Taner Talaş:BİM Market

Taner TALAŞ yazdı

20 Ekim 2014 Pazartesi 10:22

Her hangi bir markanın ismini ve özelliklerini belirterek yazı yazmak matbuatın usulünde yoktur ama uzun süredir takip ettiğim ‘Yeni Türkiye’nin önemli market markası BİM’i yazmak artık farz oldu. Zira BİM artık bir market olmaktan öte yaşam biçimi olduğunu kısa sürede kanıtladı. Türkiye sathında takriben 5 yıllık geçmişi olan BİM market artık sosyolojik bir fenomen.

       Olan bitenin tesadüf olmadığına, BİM’in ciddi bir arka planının olduğuna, kendi alanında ihtisas sahibi mühendislerin, psikologların, davranış bilimcilerin, piyasa uzmanlarının, anketörlerin, sosyologların BİM projesinde yer aldığına, kısaca BİM’in toplumsal bir mühendislik projesi olduğuna kanaat getirdim.

     BİM marketlerin kendine mahsus anlamlandırmakta zorlandığımız, kendi alanında ilk olan tasarım kapısından başlayalım. Kapıdan içeri giriyorsunuz, kendinizi asansör gibi bir kabinin içinde buluyorsunuz, direk içeri girmeniz gerekirken sol tarafınızda bir kapı daha beliriyor. Sol taraftaki kapıyı itince içeri girmiş oluyorsunuz.  Kesinlikle bu kapı psikanaliz açısından tahlil edilmeli.

      Market içerisi olağanüstü huzurlu. Alış verişin yoğun olduğu saatler ve özel günler huzuru bozmuyor. İndirimli ürünler nedeniyle izdiham dahi olsa hiç bir gürültü yok .Kasa da kendini İsviçre vatandaşı zanneden ukala müşteri profili BİM’den içeri girince resmen ıslah oluyor.

     Personel sayısı yok denecek kadar az olmasına rağmen, market düzeni bozulmuyor. Diğer marketlerde var olan müşteri refleksleri  BİM’de yok. Aldığı ürünü almaktan vazgeçen müşteri ,ürünü aldığı yere geri bırakıyor. Diğer marketlerde gıdayı deterjan rafına bırakma adeti kesinlikle BİM’e uğramıyor. Müşteriler sanki BİM’in karına ortak gibi.

        Bir yakınım her gün gittiğini söylüyor. Müthiş bir aidiyet duygusu söz konusu. Kesinlikle başka bir marketten alış veriş yapmıyor. Ayağının alışmasına karşın israf kültürü oluşmuyor. Alışveriş merkezlerinde var olan kışkırtıcılık, ihtiyacının dışında olan ürün alma gerçeği BİM’de olmuyor. Her gün uğranmasına karşın, ihtiyaç hissedilmeyen ürün alınmıyor. Aklım almıyor. Tüketim toplumunun temel sacayağı olan market kültürü, kendisi de bir market olan BİM eliyle yer ile yeksan oluyor.

       Kesinlikle alt ve orta grubun dışında üst sekment müşteri profili de BİM’den alışveriş yapıyor. Lüks bir restoranın sahibi arkadaşımın tespiti hayli düşündürücü. BİM’den alış veriş yapmaya başlayan restoran müşterileri artık yemek için dışarı çıkmıyor diyor. Bu gözlemin sonucu açık. BİM aynı zamanda müşterilerine yeni bir yaşam tarzı da aşılıyor. BİM’den alış veriş yapan üst grup, artık lüks restoranların fiyat politikasını sorgulamaya başlıyor.

     Ak Partililerin sahip çıktığı tezine kesinlikle karşıyım. Toplumun tüm kesimleri BİM’den alış veriş yapıyor. Sağcı, solcu, ülkücü, liberal hatta sosyeteyi görmek mümkün. Bu arada önemli bir hakkı teslim edelim. Ürün kalitesi beklentilerin üzerinde. BİM vesilesiyle Anadolu da imalat yapan yeni bir KOBİ sınıfı doğmuş durumda.

     5000 şubesi olan BİM yeni filizlenen Anadolu markaları için bulunmaz bir tanıtım fırsatına dönüşmüş durumda.

       Şimdiye kadar yazdıklarımın hepsini anlamaya çalışıyorum ancak tek bir konuyu çözemedim. BİM’in ortağı gibi davranan müşteriler alış veriş sonrası kasiyer görmeden  ,ürünleri poşete doldururken neden boş BİM poşetlerinden alabileceği kadar alıp eve götürüyor?

       Özellikle bayan müşterilerin tamamına yakını bu refleksi gösteriyor. Bizzat gördüm iş adamı arkadaşımın eşi de takriben beş adet boş BİM poşetini alış veriş torbasına atıverdi. İhtiyaç yada sosyal statüyle açıklayamayacağımız bir durum söz konusu…

       Tüm bu gerçeklerin ışığında BİM’e  sadece  bir markettir diyebilir miyiz?

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.