçbir programımda da konuğumdan dolayı programımı bitirmek durumunda kalmadım.

‘’HABER VE SAĞLIK PROGRAMINDA SUNUCULUK YAPACAĞIM’’

-Yeni yayın döneminde bizi neler bekliyor?

Bu yeni yayın döneminde ben haber spikerliği yapmayacağım. Haber spikerliğini özlemek istiyorum. Haber programına başlayacağım. O gün kentte önemli gördüğümüz üzerinde konuşmamız gerekenleri ayrıntısıyla 2 saat boyunca irdeleyeceğiz. Konuklarım ve canlı telefon bağlantılarım olacak. Haber programım Ana Haber öncesi olacak. ‘’Önce İnsan Önce Sağlık’’ adında sağlık programıyla da ekranda olacağım. Akdeniz TV’de Program Müdürüyüm. Engelliler ilgili çok önemli bir program başlıyor. Akdeniz Haber bu kentin klasiği. Birçok insan haberleri bizden takip ediyor. Spor, kültür-sanat, siyaset programlarımız olacak.

‘’GEZİ PROGRAMI YAPMAK İSTİYORUM’’

-Projeleriniz nelerdir?

Gezi programı yapmak istiyorum. Yöresel lezzetleriyle, tarihiyle, doğasıyla o şehri gezip anlatmak istiyorum. Herkesin çok güzel Türkçe konuşmasını istiyorum. İlerde eğitmen olarak da Adana’da anılmak isterim.

‘’İLK KEZ BİR GAZETEYE RÖPORTAJ VERİYORUM’’

-Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Güzel bir sohbet oldu. Sorularımı içtenlikle cevapladığınız için teşekkür ediyorum. Sizi tanıdığım için de ayrıca çok mutluyum.

Samimi cümleler kurmaya gayret ettim. Çünkü sizin samimiyetiniz direk yansıyor. Siz de çok sıcak bir insansınız. Adana Medya’daki hayatınıza başarılar diliyorum. Aslında bir sunucu ve spiker için başkalarının sorularını yanıtlamak zordur. Çünkü biz hep başkalarına sorular sorup onların yanıtlamasını bekleyen taraf oluyoruz. İlk kez bir gazeteye röportaj veriyorum. Bu benim ikinci röportajım. Daha öncede bir radyo programına katılmıştım. Bu röportaj köşesinde bana yer ayırdığınız için Adana Medya’ya teşekkür ediyorum. Çünkü röportajlarınızı ben de takip ediyorum. İşin ehli insanlarla bu meslekte kim dediğinizde ilk akla gelen isimlerle röportaj yaptığınız için ve o kategoride beni de layık gördüğünüz için ben çok teşekkür ediyorum. Size başarılar diliyorum. Adana Medya Gazetesi’ne de yayın hayatında başarılar diliyorum.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.