Hafta başında medya kulisleri Adana'nın havuzcubaşısı Ersin Ramoğlu'nun Çukurova Belediyesi'ne ilişkin başlattığı karalama kampasıyla hareketlendi. Havuzun suyu Adana'da luşan yeni siyasal dengeyle tükenince doğal seleksiyon Ersin Ramoğlu'nun Sabah'ını da doğal zeminine çekti.
Adana'ya geldiği günden bu yana medya kirliliğini üst düzeye çıkaran Ersin Ramoğlu'nun sözde gazetecilik pratiğini bir kez daha görmüş, deneyimlemiş olduk böylece. Aslında yazı işlerince haberlerin nasıl şekillendiği Adana Haber Gazetesi'nin yayınladığı iddianame kayıtlarından öğrenmiştik.
Yandaş işadamları "memleketin a.. koyacağız" deyip nasıl ihalelerle mükafatlandırılıyorsa, Sabah'ın Güney'inin manşetleri de tetikçilik yaptığı kişilerin yönlendirmeleriyle ertesi gün "onun manşetten a... koymak" üzere kugulanıyormuş.
Hergün üslübunu, basın ahlak ilkelerini ayaklar altına alarak biraz daha çirkinleştiren Ersin Ramoğlu denen sözde gazeteci de başkalarını yazdırdığı köşesinden galiz küfürler saçarak, Yeni Türkiye Medyası'nın nasıl bir travma içerisinde olduğunu, niteliksiz ve pespaye bir üsluba sahip olduğunu açıkça gösteriyor.
Çünkü Ramoğlu'nun Sabah'ın Güney ekindeki varlığı sahibine sıkıca sarılarak, karşısında kim varsa en ağır hakaretleri etmek. Gazetecilik mesleğiyle örtüşen bir fikir iklimi olmadığı için haliyle patronunun eteğini tutup karşısına kim çıkarsa küfür ettiği kadar yerini koruyacağını biliyor.
Omurga, haysiyet, etik ilkeler, evrensel değerler hak getire. Elinin altında iyi geçindiği insanlara karşı da sürekli bir koz biriktirerek saldırganlığını rantabl bir metodla kazanıma çevirebiliyor.
Bu vakada da yine aynı saldırganlık baş göstermiş. Çukurova Belediyesi'nden işi alamayan müteahhit koşa koşa Ersin Bey'in yanında almış soluğu. Ertesi gün şimdi Çukurova Belediyesi'nin basın bürosunda çalışan Ufuk Tekin'e yaptırdığı gibi bir muhabire yazdırıyor haberi. Dolayısı ile Çukurova Belediyesi'nin basın danışmanı, uzun yıllar birlikte çalıştığı ve her bayram arayıp kutladığı Ersin Ramoğlu'nun ekinde haber süreçlerinin nasıl işlediğini en iyi bilenlerden birisidir.
Meselenin en vahim boyutu ise havuz medyasının akli melekerini kaybettiğini, dezenformasyon olamayan herhangi bir haberi yayınlamayacağını medya okur yazarlarının çoktan öğrenmiş olması. Yani havuzdan bir haber çıkıyorsa, haberin muhatabı değil havuzun hangi gerekçelerle kirli suyunu sıçratmaya çalıştığını sorguluyor. Altında bir çapanoğlu arıyor.
Hal böyleyken Sabah'ın Güney eki CHP'li belediyeyi övecek, icraatlarını takdir edecek, varsa bir yanlışlık etik ve ahlaki ilkeler çerçevesinde haberleştirecek bir tutum beklemek abes ile iştigal etmekten öteye gitmez, gidemez.
Soner Çetini uzun zamandır tanırım. Yanlışı bilerek yapacak bir tutum, Soner Çetin'in yönetim mantığının olduğu yerde barınamaz. Her meseleye gösterdiği alçak gönüllü yaklaşımını dürüstlük konusunda katılaştırır ve taviz vermez. CHP'de yürüdüğü istikrarlı yolun sonunda geldiği nokta da kısa vadeli düşünen bir siyasetçi değil, yarının temellerini atan ve davasını uzun yıllara kurgulayan bir politikacı olmasıdır.
Sözün özü havunun Soner Çetin'e saldırması ve karalaması olağan bir durumdur. Havuzun gazetecilik teamülleri ve ritüellerine baktığımızda altındaki travmayı zaten görebiliyoruz. Bizim içinse ters okuma yapmak daha doğru. Yani havuz kirli suyunu bir yere sıçratıyorsa orada korunması gereken temiz bir alan vardır. Yani Soner Başkan doğru doldadır...