Adana Medya Gazetesi’ndeki ilk röportajımızın konuğu Bireylere İş ve Meslek Edindirme Derneği Başkanı Sabiha Taciser Derici oldu. Derici ile Adana’da 2006 yılının Nisan ayında kurulan derneği çalışmaları üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.
ADANA’DA BAKIM EVLERİ BÜYÜK İHTİYAÇ
Taciser Derici, “Bizim ülkemizde insanlarda yeni yeni farkındalık oluşmakta, oldukça geriyiz bu konuda. Oysa gelişmiş ülkelerde her şey rayına oturmuş. Oradaki engelli vatandaş normal bir vatandaş gibi yaşıyor, her türlü imkana sahip. Bizim kentimizde de engelli vatandaşların bakımı için, bakım evleri yaptırılırsa toplumun kanayan yarası sarılmış olur” şeklinde belirtti.
BİZE ACIMAYIN DESTEK OLUN
Ne yazık ki bizim toplumumuzda engellilerin hala acınacak, zavallı insanlar olarak görüldüğünü belirten Derici, “Engellilerin de normal vatandaşla aynı haklara sahip olduklarının bilincinde olunmadığını, içinde bulunduğumuz dünyanın yalnızca sağlıklı insanlara değil, nefes alan bütün canlılara ait olduğu unutmamak gerek” diyerek, duygularını ifade etti.
“Engelillerden öğrenecek çok şey var”
EBİMED-DER (Engelli Bireylere İş ve Meslek Edindirme) Başkanı Sabiha Taciser Derici, Adana Medya’ya verdiği özel röportajda Adana’da yaşayan zihinsel engelli vatandaşların sorunlarını dile getirirken, aslında sağlıklı insanların da bu vatandaşlarımızdan öğrenecek çok şeylerinin olduğunu belirtti.
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
İki çocuk annesiyim, bir kızım ve bir oğlum var. Tarsusluyum fakat 15 yıldır Adana’da yaşıyorum. 2006 yılından bu yana da, derneğimize ve buradaki eğitim gören çocuklarımıza kendimi adadım.
Dernek kurucularınız kimler ve üye sayınız nedir?
Kurucu üyelerimiz, yönetim kurulu olarak yedi aile ile başladık. Kurucu başkan olarak bu göreve ben başladım ve hala devem ediyorum. 8 yıldır da, derneğimizi elbirliği ile ayakta tutmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 300 üyemiz var.
Dernek çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?
Engelli çocukların aileleriyle bir araya gelerek kurduk derneğimizi. 2006 yılından itibaren de çeşitli kurslar düzenleyerek, çocuklara mesleki eğitim anlamında katkıda bulunuyoruz.
Hedefimiz, yeni çıkan yasalarla korumalı ve sürekli çalışabilecekleri iş yeri açmak. Çünkü Adanamızın böyle iş yerlerine ihtiyacı var. Örneğin, biz derneğimizin içinde mini bir atölye kurduk. Burada galoş yapıyoruz ve yaptığımız bu galoşları fuarlarda, kermeslerde sergiliyoruz. Onun dışında atölyemizde ahşap boyama, takı tasarım, kültür mantarı yetiştiriciliği kurslarımız var bir de nakış ve süsleme kursumuz mevcut. Tercihi gelen öğrencilerimize yaptırıyoruz.
Kaç öğrenciniz var? Kriterleriniz neler?
Aslında yüzlerce öğrencimiz var. 8 yıldan bu yana en az 300 çocuğumuz geldi. Ancak şu an bir servis alacak kadar öğrencimiz mevcut, yani 40 çocuk geliyor. 15 yaş üzeri, ellerini kullanabilen, eğitilebilen zihinsel engelli gençlerimiz daha çok.
Adana’da tek dernek misiniz?
Adana’da bu alanda çalışan bir dernek yok, bir ilki de başardığımızı söyleyebilirim. Fakat bizim dışımızda farklı engelliler derneği de var. Yalnızca zihinsel engelli olarak faaliyet gösteren ilk dernek biz olduk. Kendimiz temel sorunların neler olduğunu, nelere ihtiyaç olduğunu yaşadığımız için daha iyi biliyoruz. Çünkü bende bir engelli çocuk annesiyim. Bizim çocuklarımızın gideceği bir yer yoktu. Biz yalnızca bu çocuklara değil, ailelerine de seminerler veriyoruz. Uzun bir süre yerel bir kanalda, engelli haklarıyla ilgilide aileleri bilinçlendirmek adına bir televizyon proğramı sundum. Konferanslarımız oluyor, bilgilendirme toplantılarımız oluyor. Bu yolda ailelerle birlikte yürüyoruz, güzel bir iletişimimiz var.
Öğrencileriniz burada olmaktan mutlumu?
Hem de çok. Yalnızca onlar değil, aileleri de çok mutlu. Biz burada büyük bir aile olduk, tatil günleri bile açık olsun istiyorlar. Evlerinin dışında gidebilecekleri tek alan. Burada kendilerini emin ellerde hissediyorlar, bu konuda ebeveynleri de biraz olsun rahat bir nefes alıyor. Kimisi yarım gün burada, yarım gün de okulda. Böylece gençlerin tüm günü dolmuş oluyor. Ama bizimle olmaktan büyük mutluluk duyuyorlar.
Bu güne kadar neleri başardınız?
Aslında bu güne kadar o kadar çok insana dokunduk ki. Hem engelliye, hem de ailesine. Avrupa birliği projelerimiz oldu. Çukurova kalkınma ajans projemiz oldu. İş-Kur projelerimiz oldu. Çocuklara hem sosyal hayata karışmayı öğretiyoruz, hem el becerilerini geliştirmelerini sağlıyoruz. İş-Kur kurslarımızda da kursiyer olan çocuklarımıza Türkiye İş Kurumunun ödediği bir ödenek var. Oradan para kazanmalarını da sağlıyoruz. Ayrıca, Leonardo projemiz kapsamında 14 gencimizi yurt dışına götürdük. Bu bizim için bir risk olmasına rağmen, belki de Türkiye’de bir ilki başardık. Nede olsa büyük bir sorumluluktu. İsveç’teki, Almanya’daki uygulamaları, zihinsel engellilerin çalıştıkları yerleri gördük. Hangi şartlarda çalıştıklarına baktık. Bu uygulamaların bir kısmı bizim yasalarımızda da var aslında, fakat ne derece uygulandığı aşikar.
Sıkça karşılaştığınız bir soru olabilir, ancak sormak istiyorum. Engelli vatandaşlarımızın karşılaştığı sorunlar neler?
Bu vatandaşlarımızın en büyük sorunu sokağa çıkamamak. Çünkü hem fiziki şartları uygun değil şehrin, hem de insanlarımızın bakış açıları iyi niyetli değil. Ne yazık ki bizim toplumumuzda engelliler hala acınacak, zavallı insanlar olarak görülüyor. Engellilerin de normal vatandaşla aynı haklara sahip olduklarının bilincinde değiller. Bizim ülkemizde insanlarda yeni yeni farkındalık oluşmakta, oldukça geriyiz bu konuda. Oysa gelişmiş ülkelerde her şey rayına oturmuş. Oradaki engelli vatandaş normal bir vatandaş gibi yaşıyor, her türlü imkana sahip. Bir değişim başlatmak gerekiyor. Bizim çocuklarımızın sosyal anlamda yani sinema, tiyatro gibi gidecekleri alanlardaki fiziki şartlar çok yetersiz. Bu doğrultuda küçük adımlar atılmaya başlandı. Fakat daha yolumuz uzun, yapılması gereken çok şey var.
Yerel yönetimden beklentileriniz var mı?
Başkanlarımız bu konuda duyarlılar. Eksiklerimizi yaptığımız görüşmelerde kendilerine iletiyoruz. Bu konuda çalışmalar başladı, daha da iyi olacağını düşünüyorum zaman içerisinde. Mesela belediyeler toplu taşımalarını engelsiz hale getirdiler, ancak çok yetersiz. Önümüzde uzun bir yol bizi bekliyor.
Engelliye yasalarımız nasıl bakıyor?
İstihdam anlamında zihinsel engelli gençlerimizin hiç şansı yok. İş yerlerinin engelli çalıştırmakla yükümlü oldukları bir kota var. Orada da en az egeli olanları seçiyorlar, bu nedenle gençlerimiz iş bulamıyor. Devlet bunu teşvik etmek amaçlı korumalı bir iş yasası çıkardı, ama daha Türkiye’de ve Adana’da bu konuyla ilgili bir uygulama ve çalışma başlatılmadı. Bizim hazırladığımız bir proje var, şimdi ondan cevap bekliyoruz. inşallah yetkili mercilerden olumlu cevap alırsak, böyle bir uygulamalı çalışmayı başlatmak istiyoruz . Bu projeden de ilerleyen zaman diliminde sizlere açıklama mutlaka yapacağız.
Bir kadın olarak dikkatimi çekti. Engelli çocuk annesi olmak ve buradaki çocukların sorumlulukları sizi normalin üstünde yıpratmasına rağmen, gençliğinizi ve güzelliğinizi nasıl koruyorsunuz ?
Özel bir çaba göstermiyorum. Ben ve benim gibi engelli çocuğu olan anneler, diğer annelere göre daha güçlü ve daha dik ayakta durmak zorundayız. Bizim kendimizi salmak, boş vermek gibi bir şansımız yok. Bizler çocuklarımızla birlikte çok şey öğreniyoruz . Örneğin her şeye pozitif bakmaya başlıyorsunuz, hayata küsemiyorsunuz. Çocuğumla bir şeyleri başarma şevki belki de dinç kalmamı sağlamıştır. Unutmamak gerekir ki anneler asıl güçlerini, yaşama sevinçlerini çocuklarından alırlar. Fakat görselliğin biraz da genetik olduğunu düşünüyorum.
Annelik kutsal bir görev ve yükü çok ağar. Hele sizin yükünüz daha da ağar. Diğer engelli çocuğu olan annelere tavsiyeleriniz var mı?
Elbette. Yalnızca ailelere değil, hayırsever Adanalılara da seslenmek istiyorum. Yapmamız gereken çok şey var aslında, ilkönce birlikte olmalıyız. Yöneticilerimize bu sorunlarımızı birlikte anlatmalıyız. Bizim çocuklarımızın, bizden sonra kalacakları yerlerinin olmasını sağlamalıyız. Benim gibi annelerin en büyük korkusu bu zaten. Bizden sonraki yaşamlarında ne olacak, kim bakacak çocuklarımıza. Ailelerle bir araya geldiğimizde ilk dile getirdikleri şeyler bunlar. Bizim en büyük korkumuz ve gerçeğimiz ne yazık ki. O nedenle birlik ve bütünlüğümüzü koruyalım. Okullar elbette büyük bir ihtiyaç, ancak ülkemizde başka büyük ihtiyaçlarda var. Örneğin, bakım evlerinin açılması da gerekiyor bu engellilerimiz için. Okul yaptırsınlar ama bu çocukları da lütfen unutmasınlar. Benim en büyük hayallerimden birisidir bakım evleri. Bir adım atılırsa, gerisinin geleceği inancındayım. Böylece bizim gibi ailelerin derdine çözüm olacak diye düşünüyorum.
Derneğinizi finansal olarak nasıl ayakta tutuyorsunuz?
Düzenlediğimiz kermeslerde, sergilerde, fuarlarda burada yapılan ürünlerimizi satarak katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bizi bilen duyarlı insanlar ürünlerimizi satın alarak, bütçemize katkı sağlıyorlar. Özellikle destek aldığımız resmi bir kurum yok. Sadece hayırseverlerle bu derneği ayakta tutmaya çalışıyoruz. Henüz bize ait bir dernek binamız yok. Burada kiracıyız ve kiramız dahi hayırseverler tarafından ödeniyor. Bize ait bir dernek binamızın olmasını çok isterdik.
Son olarak Adanalılara neler söylemek istersiniz?
Duyarlı vatandaşlarımız azınlıkta, herkesin bu konuda duyarlı olmasını rica ediyorum. Bu hayat, bu dünya hepimizin. Engellilerinde bizler gibi haklara sahip olduğunu unutmayalım. Acıyarak değil, neler yapabiliriz düşünceleri ile bize yaklaşsınlar. Herkes gibi sevilmek ve sayılmak onlarında en doğal hakkı olduğunu unutmayalım. Ayrıca bu nazik ziyaretiniz ve düşüncelerimizi sayfalarınıza taşıdığınız için size ve gazetenize çok teşekkür ediyoruz.