ADANA MEDYA – “Burası İstanbul Radyosu. Şimdi Zeki Müren’den şarkılar dinleyeceksiniz.” 1951 yılında yapılan bu anons ile doğan “Sanat Güneşi”, mikrofon önünde yazdığı 45 yıllık tarihine son noktayı, 1996 yılında yine mikrofon önünde koydu. “Her ölüm erken ölümdür” ama Zeki Müren şanına yaraşır bir zarafetle gitti ölüme. Türkiye'nin efsanesi Zeki Müren'in ölümü üzerinden tam 18 yıl geçti. Sanat güneşimiz, 63 yaşındayken sahnede hayatını kaybetmişti. Dün, Bursa’da ki kabri başında özlemle anılan usta sanatçı için bizlerde Adana Medya olarak onu tanıyanların gözünden 'Zeki Müren kimdir?' sorusuna cevap aradık ve telefon marifetiyle onun son anında yanında olan Muazzez Ersoy ve Ajda Pekkan’a ulaşmayı başararak görüşlerini aldık. İşte ünlü isimlerin usta sanatçı için söyledikleri;
KARİYERİMİ KENDİSİYLE YAPMAYA BAŞLADIM
Ajda Pekkan (sanatçı), Zeki Müren beni çok severdi. Bu yüzden benim çektiğim acı çok farklı. Ben kendisiyle yapmaya başladım kariyerimi, 1967’de Taksim Maksim’de. Onu çok özlüyorum. Televizyon programına Muazzez Ersoy’u ve beni istemiş. Oraya niye gittiğimizi bilmiyordum. El mi öpeceğiz, birlikte şarkı mı söyleyeceğiz? Biz bütün varsayımları göz önüne alarak o programa gittik. Tören sırasında Paşa sunucuya dayanıyordu. Bunun nedenini sağlık durumunun evrelerini bilmediğim için çözememiştim. Madem bu kadar ciddiydi, neden bu kadar süre ayakta tuttular? Fenalaştı, sonra “Çok geç, bitti” sözcüklerini duydum. Ama bence bitmedi, bitmeyecek. O, gönüllerde yaşıyor. Onunla şöyle bir anım var: Zeki Müren ile aynı gazinoda program yapıyorduk. Bir gün ses tesisatçısı onun mikrofonunu bana verdi. Paşa buna çok sinirlendi. Bu yüzden ses tesisatçısını dövdü.
ONU ÇOK ÖZLÜYORUZ
Muazzez Ersoy (Sanatçı) : Bu sene anma törenlerinde onun şarkılarını söyleme onuruna eriştim. Zeki Müren ölürken biliyorsunuz ben de yanındaydım. “Müren’in Konukları” programına Ajda Pekkan ile beraber konuk olduk. Hatta Zeki Müren’e minibüsümü tahsis ettim, Bodrum’dan İzmir’e rahat gelsin diye. Zeki Bey çok heyecanlıydı. Ben “Paşam, iyi değilsiniz, bir doktor çağıralım” dedikten hemen sonra fenalaştı. Sonrasını biliyorsunuz. Bunlardan bahsetmek benim için hakikaten çok zor. Zeki Müren’in yorumcu kimliğinin dışında söz yazarı ve besteci olarak Türk Sanat Müziği’ne pek çok eser kazandırdı. Yokluğu her zaman hissediliyor, onu çok özlüyoruz, çok özlüyorum. Zeki Müren’le bizim dostluğumuz hastalığı dönemine denk geldi ne yazık ki. Onu daha yakından, daha uzun süre tanıma fırsatı bulmayı çok isterdim. Kısmet olmadı.
KAPRİSLİ BİR SANATÇI DEĞİLDİ
Yılmaz Atadeniz (Yönetmen) : Birkaç filmde beraber çalışmıştık. İşini severek yapan biriydi. Oyunculuğunu da ustaca yapardı. Sahneye hakim olduğu kadar sete ve rolüne de hakimdi. Onunla çalışan hiçbir yönetmen zorluk çekmemiştir. Kaprisli değil, sıcakkanlı ve sempatik biriydi aynı zamanda. Onu her zaman saygı ve rahmetle anacağız. Mekanı cennet olsun.
KIYAFETLERİNE İSİM TAKARDI
Seyyal Taner (Sanatçı) : Onun altında sahneye çıkmışlığım oldu. Çok titizdi. Sahnede yaptığı değişikliklerle yetinmez, kendisini de değiştirirdi. Uzun tırnakları, bakımlı ve yapılı saçları, makyajlı yüzü ile devrim yaptı. Çok düğmeli ceketlerini, ütülü pantolonlarını, incecik kravatlarını terk edip gösterişli kostümlere yöneldi. O dönemde kullandığı sarı, kırmızı, pembe renkleri üzerinde cesurca taşıyordu. Gazino sezonu açılmadan önce kendi çizimini kendi yaptığı kostümleri ile gazetecilere poz verir, kıyafetlerine taktığı isimleri açıklardı: Batmayan Güneş, Göz Boncuğu, Sabah Yıldızı…
BÜYÜK SANATÇILARI ERKEN KAYBEDİYORUZ
Beyazıt Gürses (Merhum sanatçı Yıldırım Gürses’in oğlu) : Zeki Müren’in rahmetli babam ile iyi bir dostluğu vardı. Hayatım boyunca onun kadar Türkçeyi düzgün kullanan kibar biri ile karşılaşmadım. Kültürümüzün yozlaşmaya başladığı dönemde, Zeki Müren’i sanatımızın teminatı olarak görüyorduk. Zeki Müren’in her yaptığı olay oluyor ama çok çabuk benimseniyordu. Onun artık yenilik yapması değil, yapmaması şaşırtıcıydı. Büyük sanatçıları erken kaybediyoruz.