O bir Çukurova sevdalısıydı

O bir Çukurova sevdalısıydı

22 Ekim 2014 Çarşamba 10:23

Dünya çapında tanınmış Türk arkeolog Halet Çambel, 98 yıllık ömrünün büyük bölümünü, Kadirli’de ki Karatepe-Aslantaş bölgesinde başlattığı çalışmalara adadı. Buranın, Hitit hiyerogliflerinin çözüldüğü yer olarak tanınmasını sağlayan Çambel, ayrıca oluşturduğu Aslantaş Açık Hava Müzesi ile de Türkiye’de “yerinde koruma modeli"ni gerçekleştiren ilk arkeolog olmuştu. Çambel, geçen gün Adana’da müzecilik ve arkeoloji ile ilgili bir etkinlikte anıldı. Adana Medya olarak biz de onun hayatının yeni nesile ışık tutması amacıyla bir Halet Çambel çalışması yaptık. >>2’de

Türkiye’nin aydın yüzü: Halet Çambel

ADANA MEDYA - Türkiye’nin arkeoloji alanında yetiştirdiği en önemli isimlerden Prof. Dr. Halet Çambel, kısa bir süre önce 98 yaşında aramızdan ayrılmıştı.  Osmaniye'nin Kadirli İlçesi'ndeki Karatepe Köyü'nde gerçekleştirdiği arkeolojik kazılarla 'Aslantaş Açık Hava Müzesi'ni oluşturan Halet Çambel, geçen günlerde kurduğu müzede yapılan törenle anıldı. Adana Medya olarak, Hitit dilinin çözülmesinde büyük katkısı olan değerli bilim insanı Halet Çambel’in daha iyi tanınmasına vesile olmak amacıyla, bugünkü sayfamızı ona ayırıyoruz.

AİLESİ VE GENÇLİĞİ

27 Ağustos 1916'da Berlin'de dünyaya geldi. Babası, Almanya'da askeri ataşelik görevi yapan ve Atatürk'ün yakın arkadaşlarından Hasan Cemil Bey, annesi dönemin Berlin Büyükelçisi İbrahim Hakkı Paşa'nın kızı Remziye Hanım'dır. Dört çocuklu ailenin üçüncü çocuğu idi. Hukukçu ve gazeteci Leyla Çambel ile kanser araştırmacısı Perihan Çambel'in kardeşi, mühendis Bülent Çambel’in ablasıdır. 1. Dünya Savaşı sonrası mütareke döneminde anne babası ile bir süre İsviçre ve Avusturya'da yaşadıktan sonra, cumhuriyetin kurulmasını takiben 8 yaşında Türkiye'ye geldi. Ortaokul ve liseyi Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde okudu. Sanat tarihi öğretmeninin etkili anlatımı ve İstanbul'un tarihi mekanlarına düzenlediği geziler lise yıllarında onu derinden etkiledi. Okulda, eskrim sporu ile de tanıştı ve bu konuda ustalaştı. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra Fransız hükümetinden aldığı bursla Paris Sorbonne Üniversitesi'nde 3 yıl arkeoloji lisans öğrenimini gördü; ayrıca Hititçe ve eski İbranice öğrendi. İlk kazı deneyimini 1935 yılında yaşadı. Dr. Kurt Brittel’in başkanı olduğunda Alacahöyük kazısına stajyer olarak katıldı.

OLİMPİYATLARA KATILMASI

Fransa'daki lisans öğrenimi sırasında boş vakitlerini eskrim ve binicilikle değerlendiren Çambel, 1936 Yaz Olimpiyatlarında eskrim dalında Türkiye'yi temsil etti ve Suat Fetgeri Aşeni ile birlikte olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporcu oldu. Turnuva sırasında Adolf Hitler tarafından görüşmeye çağrılan Çambel, hükumetin izni olmadan görüşmeyeceğini bildirerek reddetti.

TÜRKİYE'YE DÖNÜŞÜ

1938 yılında lisans öğrenimini tamamladıktan sonra Sorbonne'da doktora yapmaya başlayan Çambel, 1939 yılının yaz aylarında İstanbul Fransız Arkeoloji Enstitüsü'nün, Dr. Emilie Haspels baskanlğında yürüttüğü Yazılıkaya/Midas şehri kazısına katılmak üzere Türkiye’ye geldi. II. Dünya Savaşı sebebiyle Fransa’ya dönemeyince İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde Helmuth Theodor Bossert’in asistanlığını yaptı. 1940 yılında Tan Gazetesinde çalışan sol görüşlü bir gazeteci-yazar olan Nail Çakırhan ile evlendi. Üniversitede kadro olmadığından bir süre Haydarpaşa Lisesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı. Doktora çalışmasına İstanbul Üniversitesi’nde devam eden Çambel, Türk Tarih Kurumu adına Kırşehir Hashöyük'teki kontrol kazısını gerçekleştirdi. 1946'ya kadar Dr. Bossert ile birlikte Anadolu’da araştırma gezileri yaptı.

KARATEPE KAZILARI

1946 yılında Kayseri-Adana arasında kalan bölgedeki Hitit eserlerini incelemek için Bossert ile bilikte çıktıkları gezide Karatepe bölgesindeki kalıntılara ulaşmaları kariyerinde belirleyici oldu. Araştırma ekibi, Hitit hiyeroglifleri ve Fenike yazısının bir arada kullanıldığını görmüş ve Fenike yazısı tercüme edilebildiği için, bu keşif Hitit hiyerogliflerinin nihai çözümü olmuştur. Karatepe-Arslantaş Höyüğü’nde Bossert tarafından başlayan kazı çalışmalarına 1952’den sonra Çambel başkanlık etti. Karatepe’de ortaya çıkarılan arkeolojik buluntuların restorasyonu, korunması ve sergilenmesi için bir açık hava müzesi kurulmasına ön ayak oldu. Mimar Turgut Cansever’in yaptığı projenin uygulanması işini Çambel’in eşi Nail Çakırhan yürüttü. 1948-199 yıllarında, Karatepe'deki çalışmaların yanı sıra Fransız Arkeoloji Enstitüsü'yle birlikte Yazılıkaya/Midas şehri kazısını yürüttü.

1960 DARBESİNDEN SONRA

1960 İhtilali'nden sonra 147'ler listesinde yer alarak üniversiteden ihraç edildi. Eşiyle birlikte Karatepe’de çalışmalara devam eden Çambel, 1962-1963’te Almanya'da Saarbrücken Üniversitesi'nde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi’ndeki görevine döndü ve Prehistorya Kürsüsü’nü kurdu. 1964 yılında Chicago Üniversitesi'nden Robert J. Braidwood ve eşi Linda S. Braidwood'la birlikte Ergani'de Çayönü höyüğü kazısına başladı. Kote Çemi (Hilar - Çayönü) kalıntılarını gün ışığına kavuşturdu; bu bölgede günümüzden 8.000 yıl önce avcı-toplayıcılıktan tarıma geçildiğinin kanıtlarını ortaya çıkardı. Çambel'in çabalarıyla kurulan İstanbul-Chicago Üniversiteleri Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Araştırma Kamu Projesi çerçevesinde, 1964’te Urfa-Bozova’da Biris Mezarlığı ve Söğüt Tarlası, 1968 ve 1970’de Diyarbakır Girikihacıyan kazıları gerçekleştirildi. Çambel, Keban Barajı’nın yapımıyla su altında kalacak olan alanların taranması için 1966’da başlayan çalışmalara öncülük etti. 1976'da Tübitak'a bağlı bir Arkeometri Ünitesi kurulmasına katkıda bulundu.

EMEKLİLİK YILLARI

1984 yılında emekli oldu. Kazılara katılımını ve yazılarını emekliliğinde de sürdürdü. Arnavutköy'de “Kırmızı Yalı” olarak bilinen ailesinden kalma evini 2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi'ne bağışladı. Yapı, Halet Çambel ve Nail Çakırhan Arkeoloji ve Geleneksel Mimarlık Araştırmaları Merkezi'ne dönüştürülmek üzere restore edilmektedir. 2005 yılında Hollanda devletinin kültür ve kalkınmaya hizmet edenlere verdiği Prens Claus Ödülü'nün sahibi oldu. 2010 yılında kendisine T.C. Kültür Bakanlığı tarafından Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verildi. 12 Ocak 2014 tarihinde İstanbul'daki evinde yaşamını kaybetti.

HALET ÇAMBEL'İ ÖLMEDEN BİRKAÇ SAAT ÖNCE GÖREN ARİF KESKİNER, ŞUNLARI SÖYLEDİ:

"Bize Halet ablayı, 'Karatepe'de bir kadın var, ayağı şalvarlı, sıtmanın yaygın olduğu dönemde elinde iğneler köy köy dolaşan, okuma yazma seferberliğini tek başına sürdüren bir kadın' olarak anlattılar. Geçen cumartesi günü saat 17.00'de Halet ablayla beraberdim. Bir iki arkadaşımla ziyarete gittik. Halet abla yatıyordu ama haberi vardı geleceğimizden. Onun çok sevdiği tatlılardan almıştım, sütlü tatlıları çok severdi. Eve gelen birisinden Halet ablaya grip bulaşmış o gribi kaldıramadı. Konuşamıyordu. Ona tatlılardan iki kaşık yedirdik. Halet ablama ben Osmaniye'ye gidiyorum bir isteğin var mı diye sordum konuşamıyordu. Selamlarını götüreceğim dedim Osmaniye'ye, başını salladı. O günün sabahında saat 05.00'da Halet abla yüreğini teslim etti."

ARKEOLOG OLMAYI NEDEN İSTEMİŞTİNİZ?

Arnavutköy Kız Koleji’nde okurken önce fiziğe merak sardım fakat yeni gelen fizik ho­cası zayıftı. Sonra bir sanat tarihi hocası geldi. O her hafta öğrencileri İstanbul’daki tarihi yerlere götürüp gezdirirdi. O hocanın etki­siyle bu alana merak duydum. Sonuçta 1935 yılında Fransa’daki Sorbonne Üniversitesi’ne Arkeoloji okumak için gittim.

BABANIZ ATATÜRK’ÜN ARKADAŞIYDI. SİZ HİÇ ATATÜRK’Ü GÖRDÜNÜZ MÜ?

Evet. Ortaokul, lise yıllarıydı… Biz Arnavutköy’de oturuyorduk. Burası Rum balıkçı köyüdür. Orada akıntı burnu vardır. Atatürk’ün bir motoru vardı. Bazen gelir akıntı burnunu geçerdi. Biz onun geldiği­ni duyunca, “Ya ya ya, şa şa şa, Gazi Paşa çok yaşa..” diye tezahüratta bulunurduk. Lise yıllarında, bir defasında babamla bir­likte Atatürk ile aynı sofrada bulunmuştum. Bambaşka güzellikte bir insandı. Son derece yakışıklı, keskin gözlü… Hareket­leri bir kaplan gibi yumuşaktı. Atatürk’ün Türkiye’de arkeolojinin gelişmesine de çok büyük katkıları oldu. Ahlatlıbel kazılarına gitti. Tarihe çok meraklıydı.

ESKRİM TAKIMINDAKİ DİĞER ARKADAŞINIZ SUAT FETGERİ AŞENİ TARI İLE ADOLF HİTLER’İ NASIL REDDETMİŞTİNİZ?

Arnavutköy Kız Koleji’nde öğrencilerin katılabileceği folklor, tiyatro gibi etkinlikler vardı. Bunlardan bir tanesi de eskrimdi. Ben de eskrim eğitimlerine katılmıştım. Hocamız beni Beşiktaş Eskrim Kulübü’ne aldı, orada yetiştirdi. Fransa’ya gittikten sonra, bir tatilde İstanbul’a gelme hazırlıkları yapıyordum. Dediler ki “Gelme, Budapeşte’ye git, olimpiyatlara gidiyoruz.” Budapeşte’ye gittim. Burada bir hazırlık döneminin sonunda Berlin’e gidip olimpiyatlarda müsabakalara çıktık. Türkiye’den gelen iki kadın sporcu vardı. Birisi ben, diğeri Güreş Federasyonu Başkanı Ahmet Fetgeri’nin kızı Suat Aşeni Fetgeri idi. Sonradan duyduk ki Olimpiyatlara kızların da katılmasını Atatürk istemiş. Bize verdikleri Alman mihmandar sporcu kız, Bizi Hitler’e takdim etmeyi önerdi. Biz de, ‘Hitler rejimi olunca gelmezdik. Ancak hükümetimiz bizi gönderdiği için mecburen geldik’ dedik. Bu yüzden mihmandarımızın önerisini kabul etmedik.

KARATEPE’DEKİ KAZILARDA SADECE TARİHE DEĞİL, BÖLGE HALKINA DA IŞIK TUTTUĞUNUZ SÖYLENİYOR. NELER YAPTINIZ?

Tarihi eserlere sahip çıkılması eğitimle mümkün. Komşulara ‘Çocuklar sizden, defter kalem bizden. Çocukları gönderin, saat beşten sonra okutalım’ dedik. Çocuklar sabah beşte geldiler, ırmağa gitmemeleri için aşçımızı başlarına koyduk. Mutfağın yanına sıralar kurduk, işten sonra derse giriliyordu. Burada ayrıca geleneksel olarak kilim dokumacılığı yapılıyordu ancak doğal değil kimyasal boya kullanılıyordu. Bunlar da akıyordu. Biz dedik ki, doğal boya kullanırsanız daha iyi olur. İlk dokunan kilimi biraz yüksek fiyatla biz satın aldık. Bu sefer herkes heveslendi ve doğal boyaları kullanmaya başladı. Buraya ilk geldiğimiz yıllarda köyde doktor yoktu. Burada bir ilk yardım istasyonu kurduk. Bir arkadaş Eczacılar Birliği’nin Genel Sekreteri’ydi. Evvela ilaç gönderdi. Burada her türlü yara-bereye, yanığa, basit hastalıklara elimizden geldiğince yardımcı olduk. Her gün 5-6 hasta gelirdi.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.