Cumhuriyet Halk Partisi'nde kurultayın ardından 2015 için sahaya inmeden önce siyasi devinimler de başladı. Pazartesi günü Adana'ya gelen Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran'ın ziyaretleri sırasında da perde gerisinde bu gündem maddesi vardı.
Oran, örgüt ziyaretlerinin yanısıra bazı temaslarda da bulundu ve bir nevi Adana'yı yokladı diyebiliriz. Bu görüşmeler de elbette resmi gündem olmasa da talepler de konuşuldu, fikir alışverişi yapıldı.
CHP kulislerde hangi isimlerin aday adaylığına hazırlandığından ziyade daha önemli olan gündem maddesi aday belirleme sürecinde hangi yöntemin kullanılacağı. Yani CHP Genel Merkezi Adana için önseçim yöntemiyle mi milletvekili aday listesini belirleyecek, yoksa atama yöntemini mi kullanacak? Bu iki seçeneğin yanında bir de ara formül bulunuyor.
Ankara hem örgütlerin taleplerini görmek hem de kendi inisiyatifini kullanmak adına fermuar olarak adlandırılan yöntemi de kullanabilir. Çünkü fermuar sistemi, milletvekili listesini örgütlerin iradesiyle şekillendirmeye imkan tanırken, Ankara'nın inisiyatif kullanmasına de imkan veriyor.
Sosyal demokrat bir partide elbette beklentiler doğal olarak parti içi demokrasinin tam olarak işletilmesi. Bunun en iyi yolu da adayların önseçim yolu ile tabanın iradesi gözetilerek belirlenmesi.
CHP örgütlerinin ve hatta belediye başkanlarının da talebi ön seçim. Kurban Bayramı'nda düzenlenen bayramlaşmada partililere hitap eden Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin de parti kamuoyuna açıkça önseçim istediklerini deklare etti.
Tam burada satır arasındaki mesajı okuyalım. Karalar ve Çetin tabii ki milletvekili adayı olmayacak. Bu anlamda duruşlarını örgütlerden gelen iki belediye başkanının ilkesel duruşu olarak ele alabiliriz.
Ancak başka bir açıdan da süreçte etkin rol alacaklarını okumak mümkün. Çünkü belediye başkanlarının üyeler ve delegeler üzerine her zaman yönlendirici etkisi olur. Bu domine etme avantajlarını hangi adayların lehine kullanacakları çok önemli. Sözün özü Karalar ve Çetin'in sürece etik olarak tam müdahil olmasa da yönlendirici olacakları beklentisi hakim.
Önseçim Kemal Kılıçdaoğlu'nun kişisel olarak da benimsediği bir yöntem olsa da bazı konjontürel koşullar Ankara'yı inisiyatif kullanma yetkisini kullanmaya itiyor. Bu tartışmalar yalnızca Adana'da değil diğer büyükşehirlerde de gündeme geliyor.
Örnekse; örgütlerin üye yapısı ve CHP'nin sol ve sosyal demokratların dışındaki seçmen kitlelerine açılma eğilimi Ankara'nın bu konuda elini güçlendiriyor. Mesela iş dünyasının temsilcilerinin CHP'de siyaset yapma gişimi örgütte pek karşılık bulmuyor. Dolayısı ile bu aday adaylarının örgüt tabanından vize alarak önseçimden çıkması zor ihtimal.
Ayrıca sosyal demokrat tabanın “sağcılaşmakla” eleştirdiği ama CHP kurmaylarının “Herkes için CHP” vizyonuyla yürüttüğü; yolsuzluk, talan iddiaları ve antidemokratik uygulamalardan dolayı gidişattan memnun olmayan sağ seçmeni CHP'ye taşıyabilecek tandanstan isimlerin entegrasyonu da önseçime takılıyor.
İşte bu anlamda örgütler ile Ankara arasında ciddi bir ikna süreci yaşanacak. İl yönetimi, ilçe yönetimi ve belediye başkanları önseçim taleblerini ısrarcı bir şekilde Ankara'ya iletecek ve sonuç almaya çalışacak.
Pek tabii ki kulislerde isimler de dolaşmaya başladı. Şu anda isim konuşmak için çok erken olsa da CHP'de milletvekili aday adaylığında sayıca bol ve rekabeti güçlü isimlerin yarışmaya hazırlandığını şimdiden söyleyebiliriz.