Adana Valisi Şakir Paşa, ‘‘Halikarnas Balıkçısı’’ diye bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın babasıdır. Balıkçı'nın gençliğinde uzun yıllar hapislerde yatmasının sebebi söylendiği gibi öyle siyaset yüzünden değil, babasını vurmasıdır ve cinayete gerekçe olarak da Paşa babanın İtalyan geliniyle yani Balıkçı'nın karısıyla girdiği yasak ilişki iddia edilir. Ama işin ilginç olan tarafı, Şakir Paşa ailesinde hemen herkesin sanatçı olmasıdır. Bu aileye mensup olan Cevat Şakir yazar, Fahrünisa Zeyd, Nejad Devrim ve Aliye Berger ressam, Füreya seramikçi, Şirin Devrim de tiyatrocudur. >>2’de..
Oğlunun öldürdüğü paşa
ADANA MEDYA - Bugün Adana’nın batısında yer alan bir mahalleye adını veren Şakir Paşa, 1885 yılında doğmuş Osmanlı tarihçisi, yazar ve devlet adamıydı. 1891-1895 yılları arasında Sadrazamlık görevi yapan Cevat Şakir Paşa'nın kardeşi, Halikarnas Balıkçısı olarak tanınan roman ve hikaye yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın babasıdır. Şakir Paşa, Rumeli Beylerbeyi payesiyle 1888 yılında Adana Valisi olmuştu.
ADANA’NIN SEL SORUNU İÇİN ÖNEMLİ PROJE GELİŞTİRMİŞTİ
Şakir Paşa, Vali olarak Adana’ya gelince, ilk işlerinden biri nehirlerle ilgilenmek oldu. Seyhan nehri, şehre can verirdi. Fakat, Adana’nın yanı başından akıp giden Seyhan nehri her sene sel getirirdi. Kasım ayından Nisan ayına kadar olan süre taşma mevsimiydi. Dağlardaki karların erimesiyle akan kar sularına, bahar yağmurlarının suları eklenir, nehir kabarır, yatağına sığamaz adeta tufan gibi taşar, bütün arazi sular altında kalırdı. Tarladaki ekinler, yollar ve bütün mahsul harap olurdu. Sular şehrin ve ovanın her tarafını kaplar, Adana adeta deniz ortasında bir yarımada haline gelirdi. O yüzden önce Seyhan nehrini ıslah etmek gerekiyordu. Adana ovasında kanallar açılır da nehrin suları buralardan akıtılırsa, problem çözülecekti... Böylece hem nehir kontrol altına alınarak sellerden kurtulmak mümkün olacaktı. Hem de ovanın sulanması sayesinde verim artacaktı. Hemen uzmanlar görevlendirildi... Yer keşfi yapıldı, raporları yazıldı, haritaları çizildi… Adana’nın kuzeyinde, bir saatlik mesafede uygun yer bulundu... Nehir burada, karşılıklı iki küçük tepenin arsında daralıyordu… İşte tam burada, nehrin önüne set yapılması mümkün görülmüştü… Bu setin (baraj) arkasındaki su seviyesi yükselince, geniş bir kanala alınarak (Bu kanal da yeni inşa edilecekti) tahliye edilecekti. İnşaat için gereken mühendislik ön hesapları ve maliyet keşifleri hazırlandı…Sıra en zor olan kısma, gereken parayı bulmaya gelmişti… İnşaat masraflarının nasıl karşılanacağı hesaplandı... Şöyle ki: inşaat, devletin parasıyla yapılacaktı, fakat bu para kredi olarak alınacaktı... Sonra, arazi ürünlerinden alınan tarım vergisine (bu vergiye öşür veya aşar vergisi denirdi) az miktarda ek yapılarak harcanan para halktan toplanacaktı… Böylece, 2-3 senede, hem de faiziyle geri ödenebilecekti…Açıkça görüldüğü gibi, işin önemi büyüktür. Sağlanacak fayda da pek büyüktür… halk bu işe severek katılacaktır…İşte bu fikirler geliştirildikten, proje iyice olgunlaştırıldıktan sonra, sıra Sadrazamlığa (Başbakanlığa) gönderilmesine geldi… Ön projeyi ve hesapları Adana’daki teknik adamlar hazırlamıştı. Bu önemli girişimin mühendislik ve maliyet hesaplarını yapmak, su alınacak bölgenin doğal şartları incelemek ve bütün raporlarını hazırlamak için daha büyük bir teknik komisyon kurulması kararlaştırıldı. Sonunda bu büyük proje, sadrazamlığa (başbakanlığa) sunuldu. Başbakanlık işin önemi teyit etti… Ve 150 lira vergi geliri ile Nafia Nezareti’nden (Bayındırlık Bakanlığından) bir mühendis yollandı. Mühendis Adana’ya gelerek göreve başladı… Fakat bu önemli projenin niçin yapılamadığı, gerçekleştirilemediği bilinmiyor.
OĞLU TARAFINDAN TABANCAYLA ÖLDÜRÜLDÜ
Mehmet Şakir Paşa’nın Babası Mustafa Asım Bey idi. Babası ve annesi 1861 yılında ölünce kimsesiz kalan Mehmet Şakir kardeşi Cevat Şakir ile birlikte askeri okula verildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevlerde bulundu. 1890 yılında Girit Valisiydi. Oğlu Cevat bu görev sırasında doğmuştur. 1895 yılında ağabeyinin sadrazamlık görevinden alınmasını protesto etmek için devlet görevinden istifa etti. 2 Nisan 1919-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında kısa bir süre Harbiye Nazırlığı yaptı. Mehmet Şakir Paşa 1914 yılında oğlu Cevat'ın tabancasından çıkan bir kurşunla öldü. Oğlu 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı, 7 yıl sonra serbest bırakıldı. Baba katili olan Cevat'ın tam ismi Cevat Şakir Kabaağaçlı idi, yani meşhur ‘‘Halikarnas Balıkçısı’’... İlk mahkumiyetinin de ikincisi gibi siyasi olduğu söylenirse de, 14 senelik cezasının sebebi babasını öldürmesiydi. Sonra talih garip bir cilve yaptı, ikinci mahkumiyetinden sonra Bodrum'a sürülmesi hem bugünün Bodrum'unu, hem de Türk Edebiyatı'nın büyük isimlerinden birini, ‘‘Halikarnas Balıkçısı’’nı yarattı.
BABASININ ORTADAN KALKMASINI GEREKLİ BULDU
Torunu tiyatro sanatçısı Şirin Devrim, "Harika Çılgınlar" alt başlığını taşıyan Şakir Paşa Ailesi adlı kitabında, ailesi tarafından üzeri örtülmek istendiği için bir yığın dedikoduya yol açan bu hadiseyi epeyi kurcalamış ve şu sonuca varmıştır: "Bana öyle geliyor ki Cevat dayım, yaşamını istediği gibi sürdürebilmek için, babasının ortadan kalkmasını gerekli buldu. O gün de öfkeden gözleri dönünce ister istemez bu iş oldu. Cevat dayımın Azra Erhat'a yazdığı mektubun sonunda bu düşüncemi kanıtlayan satırlar var: 'Hapishanede gece rüyamda çocukluğumu görürdüm. Uyanınca rüya imiş diye sevinirdim, hapishanede olduğum halde, yani ondan kurtulduğuma sevinirdim."
KONAĞI MEZBELELİKTEN KURTULUYOR
Madde bağımlıları ve fuhuş yapanların mekanına dönüştüğü belirtilen ve görüntüsü mezbeleliği andıran tarihi Şakirpaşa Konağı nihayet bu halinden kurtuluyor. Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı öncesi direnişi başlattığı ve Mondros Mütarekesi’nden sonra Adana’da 11 gün kaldığı Şakirpaşa Konağı’nın restorasyon çalışmalarına başlanmış durumda. Çürümeye terk edilen tarihi konak için Adana Büyükşehir Belediyesi ile Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) arasında geçen yıl Haziran ayında restorasyon projesi imzalanmıştı.
ÇOCUKLARI VE TORUNLARI BİRİNCİ SINIF SANATÇIYDI
FÜREYA: Şakir Paşa'nın büyük kızı Hakkiye Hanım'ın çocuğuydu. 1910'da Büyükada'da doğdu, Fransız okulunda okudu, İstiklal Mahkemeleri'nin ünlü ismi Kılıç Ali ile evlenip Ankara'ya yerleşti ve Mustafa Kemal'in yakın çevresine girdi. Seramikle, tedavi için gittiği İsviçre'de ve oldukça geç bir yaşta tanıştı. Türkiye'nin ilk kadın seramik sanatçısı olan Füreya'nın öyküsü, Ayşe Kulin'in geçen sene çıkan ve 50 küsur baskı yapan aynı isimli romanıyla daha da ölümsüzleşti.
CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI: Paşa'nın 1890'da doğan oğlu ve katiliydi. Sürgüne gittiği senelerde küçük bir balıkçı köyü olan Bodrum, onun sayesinde bugünkü meşhur konumuna geldi. ‘‘Halikarnas Balıkçısı’’ adıyla çok sayıda eser verdi. İlk karısı Aniesi'den sonra iki evlilik daha yapan Cevat Şakir 1973'te öldü ve Bodrum'a hákim bir tepeye defnedildi. Sağlığında Bodrum'un bir caddesine isminin verilmesine ‘‘Caddeden geçen hayvanlar üzerime pislerler’’ diyerek karşı çıkmıştı.
ALİYE BERGER: Paşa'nın en küçük kızıydı. 1903'te o da Büyükada'da doğdu ve 1974'de ayn yerde öldü. Sevgilisi Karl Berger'le 23 yıllık beraberlikten sonra evlendi ama kocası altı ay sonra bir kalp kriziyle hayata veda etti. Düştüğü bunalımdan kurtulmak için resme başlayan Aliye Berger yağlıboya, desen ve gravürün unutulmaz isimlerinden oldu. Sanatını anlatırken ‘‘Aşkla yaşadım, ne yarattımsa aşkla ve sevgiyle yarattım’’ diyordu.
FAHRÜNİSA ZEYD: Şakir Paşa'nın ortanca kızı, Halikarnas Balıkçısı'nın kızkardeşiydi. 1901'de Büyükada'daki köşkte doğdu, 1991'de Amman'da öldü. İlk evliliğini yazar İzzet Melih Devrim ile yaptı, bu evlilikten doğan iki çocuğu, Nejad ile Şirin de anneleri gibi sanatçı oldular. Daha sonra Irak Kralı Birinci Faysal'ın küçük kardeşi Prens Zeyd ile evlendi. Birçok memlekette sergiler açan Fahrünisa Zeyd, modern Türk resminin en büyük ustalarından sayılır.
NEJAD DEVRİM: Paşa'nın torunu ve Fahrünisa Zeyd ile Zeyd'in ilk eşi İzzet Melih Devrim'in oğluydu. 1923'te doğdu, Paris'te resim öğrendi ve Türkiye'nin ilk soyut ressamı kabul edildi. Son senelerinde Polonya'da yaşayan Nejat Devrim, 1995'te orada, Noy Sacz'da öldü.
ŞİRİN DEVRİM: Fahrünisa Zeyd'in kızı, Nejad Devrim'in kızkardeşi. 1926'da İstanbul'da doğdu. Çocukluk seneleri Berlin ve Bağdad'da geçti. İstanbul ve New York'ta okudu, Yale Üniversitesi'nin tiyatro bölümünü bitirdi. Türk tiyatrosunun önemli bir ismi oldu ve Amerika'da da sık sık rol aldı. Stanford, Carnegie-Mellon ve Wisconsin Üniversiteleri'nde profesörlük yapan Şirin Devrim, annesinin öyküsünü ‘‘A Turkish Tapestry’’ adıyla kitaplaştırdı ve kitap daha sonra ‘‘Şakir Paşa Ailesi-Harika Çılgınlar’’ ismiyle Türkçe olarak çıktı.