Ateş evimize sıçradı

Armağan Kabaklı yazdı

09 Ekim 2014 Perşembe 10:05

Recep Tayyip Erdoğan'ın Beşar Esad ihtirası sonunda beklenen sonucunu verdi. Aklıselim, sağduyulu kamuoyunun hiçbir uyarısını dikkate almayan RTE iktidarının Suriye'de gerici çetelere verdiği destek, sınırımıza ve hatta sıfır noktamıza kadar ulaşınca ateşin bir anda nasıl içeriye sıçradığını günlerdir çıplak gözle izliyoruz.

 

Şam saplantısı karşısında başını kuma gömmüş devekuşu medyası da ekranda rutin davul çaldırma ve dezenformasyon haberlerle meseleyi sadece terör örgütü ayaklanması altında işlemeye gayretkeş.

 

Ancak mesele bu kadar küçük değil. MİT Tırları ile ortaya çıkan Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda gerici terör çetelerine destek verdiği algısı, bugün açık bir siyasi duruş olarak da tam karşımızda.

 

Kuklalar ise binbir telaşla Ayn El Arap'taki meseleyi, Esad'a karşı bir savaş için şantaj malzemesi olarak sunmaya çalışıyor. Mesele açıktı: Reyhanlı'da patlayan bombanın ardından "53 sunni vatandaşımız öldü" diyen RTE, Esad'a karşı siyaseten desteklediği gericilerin Musul'da iki okulda patlattdığı bombalarla ölen Alevi çocukların yaşam hakkını yine unutmuştu.

 

Peki şimdi durum ne?

 

Ayn El Arap ya da bugünlerin deyişiyle Kobani'ye dayanan IŞİD, AKP'nin elinde ölüm saçan bir koz olarak duruyor. Ayn El Arap'ta, daha genel olarak Irak ve Suriye'de kol gezen gerici zulmü koz tutan iktidar, ölümlere, ülkenin yangın yerine dönmesine rağmen meseleyi insanlık ekseninde ele almıyor, alamıyor.

 

Neo-Osmanlı zihniyeti, ülkede yanan ateşi görmezden gelerek, Alevileri, Türkmenleri ve şimdi de Kürtleri hedef alan caniler karşısında insanlık tarafını ortaya koymak yerine ABD'ye "Esad'ı hedef alırsanız IŞİD konusunda adım atarız" şantajı yapıyor.

 

Bir yanda ise provakatörler, bugün Ortadoğu'da yaşanan kimlik ve mezhep temelli kaosu Türkiye'nin dışında tutan Cumhuriyet devrimlerini unutup Atatürk büstlerine ve heykellerine saldırılar yapıyor. Caniler karşısında insanlık ekseninde birleşmek yerine bu kez içeride başka bir ateş yanmaya başlıyor ve kavga tutuşuyor.

 

Bir taraf terör örgütü sempatizanı olarak lanse edilirken, canlı canlı insan boğazlayan gerici çetelere karşı bir olmaya çalışırken, başka bir siyasal tartışmanın içine çekiliyoruz. Olan ise yine masum sivillere ve insanlığa oluyor.

 

Ateş yangına dönüştü. İnsanlık yanıyor ama biz yangını söndürmek yerine yanıbaşında kavgaya tutuşuyoruz. İşte mezhepçi politikaların, gericiliğin örgütlü halde eyleme geçtiği Ortadoğu ve bundan beslenen dış politikasıyla Türkiye Cummhuriyeti'nin fotoğrafı.

 

Peki bu ateşi kim yaktı?

 

Artık dünya kamuoyu bu sorunun cevabını çok iyi biliyor.

Şimdi önümüzde tek yol haritası var. Önce yangını söndürmek. Ardından da bu yangının sebeplerini iyice sorgulamak.

 

 

DİPNOT: PKK ile çatışıyor diye IŞİD'le fikir akrabalığı kuran varsa şayet insanlığını sorgulama vakti gelmiş de geçmiştir. Katliama karşı insanlık direnişini terör örgütü propangadasına çevirenler, ulusun ortak değerlerine saldırırarak insalık direnişine çomak sokanlar da keza... Meseleyi insalık temelinde ele almayan her birey çıkan yangına benzin olur. Bu yangını insana insan olarak bakışı temel alan irade söndürür ancak. Tavrımız budur.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.