Demokrat Parti Adana İl Başkanı Fatih Köylü, bir dönem “İmar Partisi” olarak adlandırılan belediye merkezli rant ilişkilerinin halen devam ettiğini iddia ederek, “MHP’nin CHP ile CHP’nin AKP ile inanılmaz ilişkileri var. Derin ilişkiler halen bitmiş değil. Bir gün belki siyaseti bıraktığımda bir kitap yazarsam hepsini detaylarıyla anlatacağım” dedi.
Köylü, Adana Medya’ya yaptığı açıklamada, mevcut meclis üyelerinin bu derin yapılanla içerisinde yer aldığını ileri sürerek, parti il başkanlarının da durumdan haberdar olduğunu ancak ses çıkarmadıklarını söyledi. Köylü, “Kapalı kapılar ardında pazarlıklar dönüyor. Bunlarla ilgili görevlendirilmiş insanlar var. Hüseyin Sözlü’nün bu yanlışları göreceğini düşünüyorum” dedi.
Adana’da derin bir rant yapılanması var
ADANA MEDYA – Yeniden yapılanma sürecine giren Demokrat Parti, mevcut iktidara alternatif olmak için kolları sıvamış durumda. Hedef merkez sağı tek çatı altında birleştirmek. Partinin yerel dinamiklerinden biri de hiç kuşkusuz Fatih Köylü. Uzun yıllardan bu yana teşkilatın içerisinde bulunan ve davasının her cefasını çeken fedakar bir isim olan Köylü, Adana Medya’ya yaptığı açıklamada, yerel gündemi değerlendirirken, çok tartışılacak ilginç iddialarda bulundu. Tecrübeli siyasetçinin ortaya attıkları gerçekten düşündürücü.
ADANA’NIN ŞU ANKİ SİYASİ YAPISI GELECEK İÇİN UMUT VERİYOR MU?
Geçen yerel seçimlerde bize en yakın olan MHP adayı Hüseyin Sözlü’ydü. Onu destekledik. Desteğimiz karşılığında meclis üyeliği istemedik. Ben Hüseyin Sözlü ile Adana’nın bir başarı yakalayacağına inanıyor ve inanmaya çalışıyorum. Ancak bu ekibi ile bir yere varacağını sanmıyorum. Sözlü’nün ekibinin takviye görmesi gerekiyor. Zira çok zayıflar. Gördüğüm kadarıyla Hüseyin Sözlü’nün hızına ayak uyduramıyorlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan günde 3-4 saat uyku uyuyan bir insan. Hüseyin Sözlü de aynı. Fakat bürokratları Hüseyin Sözlü’ye ayak uyduramıyor, proje üretemiyor. Bir belediye başkanı bir talimat verdikten sonra onu unutması lazım, o işin yapılmış olması lazım. Ancak işler bürokraside kilitleniyor. Burada Aytaç Durak’tan, Zihni Aldırmaz’dan gelen bürokrasinin Hüseyin Sözlü ile gelen yeni bürokrasi ile kaynaşamadığını görüyoruz. Fakat orkestra şefinin de Hüseyin Sözlü olduğunu unutmamak gerekir.
BÜROKRATLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK ÇÖZÜLÜRSE İLERLEME SÜRECİ BAŞLAR MI?
Elbette hayır. Adana’da inanılmaz bir derin yapılanma var. Derin Devlet diyoruz ya bir de Derin Adana var. MHP’nin CHP ile CHP’nin AKP ile inanılmaz ilişkileri var. Bu ilişkiler İmar Partisi ve İhale Partisi’de yarattı. Bu derin ilişkiler halen bitmiş değil, devam ediyor. Şu anki mevcut meclis üyeleri içinde de bu var. Bu yapıyı kırmak çok zor. Bir gün belki siyaseti bıraktığımda bir Adana kitabı yazarsam bunları gün ışığına çıkarmış olurum. İnanamayacağınız şeyler oluyor. Geri planda yapılan pazarlıkları bütün partilerin il başkanları biliyor ancak hiç biri sesini çıkarmıyor. “Şu listeden kaç kişi şuraya girebilir, şu arsa rantı nasıl olur?” hepsi pazarlıklar peşinde. Bunlarla ilgili görevlendirilmiş insanlar var. Hepsi birbirlerine derin yapı ile bağlanmış durumda. Hüseyin Sözlü’nün bu yanlışları göreceğini düşünüyorum. Masalarda akşam yemeklerinde buluşup rantları konuşmak yerine, kentsel dönüşümün nasıl sağlanacağı konuşulmalı.
ADANA’DAKİ TEŞKİLATLANMA ÇALIŞMALARINIZ NE YÖNDE İLERLİYOR?
Adana ile ilgili bütün partilerde sıkıntı var. Adana gerçekten çok değişik bir yer. Hatırlarsanız eski Vali İlhan Atış, taş atan çocukların ailelerinin yeşil kartlarını iptal edeceği yönünde bir açıklama yapmıştı. Bu açıklama aslında çok önemliydi. Vali Atış, inanılmaz derecede AKP’den tepki topladı. Bence doğru bir uygulama yapacaktı. Sonrasında tesadüfen Vali bey ile bir araya geldik. O zaman bize, “Bu adana nasıl bir yer? Buradaki insanlar bir şey yapmak istiyor, yapılmaması için heyetler geliyor. Ben Adana’yı 15-20 günde çözdüm. Ama yapacak bir şey yok” demişti.
YERELDEN ÇIKIP BİRAZ ULASALA DEĞİNELİM. PARTİ ÇALIŞMALARI HAKKINDA BİLGİ VERİP ÜLKE GÜNDEMİNİ DEĞERLENDİRİRMİSİNİZ?
Demokrat parti, Doğruyol Partisi ile Anavatan Partisi’nin birleşmesi süreci ile oluştu. Kuruluşumuz 1946’dır. Daha önce darbelerle kapatılmıştı. Doğruyol ve ANAP’ın bölünmüşlüğünden halk şikayetçiydi. Zaten bu bölünmüşlükler şimdiki AKP’yi çıkardı ortaya. Kişisel kavgalar ve hırslar vardı. Buna son vermek adına DYP’nin de ANAP’ın da liderleri ortak bir noktada buluştular ve Demokrat Parti’de birleştiler. Bütün malvarlığı ve borcuyla birleştirildi. Şöyle dönüp geriye baktığınız zaman bizim zamanımızda her şey yapılmış. Fabrikalar, barajlar, yollar. Bu iktidar zamanında da hepsi satılmış. Eski Başbakanımız Tansu Çiller ile bir görüşmemizde, “O zaman Türk Telekom’u 28 milyar dolara satmıştım çocuklar” dedi. Yani bitmişti işlem. Anayasa Mahkemesi bunu bozdu. Türkiye’nin tüm dış borcu 28 milyar dolardı. Ancak bu iktidar aradan geçen onca yıla rağmen aynı kurumu 5,5 milyar dolar sattı. Türk Telekom’un kasasında o zaman 1,5 milyar dolar vardı. Yani 3,5 milyar dolara gitmiş oldu. Ortada ki yanlışlığın en basit örneği bu. En son iktidarı bıraktığımız 2002 yılında pamuğun kilosu 1 lira iken mazotun da litresi 1 liraydı. Şu anda pamuk yine 1 lira, mazot ise 4,5 lira. Hesap o kadar basit. Çukurova çiftçisi hepsi birinci derecede Ziraat Bankası’na ipotekli. Doğru, zirai krediler düşüktür. Bizim zamanımızda başladı bu sistem. Şimdi ikinci derece ipotek çıkarttılar. Hiçbir banka normalde ikinci derece ipotek almaz. Bunun zararı çok önemli. İkinci ipotek kabul edenlerin hepsi de yabancı banka. Ziraat Bankası birinci ipotek almış, tarlanın yüzde 50’sine para vermiş. Gelmiş yabancı banka ikinci ipotek almış, kalanına da o vermiş. Aslında ovadaki tarlaların yüzde 75’i bankaların şu an, şahısların değil. Yani tapuda sizin adınız yazıyor olabilir ama asıl sahibi bankalar. Çiftçi üretiyor bankanın faizine ancak yetiyor. Çiftçiye kart vermişler, 100 bin, 200 bin lira limitte. Herkes bankalara çalışıyor. Şu anda gizli bir ekonomik kriz var zaten. Bizim zamanımızdaki fabrikaların tamamı kapatıldı. Bir Çukobirlik örneğini söylemeye gerek yok. 30 bin ortaklı bir yerdi. Hurdalarını bile sattılar.
GENEL BAŞKAN GÜLTEKİN UYSAL’A HALKIN TEVECCÜHÜ NASIL?
Son birkaç yılda biz de birkaç defa genel başkan değişikliğine gidildi. Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu’nun birleşme kongresinde yaşadığı başarısızlık bize çok büyük sıkıntılar yaşattı ve parti baraja takıldı. Sonraki süreçte Hüsamettin Cindoruk ile bir toparlanma oldu. Namık Kemal Zeybek zamanında ise ittifak ve genel görüşmeler bir türlü becerilemedi. Şu anki genel başkanımız gençlik kollarından gelme. 37 yaşında. Eğitimi dört dörtlük. Türkiye şartlarında öyle bir iktidar var ki yandaş medyada yer bulmanız çok zor. Siyaset üzerine yüksek lisans yapmış. Ailesi, Anıtkabir’i inşaa eden bir aile. Milletvekili, belediye başkanları çıkarmış bir aile. Ancak hiçbir televizyon kanalı Demokrat Parti’ye yer veremiyor. Çünkü tehdit ediliyorlar. İktidarın en çok korktuğu parti aslında biziz. CHP’nin zaten belli bir kitlesi var. CHP’den oy alamıyor iktidar partisi. Merkez sağdan oy alıyor. Bir de dikkat edin iktidarın söylemlerine. Tamamen MHP tabanına oynuyor. MHP’yi barajın altına atacak her türlü söylemde bulunuyor.
ÖNÜMÜZDEKİ GENEL SEÇİMLERE NASIL HAZIRLANIYORSUNUZ?
Yeni bir yapılanma içerisindeyiz. Hafta sonu Isparta’da bir toplantımız olacak. Şu anki hedefimiz 2015 seçimlerine hazırlanmak. Bu toplantı ile birlikte Demokrat Parti ivme kazanacak. Eski-yeni karması yapılması lazım Türkiye’de. Tamamen hepimiz yeni ve idealist gençlerle çalışalım. Bunun halkta karşılığının olması lazım. Şu an kararsızların Türkiye’de ikinci parti olduğu belirtiliyor. Ben birinci parti olduğunu düşünüyorum. Türkiye böyle bir durumda. Muhalefete güvenemiyor. İktidara ise ‘Başka çarem yok. Ekonomik istikrar bozulmasın’ diye oy verenler var. İktidarın kendi militan grubu var, bir de parayla elinin altında tuttuğu bir grup var. Siyaset artık para oldu. Bizim eski bakanlarımıza bakıyorsunuz bir tek oturdukları evleri var. Şimdikileri bakıyorsunuz 700 bin dolarlık saat takıyorlar. Bu bütün vatandaşlara hakarettir. Savcılar ne kadar kapatırsa kapatsın, bu dosyalar bir gün yeniden mutlaka açılacak.