CHP, “Boraltan Köprüsü” ve AK PARTİ!

A.Kadir Tuncer yazdı

27 Kasım 2014 Perşembe 10:00

Tarihin ibret verici sayfaları arasında yaptığım bir gezintiyi sizlerle paylaşmak istedim. Son derece ilginç, ibret dolu, düşündüren, yürekleri yerinden ve derinden hoplatan, hüzün kokan, bir olay! Boraltan Köprüsü! Acı veren ve kuytularımızda uykuya bırakılmış bir realitemiz.

Benzer pek çok olayı içinde barındıran tarihin bile yüreğini burkan bir ibretlik hadise… Geçtiğimiz günlerde benzer bir olay ile mukayese etme fırsatı doğurdu bizlere. Önce bu olayın geçmişini kısaca bir özetlemeye çalışalım. Hem mesele hem de mukayese daha sağlıklı anlaşılır!

Yıl 1944! Dünyanın keşmekeşliğinin ayyuka çıktığı bir dönem. Ülkemizde o günkü şartlarda hükümferma olan atmosferde bildik bir anlayış hakim: CHP Hükümeti ve “Milli Şef” İnönü dönemi!

Tam bir yüzkarası, yürek yarası bir olay gerçekleşiyor!

Orta Asya, o tarihte Sovyet Rusya’nın işgali ile mücadele etmekte, insanlar Komünist sisteme karşı en ufak bir karşı çıkışta hayatları ile bedeller ödemektedirler…  SSCB’nin ve Stalin’in istibdat ve zulmünden kaçmak isteyen 146 Azerbaycan Türkü kardeşimiz yollara düşer. 146 canımız! Bir hedef koyarlar önlerine. Türkiye’ye, kardeşlerine sığınırlarsa amaçlarına ulaşacaklarına, hürriyetlerine kavuşacaklarına inanırlar. Öyle ya, kardeş kardeşe sığınırdı!

146 kişianayurt” olarak gördükleri Türkiye’ye sığınmak için yola düşerler. Yolda çektikleri cefanın ayrıntıları, vicdanı olanları perişan etmeye yeterli ama biz kaba hatlarını bile aktarmada zorlanırken, anlıyoruz ki; yaşananların ne denli ürkütücü ve acı dolu derin iz bırakan müessif bir olay olduğu asla unutulmayacaktır.

Kardeşlerimiz Iğdır’ın sınır kapısının yakınındaki Aras Nehri üzerinde kurulu bulunan “Boraltan Köprüsü” üzerinden geçerek, sınırda bulunan Türk Karakol’una sığınırlar. Kendilerine göre bin bir zahmet ve cefadan sonra “mutlu son”a ulaşılmıştır! Artık kendilerini, anayurt bildikleri özgür topraklarda sanıyorlardı! Birbirlerine sarılarak, o perişan hallerinde bile sanki bayramı yaşıyorlardı! Nereden bilsinler başlarına gelecekleri? Vicdanın ipi tam da burada kopuyor.

Türkiye’de Milli Şef dönemi vardır! Sovyet Hükümeti, 146 Türkün iadesini ister şef’ten!  Masum sığınmacılar ise; asla geri verilme, teslim edilme ihtimalini akıllarına bile getirmezler. Kardeş kardeşe kıyar mıydı? Ve Ankara’dan haber geldi!  Karakol Komutanı ve askerlerin vicdanlarını sızlatan emir:

-“Esirleri derhal iade edin!”

İnanamadılar! Bir yanlışlık olmalı dediler. Emir teyidini tekrar tekrar istediler! Sonuç değişmemişti!

Kuzular Kurda teslim edilecekti. CHP Hükümeti, Milli Şef ve anlayışı böyle istiyordu! O masum ve mağdur kardeşlerin ruh halini bir an için olsa düşünün! Kendinizi onların yerine koyun!

-“Yapmayın! Teslim etmeyin bizi düşmanlara, Ruslara! Gerekirse bizi siz öldürün ama onlara teslim etmeyin. En azından kendi bayrağımız altında ölmüş oluruz!” dedilerse de fayda etmedi yalvarmaları. Karakol Komutanı, içi dışı kan ağlayarak 146 sığınmacı Azerbaycan Türkünü Ruslara teslim etmek zorunda kaldı! CHP Hükümeti nezdinde Milli Şefin emri yerine getirilmek zorundaydı.

Ve olan oldu!

146 kişi, Rus askerlerine iade edilerek teslim edildi. Karakolumuzun hemen karşısındaki Rus sınırında, Rus askerleri tarafından, elleri arkadan bağlanmak suretiyle, hemen oracıkta, hepsi kurşuna dizilerek infaz edildi! Askerlerimizin gözleri önünde!

Yüz karasının karası, inkarı mümkün olmayan bir utanç ve ibret vakası!

Yeni nesil gençlerimizin, CHP tarihini çok iyi etüt etmeleri gerekir. Özellikle CHP’nin medar-ı iftihar olarak gördükleri “Milli Şef” İnönü dönemini!

Bu olayı aktardıktan sonra;

Geçtiğimiz günlerde, çoğunluğu kadın ve çocuk olan Doğu Türkistanlı 300 Uygur Türkü kardeşimiz, ÇİN Hükümetinin dini, politik ve sosyal baskı politikalarından kaçmak üzere, Tayland’a geçer… Tayland Polisi tarafından yakalanırlar. Aç susuz, bitap bir vaziyette ormanlık bir alanda! Çin’e iade edilirlerse kurşuna dizilecekleri kesin! Durumları yukarıdaki hikayemize benzeşiyor. Onlar da Türkiye’ye sığınmak istiyorlar.  Üstelik henüz topraklarımızda bile değiller!

Ve şimdi… Dönem Milli Şef ve zihniyeti dönemi değil! Bizzat Başbakan Davutoğlu olayı yakından takip ederek Dışişleri Bakanlığına gereken talimatı veriyor Türkiye’ye getirilmeleri için!

Şimdi CHP ile AK PARTİ arasındaki anlayış farkını ve taşıdığı derin manaları daha iyi ve net bir şekilde mukayese edebiliyor muyuz?

Artık “Farkı” fark etmek gerek!

Sevgi ile Kalın…

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.