Sözlü'nün Adana ajandası

Armağan Kabaklı yazdı

23 Ekim 2014 Perşembe 11:52

Gazetecilik dağarcığımdaki Adana, vasatın tartışılarak sığ bir düzlemde gelecekarayan bir şehir hüviyetinde. Modern dünyanın gelişmişliğinden nasibini almayan, icraatların değil de insan unsurunun yarıştığı bir kent modeli.

 

Ancak artık bir şeylerin değişmesinin vakti geldi de geçiyor. 30 Mart'ta şekillenen irade, genel siyasi tablo açısından bir mesaj verse de adalet ve demokrasi itirazının yanısıra yerel bir takım taleplerin olduğu yönünde de kanaat ortaya koydu.

 

Adana'nın yaptığı tercihler hem ulusal hem de yerel anlamda mesaj içeriyor. Üzerine basa basa bunu söylemek gerek. Çünkü Adana halkı sosyokültürel ve sosyoekonomik olarak entegre bir şekilde zamanda yol alırken, şehircilik bu parametrelerde maalesef geride kaldı.

 

Bir meydanı, halka açık alanları, kişi başına düşen yeşil alan oranı ile Avrupa standartlarının çok gerisindeyiz. Bunu kabul etmek gerek. Sorunu bilmek çözüme ulaşmanın ilk adımıdır. Kentin şehvet verici tartışma gündem maddeleri olduğu kadar, temelde tüm kesimlerini ilgilendiren sorunları da var.

 

Örnekse şehir planlaması, ulaşım ve kentilik kültürüne entegrasyon gibi biribirine paralel yürümesi gereken gelişim-dönüşüm tümüyle ele alınmadan Adana geleceğe bakamaz. Bugün artık kente yük olmaya başlayan ulaşım sorunu travmaya dönüşmeden geleceği gören çözüm önerileri tartışılmalı.

 

İlçe belediyeleri kendi sınırları içerisinde mikro düzenlemelerle gelişmeye yüzünü dönüyor. Seyhan, Çukurova ve Yüreğir kentsel dönüşüm ile rahabilite olacak. Özellikle Seyhan ve Yüreğir'in buna ihtiyacı çok ihtiyacı var. Bu iki ilçe için ana gündem maddesinin kentsel dönüşüm olduğunu söyleyebiliriz.

 

Makro ölçekte ise Adana Büyükşehir Belediyesi'nin vereceği yön çok önemli. Burada Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü'nün ajandası karşımıza çıkıyor. Aytaç Durak'ın kuzeye yönelme fikri Adana'nın geçmiş çeyrek asrı için reform sayıllabilir. Uygulamada çok eleştirdiğimiz tarafları var elbet. Burada maksat bir nispet yapmak değil.

 

Lakin şehircilik anlamında dünyada yaşanan gelişmelere bakarsak bu reform kendi zamanının koşullarıyla gerçekleşti diyebiliriz. Ardından idare-i maslahat devri başladı ve dünya dönerken yerimizde saydık. Kentin kırışıklıklarına yapılan makyaja umut bağladık.

 

Mikro değişimin yanında makro anlamda da kentin yüzünü geleceğe çevirecek adımlar Hüseyin Sözlü'nün ajandasında. Geçtiğimiz günlerde bir başkan danışmanı ile sohbetimiz oldu. Sohbet esnasında bana anlattıkları bu ajandanın sayfalarının yeterince dolu olduğunu gördüm.

 

Sözlü şayet kuşatılmaz, boğulmaya çalışılmaz ve siyasi taasupla önü kesilmezse modern dünyaya uyum sağlayacak bir Adana'nın temeli atılabilir. Çünkü Sözlü'nün elindeki en büyük itici güç, kanıksamışlığın dışında olması. Dolayısı ile Büyükşehir'in yenilenen kadrolarıyla birlikte  kanıksamışlığın yırtarak iyiye yönelebilir, zamana ayak uydurabilir.

 

Vasatın övülüp, Adana'nın iyiden uzaklaştırıldığı dönemin, tarihe not düşerek rafa kalkması gerek, yeni bir sinerji oluşturmak gerek artık. İşte bu sohbette detay vermemek kaydıyla edindiğim bilgiler büyük adımların teknik ve psikolojik altyapısının hazırlandığının, yeni bir reformun ipuçlarını gördüm.

 

 

Yeni bulvarlar ile ulaşımda, planlama ile bir şehir bütünlüğü oluşturmada, Tepebağ'dan diğer tarihsel zenginliklerin kentleşmeyle entegre edilmesine kadar bir çok plan var Sözlü'nün ajandasında.

 

Zaman lehimize işlerken başarısılığın hem etkeni olup, hem de başarısızlıktan siyasi kazanç elde etmek yerine çoğulcu ve katılımcı bir anlayışla 5 yılı kazanmanın önünü açan, omuz veren bir sinerji yakalanırsa Adana başarır. Yoksa hep birlikte kafamızı kuma gömüp birbirimizi suçlamaya devam ederiz.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.