Apo’nun aklı, Kılıçdaroğlu’nun aklından daha mı önemli?

Osman Palamut yazdı

14 Ekim 2014 Salı 10:04

Milletin yönetimine talip olmak ve milleti yönetmek;

Sabır işidir,

Fedakarlık işidir,

Hoş görü işidir,

Ama en önemlisi beşeri ve İlahi hukuk ruhuna bağlı kalmak işidir.

Tıpkı şeyh Edabali’nin;

“Ey oğul, Beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana… Güceniklik bize, gönül almak sana, Suçlamak bize, katlanmak sana, Acizlik bize, Yanılgı bize, hoş görmek sana, Geçimsizlikler,  çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize, Adalet sana” diye devam eden nasihatı gibi, bu ülkeyi yönetenlerin, büyük bir hoşgörü ve sabır gösterme zorunlulukları vardır.

Bu ruhun perspektifinden bakıldığı zaman, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kodbani’ye yönelik yeni tezkere önerisiyle ilgili sözleri, Şeyh Edabili’nin nasihatiyle örtüşmemektedir.

Kaldı ki Osmanlı bu ruha sahip olduğu için 600 yıl ayakta kaldı.

Cumhurbaşkanı konuşmasında Kılıçdaroğlu’nu kastederek;

“Şimdi çıkmış akıl veriyor. Sen o aklı kendine sakla. Böyle konuşmak istemezdim bu makamda, ama artık cumhurun başı olarak bunları söylemek durumundayım” diyor.

Oysa;

Cumhurbaşkanı bilindiği gibi yapmış olduğu yemin gereği, tüm partilere aynı mesafede olması gereken, ama en önemlisi 70 Milyonun Cumhurbaşkanıdır.

Bu bağlamda Erdoğan’ın sözlerini tahlil ettiğimiz zaman, ülkenin içerisinde bulunduğu olağanüstü şartlar içerisinde, on binlerce vatandaşımızın elinde kanı olan Abdullah Öcalan’ın görüşlerinin önem arz ettiği biri ortamda, ana muhalefet partisinin genel başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun görüşleri önemsiz olduğunu söylemek bir talihsizlik olsa gerek.

Öncelikle bu hadisenin açıklığa kavuşması gerekmez mi?

Apo’nun görüşlerinin önem arz ettiği bir ortamda, ana muhalefet partisinin görüşlerinin değersiz olduğunu ifade etmek, bu milletin birlik ve bütünlüğüne hayır getirmez.

Karşımızda IŞİD kadar tehlikeli olan PKK gibi somut bir tehlike varken, hayalen oluşturulan Paralel yapı hikayesini tehlike görmek, bu ülkenin milli birlik ve beraberliğine hizmet etmez.

Türkiye tarihinin en hassas ve kritik günlerini yaşamaktadır.

İç ve dış hainler, Türkiye’nin olası bir iç savaşın içerisine girmesi için akıl almaz oyunlar oynamaktadır.

IŞİD ve PKK, Türkiye’nin olası bir tuzağın içine girmesi için oluşturulmuş terör örgütleridir,

Dolayısıyla bu hassasiyetler ışığında, devleti yönetenlerin sağduyuyu elden bırakmadan yaptıkları açıklamalarda, daha dikkatli olma zaruretleri bulunmaktadır.

Aksi takdirde, toplumun kamplara ayrılmasına ışık tutacak açıklamalar, gerginlikleri çok daha ileri merhalelere taşır ki, bunun altından kimse kalkamaz diyorum.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.