Gazeteci-Yazar ve Tarihçi İsmet Bozdağ, aramızdan ayrılalı bugün tam bir yıl oldu. 97 yaşında hayata gözlerini yuman Bozdağ, ardında yüzlerce eser bıraktı. Bozdağ, vefatından 20 gün önce son röportajını Adanalı okurları için vermişti. Adana Medya olarak o röportajdan daha önce yayınlanmayan kısımları sizler için derledik.
Tarih yazan adam: İsmet Bozdağ
ADANA MEDYA - İsmet Bozdağ ismi hiç şüphesiz en fazla tarihle, özellikle de yakın tarihle özdeş. Cumhuriyet ilan edildiğinde 7 yaşında olan Bozdağ bir asıra yaklaşan hayatında nelere tanıklık etmemiş ki? Daha 1930’lu yıllarda Devletin tek radyosunda metinleri inceleme amiri olan Bozdağ, Demokrat Parti’nin (DP) kurucuları arasında yer almış. Gazetecilikten siyasete, oradan Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan onlarca esere imza atmış. Geçen yıl 97 yaşında aramızda ayrılan Bozdağ, son röportajında hayatıyla ilgili sorularımızı yanıtlamıştı. Bugün birinci ölüm yıldönümü olan Bozdağ ile yaptığımız röportajda, daha önce yayınlanmayan bölümleri ilgiyle okuyacağınıza inanıyoruz.
İLK RESMİ GÖREVİNİZLE BAŞLAYALIM. ÇOK GENÇ YAŞTA DEVLETİN TEK RADYOSUNDA DENETMEN OLUYORSUNUZ. BUNU BİRAZ ANLATIR MISINIZ?
1935’te İstanbul ve Ankara radyoları şöyle teşekkül etmişti. Başta bir müdür vardı. Türk ve Batı müziği ayrı ayır elemanla idare edilirdi. Bir de söz yayınları vardı. Bunalın raportörlüğünü ben yapardım. Onay vermediğim sözler yayınlanamazdı. Tabii belalı bir iştir
NEDEN BELALI BİR İŞTİ?
Devletin bir politikası vardır, buna dikkat etmeliydiniz.
EN ÇOK HANGİ KONULARDA SIKINTI ÇIKIYORDU?
Kontrol çok ciddi vardı. Devlet kendisinin aleyhinde söz istemiyordu. O zamanlar dini söz de olamazdı. Dinden bahsettirmezlerdi.
İLK GENÇLİK YILLARINIZ NASIL GEÇTİ, YAZI HAYATINA NASIL BAŞLADINIZ?
Balıkesir Öğretmen Okulu’nda leyli meccani (parasız yatılı) okuyordum. Bu, aileden uzakta ilk kalışımdı. Yalnızlık çekiyordum. Bu dönemde, okulda benden bir sınıf ilerde bir çocuk vardı. Şiir yazıyordu. Yazdıklarını okuyunca şaşırdım. “Çok zor bir iş yazmak, nasıl yazıyorsun?” dedim. “Kolay, parmak hesabı ile yazıyorum” dedi. Birlikte oturup manzume yazdık. Böylece şiir yazmaya başladım. Benim söyleyecek çok şeyim vardı. Bir kere, aşıktım. Çok uzaktaydım. O hicran ile bazı şeyler yazdım. İlk şiirim “Kubilay” idi. O zamanlar Kubilay ile ilgili bir hadise olmuştu. “Kubilay” şiiri beğenildi, ben şımardım. Daha çok yazmaya başladım. Bir yandan da Bursa’ya dönmek istiyordum. Aklıma hasta taklidi yapma fikri geldi. Hastalığı oynamaya başladım. Doktor, oyun oynadığımın farkına vardı. “Burada parasız okuyorsun. Senin yerinde olmak isteyen çok kişi var, okumayacaksan kalk git memleketine!” dedi. Bunun üzerine Bursa’ya döndüm.
GAZETECİLİK HAYATINA BAŞLAMANIZ NASIL OLDU?
1930’lu yıllarda başladım. Bursa’da belediyeye memur olarak girmiştim. Ayda kırk lira kazanıyordum. Halkevi’nde çalışıyordum. Halkevi’nin bir dergisi vardı, Uludağ adında. Bir edebiyat dergisiydi Uludağ. Onun çıkarılmasında görev aldım. Bu edebiyat dergisini dört sene çıkardık. Böylece basın hayatım başladı. Savaş yıllarıydı o zamanlar. O dönemde Musa Ateş isminde bir gazeteci vardı. O askere alındı. Gazete artık çıkamayacaktı. Dönemin meşhur Bursa Valisi Refik Koraltan da beni sorarak “Halkevi’nde dergiyi çıkaran bir çocuk vardı, o çıkarsın gazeteyi” demiş. Beni çağırdılar. Bursa’daki gazeteye memur oldum. Böylece başladım.
İLK YAZILARINIZ NEREDE ÇIKTI?
İlk olarak Vatan, Son Posta ve Tasvir gazetelerinde yazmaya başladım. Üçüne de aynı haberi ayrı ayrı üç kere yazıyordum.
İSTANBUL’DA BABIALİ HAYATINIZ NASIL BAŞLADI?
Bursa ile irtibat halinde olan kişiler, gazeteler vardı. Son Posta gazetesinin sahibi Ragıp Emeç’le konuşmuştuk. Siyasete girmek istediğini söyledi. Hem milletvekilliği hem gazetecilik yapacaktı. O sene, 1946’da Demokrat Parti kuruldu. Ben de Bursa’da onun kuruculuğunda görev yapıyordum. Bu arada gazetecilik de devam ediyordu. Bursa’daki çalışmalarım, İstanbulda’ki gazetelerde çalışmama vesile oldu.
İLK KİTABINIZ NEDİR?
İlk kitabım “Başvekilim Adnan Menderes”, “Menderes’ten Celal Bayar”a ise ikinci kitabım oldu.
TOPLAMDA KAÇ ESER VERDİNİZ?
120’yi aşkın basılmış kitabım var.
PEKİ BU 120 KİTAP İÇİNDE SİZİN EN ÇOK DEĞER VERDİĞİNİZ, EN KIYMETLİ ESERİNİZ HANGİSİ SİZİN İÇİN?
Benim için hepsi kıymetli, evlat gibi...
FAKAT İLK KİTABINIZIN YERİ AYRIDIR, DEĞİL Mİ?
Evet ilk kitabın bana büyük yardımı olduğu için minnettarım. Yeri ayrı.
SİZ AYNI ZAMANDA ŞAİRSİNİZ DE, PEKİ GAZETECİLİK YAPARKEN DE ŞİİR YAZMAYA DEVAM ETTİNİZ Mİ?
Tabi aynı zamanda şiir de yazıyordum. Bursa’ya döndüğüm zaman vaziyetim iyiydi, ama biraz daha paraya ihtiyacım vardı. Bu arada akrostiş yazmaya başlamıştım. Bir tane yazdım. Okundu ve beğenildi. Para da kazanmaya başlayınca başkaları için de akrostiş yazmaya başladım. Şiir kitabım da yayınlandı.
İSMET BOZDAĞ HANGİ ŞAİRLERİ SEVER?
Şair sevmem ben. Şiir severim. İyi şiir yazan herkesi okurum.
KEMAL TAHİR DE DOSTUNUZ İDİ, ONUNLA TANIŞMANIZ KAÇ YILINDA OLDU?
Yazar Sabahattin Selek aracılığıyla 1957 yılında tanıştım. Kemal Tahir’in vefatına kadar, 1974’e dek sürdü bu dostluk.
KEMAL TAHİR’İ YAKİNEN TANIYORSUNUZ. NASIL BİR AYDINDI, NASIL BİR ROMANCI İDİ?
Çok büyük bir romancıydı. Ciddiye almıştı romanı. İyi bir fikir adamıydı. Her şeyden evvel iyi bir vatandaştı.
ŞU ANDA KALEME ALDIĞINIZ BİR ESER VAR MI?
Şu anda hiçbir şey yazamıyorum. Gücüm yetmiyor yazmaya.
SİZE YARDIMCI OLABİLECEK BİRİ OLSA HANGİ KONULARDA YAZMAK İSTERSİNİZ?
Siyasi. Yakın tarih hakkında yazmak isterim.
GENÇ GAZETECİLER MESLEKLERİNİ YAPARLARKEN BAZI SIKINTILAR VE TELKİNLERLE KARŞILAŞABİLİRLER, GÜÇ DURUMA DÜŞEBİLİRLER. ONLARA NELER TAVSİYE EDERSİNİZ?
Bunlar öğretilmez. Kendiliğinden gelişir. Öncelikli olarak vicdan dinlenilmeli. Yanlışa gitme mecburiyeti dahi varsa, usturuplu olarak ilerlemelidir. Yazılan şeyler orijinal olmalıdır. Yeni sözler söylenmelidir. Ben fıkra yazdım. Her türlü konuyu işledim. Zıt meseleleri ele aldım. Ama hep ihtiyatlı davrandım, yanlışa düşmedim.
İSMET BOZDAĞ KİMDİR?
13 Mart 1916 tarihinde Bursa'da doğdu. Orta tahsilini Bursa’da yaptı. İ.Ü.İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. Memurluk ve gazetecilik yaptı. Önce şiir yazdı, sonra araştırmaya yöneldi. Radyo oyunları yazdı. 1940-1952 yılları arasında Ankara Radyosu’nda 23 oyunu yayınlandı. İlk şiirlerini şair Celal Sılay ile birlikte, 1934 yılında yayınlanan Üç Mum Yandı adlı kitapta topladı. Bundan sonraki şiirlerini, 1943 yılında yayınlanan Gönderilmemiş Mektuplar adlı kitabında topladı. Kitapları daha çok tarih felsefesi, sosyal antropoloji ve yakın tarih alanındadır. Bazı eserleri İngilizce, Arapça, Urduca ve Çinceye çevrilmiştir. Bozdağ, 15 Ekim 2013 tarihinde İstanbul’da hayata veda etti.
ESERLERİ:
Şiir:
Üç Mum Yandı, Gönderilmemiş Mektuplar
Diğer Eserleri:
Başvekilim Menderes, Atatürk ve Eşi Latife Hanım, Atatürk İnönü Bayar Çekişmeleri, Atatürk'ün Sofrası, Abdülhamid'in Hatıra Defteri, Demokrat Parti ve Ötekiler, Kemal Tahir'in Sohbetleri, Atatürk'ün Anıları, The Ard İdea, Üçüncü Çözüm, İşte Japon Modeli, Sovyet Marksizmi Çin Marksizmi ve Türkiye Gerçekleri, Osmanlı Devlet ve Toplum Yapısı, Bir Darbenin Anatomisi/ 27 Mayıs İhtilali, Demirkırat Aldatmacası, Değişim Şafağı, Mustafa Suphi'yi Kim Öldürdü?, Osmanlıların Son Kahramanları, Beyaz Anılar.