HUZURUN BAŞKENTİ ULUCAMİ…

HUZURUN BAŞKENTİ ULUCAMİ…

22 Kasım 2014 Cumartesi 08:00

RAMAZANOĞLU KONAĞI KÜLTÜR MERKEZİ: CUMARTESİ KONFERANSLARI

Ulucami, Adana’da soluk aldığımız bir yerdir. Vali İlhan Atış Döneminde, Ulucami’nin hemen yanında bulunan Ramazanoğlu Konağı “Ramazanoğlu Konağı Kültür merkezi” olarak düzenlendi ve Çukurova Üniversitesi’nin yapacağı kültürel çalışmalara tahsis edildi.

O günden itibaren Doç. Dr.M. Gözde Ramazanoğlu’nun başarılı çalışmalarıyla her cumartesi günü kent ile ilgili önemli konular gündeme geldi.

Beş yıldır düzenli olarak yapılan konferanslara – Rahatsızlığımdan dolayı geçen yıl hariç – her cumartesi katıldım. Önce kent sonra ülkem adına güzel konuların konuşulduğu ve bunların ötesinde sıcak ilişkilerin geliştirildiği bir buluşma oluyor.

Bu yılın açılışı 15 Kasım 2014 tarihinde Valimiz Mustafa Büyük’ün konferansı ile açıldı.

Sayın valimiz, çeşitli kurum ve kuruluşların yapmış olduğu çalışmaların özeti niteliğinde bir takım endeksler verdi.

Örneğin Adana’da suçlu olarak cezaevine girenlerin %50’den fazla bir oranının ilk okul mezunu olmadığını öğrendim.( Gerçi zihnimden birden acaba, tahsilli olanlar yakalanmamayı da mı öğreniyorlar diye bir fesatlık geçti ama bu düşünceyi çabuk attım)

Dolayısıyla eğitimin önemini bir kez daha kavramış olduk.

Adana için ilginç rakamlar çıktı ortaya:

Beşeri Sermaye ve Yaşam kalitesi Endeksi’nde iller arasında 18 . sıradayız.

Ticaret Becerisi ve Üretim Potansiyeli endeksin’de 16,

İnsani Sermaye endeksinde 54, yaratıcı sermaye endeksinde, 24 ve sosyal sermaye endeksinde de 24 sıraya yerleşmişiz.

Buraya kadar ki verile pek iç açıcı değil.

İllerin gelişmişlik düzeyine göre ülkemiz 6 coğrafi bölgeye ayrılmış durumda. Adana düzey olarak 2. Sırada yer almış.

  1. Düzeyde: Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Muğla. 

Görüldüğü gibi kentimiz bu illerden sonra yer almaktadır.

  1. Düzeyde: Adana, Aydın, Bolu, Çanakkale, Denizli, Edirne, Isparta, kayseri, Kırklareli, Konya, Sakarya, Tekirdağ, Yalova.

 

Şimdi sıkı durun: Türkiye’de 872 ilçe var. Bizim ilçeler genel sıralamada kaçıncı durumdalar.

 

İlk 186. Sırada olma başarısı ile Ceyhan Adana’nın en gelişmiş ilçesi.

Pozantı, 191.nci. Kozan 273; Karataş 324; İmamoğlu 351; Yumurtalık 448; Karaisalı 655; Tufanbeyli 663; Aladağ 713; Saimbeyli 728; Feke ise 797 sırada yer almıştır.

İlçelerimizde de durumun pek iç açıcı olmadığı ortaya çıkmaktadır.

 

Adana’nın ekonomik, sosyal, kültürel bütün rakamlarını içeren geniş bir bilgilendirme toplantısı oldu. Bu konuları zaman zaman köşemizde işlemeye çalışacağız.

Sizleri rakamlara boğmak istemiyorum.

Sayın valimizin Adana hakkında verdiği rakamların hepsi kayıtlı.

Ama şunu hayretle söyleyebilirim ki, Adana’da karşılaştığınız her 100 kişide 53’ü mutlu, 47 si mutsuz.

Ama bu arada her yüz kişiden de 70’i umutlu; sadece 30 kişi umutsuz. Varın paradoksu siz çözün benim aklım ermedi.

Konferanstan sonra Yeni Uğur Şekerleme ikramda bulundu. Ayrıca Kızılay Adana Şube Aşure dağıttı.

Kızılay Adana Şube Başkanı Ramazan Saygılı – Soyası ile bu denli uyuşan az insan vardır – nazik ve misafirperver edasıyla hemen hemen herkesle tek tek ilgilendi.

Valimizin etrafında her devrin insanlarını yine gördüm. Her yerde olup hiçbir şey üretmeyenler yine fotoğraf karelerinin baş köşesindeydi.

Sayın valimiz  sohbetimde , Adana hakkında 3 projenin ana başlığını verdim. Yakın zamanda dosya olarak kendilerine sunma sözü verdim.

 

Niyazi Çetinkaya’nın Ağlatan Türküsü…

 

Sayın Necati Çetinkaya, gülümsemek yüzünün bir parçası. Bütün bu yoğunluk içinde o gülümsemeyi yüzünde muhafaza etmesine her zaman saygı duymuşumdur. Kendisini ne zaman görsem:

Tabib sen elleme yaramı

Beni bu dertlere salanı getir

Kabul etmem bir gün eksik olursa

Benden bu ömrümü çalanı getir” Türküsünü anımsarım.

Türküler yaşamımın çok önemli köşe taşlarıdır. İbadet eder gibi dinlerim.

Ruhi Su’nun Sümeyra Çakır ile birlikte yorumladığı “El Kapıları” Türküsü ile Niyazi Çetinkaya’nın söylediği bu türkü ağlatır beni. Evet yanlış okumadınız, Sayın Çetinkaya bu türküyü söylediğinde gözyaşlarımı tutamamıştım.

O türküyü anımsadık o cumartesi günü. Uzun süredir görmediğim için biraz hasret giderdik.

 

Kentin Dostları…

Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Genel Sekreteri Sayın Osman Arık, o zeki – Adana için yararlı- birikimli ve göründüğünden çok daha fazla duyarlı olan dostla hem hasret giderir hem de ince ince birbirimizi eleştiririz. Aramızdaki saygı ve sevgi hiç zedelenmedi ve zedeleneceğini de sanmıyorum. Kamu Vicdanı programında Doğan Gülbasar’ın haklı eleştirisini konuştuk. ( Sayın Gülbasar, BTÜ’nin bilim ve teknoloji üretme konusunda kentin dinamikleri ile olan ilişkilerinin zayıflığından söz etmişti.) En kısa zamanda BTÜ’ye konuk olacağız.

Osman Arık, yanında – bana göre çok sevimli ve içten görünen - bir bey ile tanıştırdı. Bizi tanıştırırken, ne aykırılığım kaldı ne anarşistliğim saydı da saydı – layık gördüğü bütün unvanlardan da mutlu oldum- ama beyefendiyi tanıştırırken kısaca “Adana Defterdarımız Metin Otak” dedi.

Hemen ayak üstü, burada paylaşamayacağım şekilde maliyecilerin Sümerdeki tarihinden kısaca söz ettim. İtiraz etmedi onayladı ve tebessümle karşıladı.

Daha sonra Ulucami içerisinde bir sohbetimiz olacak.

Halil Avcı her zamanki ultrason gibi ama iyi niyetli bakışlarıyla etrafı süzüyordu. Görüştük. Kendisini takdir ettiğimi söyledim. Gerçekten de Adana, Halil Avci gibi girişimcileri el üstünde tutmalıdır. İnşaat sektörü ekonominin lokomotifidir. Uluslar arası kuruluşların yaptığı araştırmalara göre sadece otomobil ve inşaat sektörü dünya nüfusunun %60’ına istihdam sağlamaktadır.

Bu nedenle hem dürüstlüğü hem de ürettiği katma değer için Halil Avcı ve muadillerini kutlamam gerekir.

Bu arada Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile kısa bir konuşma yaptım. Boyunun bu denli uzun olduğunu ilk defa fark ettim.

Yalçın Karalar’ı yeni nesil bilmeyebilir. Adana Müzesi Eski Müdür. Kendisi sonrada DYP saflarında mücadele etmiştir. Benim en keskin solcu olduğum dönemde dostluğumuz başladı ve devam ediyor. Onu gördüğüme mutlu oldum.

Cumartesi konferanslarında, o kadar çok dostumuz vardı ki, adlarını buırada sayamayacağım için kendilerinden af diliyorum.

 

 

ADANA’DA HUZURUN BAŞKENTİ…

 

Adana coğrafyasını düşündüğümde huzur veren birçok yer vardır…

Örneğin Saimbeyli – Feke arasında olan alan sessizliğin doruğudur. Bir sessizliğin bu denli muhteşem oluşuna orada rastladım.

Avusturya Alplerini anımsatan coğrafya ise Sarıkonak, Topallı Köyü arasındadır. Döşekevi Köyü’ni de sayabilirsiniz. Ancak mistik huzur bulduğum tek alan Adana Ulucamii’dir.

Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’nde konferans bittikten sonra insanlar sıfatlarından arınıp, sadece insan olma odağında gönüllerinde sevgi ve saygı dolu olarak Ulucamii’nde bir araya gelir.

Çaycı Ramazan bu fırsatı kaçırmaz. Bütün sevimliliği ile izzet ve ikramlarda bulunur.

Mehmet Akdoğan ile birlikte geldiğim konferans’tan gitmek üzere iken son olarak Ulucamii’nin içerisine girdik. Sayın Arık, yanında defterdarımız ve tanımadığım ir beyefendi’ye külliye hakkında bilgi veriyor.

Tabi yine davet etti. Biliyorsunuz, Osman Arık İl Kültür Müdürlüğü yapmıştı. Kendisinin engin bilgi ve deneyimine hayranlardan biriyim. Yanındaki beyefendiyi tanıştırdı.

“Valimiz Ahmet Beyoğlu” dedi. Utandım. Vali yardımcısını tanımıyordum. Olabilir. Zaten halkımız da seçtiği milletvekillerini tanımıyor. 

Sayın Valimiz Ahmet Beyoğlu, Defterdarımız Metin Otak, BTÜ Genel Sekreteri Osman Arık Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü İkbal Hanım ve Mehmet Akdoğan ile birlikte sohbete başladık. Sayın Valimiz Ahmet Beyoğlu’nun kültürüne hayran oldum. Olaylara bakışı, gerektiğinde espri katması, tevazuu, Anadolu’da yaşayan halkların kültürleri konusundaki birikimleri ve yaşadığı coğrafyalar ile karşılaştırma ve sonuç çıkarma yetisini saygıyla karşıladım.

Olgunlaşma Enstitüsü Müdür İkbal Hanım yemeklerini övdü durdu. Asla inanmadım. Ben inanmadıkça daha ateşli olarak yemeklerin reklamını yaptı. Sonunda anlaştık. Okula davet etti yemek yiyeceğiz.

İkbal Hoca, resmen ki bu ifade şahsın-mı bağlar: iş delisi.

Hiç boş durduğunu görmedim. Merhum Rauf Denktaş gelir, kostümler, İkbal Hoca’nın öğrencilerinden; el işi sergisi yapılacak, “Aman İkbal Hoca…” Türkiye’de oya işleri koleksiyonu düşünülüyor “Zaman İkbal Hoca…” Yemek kitabı çıkarılacak yine İkbal Hoca…

Harbiden İkbal Hoca’yı hiç yürürken görmedim hep koşuyor.

Ne mutlu bize…

Sayın Valimiz Mustafa Büyük’ün verdiği rakamlar olumsuzdu ama kentin Valisinden yardımcılarına, iş adamlarından yüksek düzeyde bürokratlarına, Üniversitesinden aydın kesimine kadar aydınlık yüzlü insanları gördükçe umudum artmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.