Ülkemizde izlenen yanlış politika faturası her konuda olduğu gibi, bu konuda da vatandaşa kesildi. Alınan her yanlış kararın bedeli her ne hikmetse, Türk Milletine ödetiliyor.
2011 yılının Nisan ayında başlayan, Suriye’deki iç karışıklıkla ülkemize akın eden “Suriyeli Mültecilerle” sarsıldık hepimiz.
Pardon sevgili okurlarım, “Suriyeli Misafirler” demeliydim.
Zira zamanın Başbakanı Onlar için “Misafir” terimi kullanmıştı. Oysa hukukta hiçbir terminolojik karşılığı ve alt yapısı yok “misafir” kelimesinin.
Yani aptal yerine konduk. Zira misafirlik 3,5 yıl olmaz…
Geçici süre adı altında, “Açık kapı” politikası ile Suriyeli Mültecilere kapısını açan Türkiye, Avrupa ülkelerine sırf gösteriş olsun diye, “Aç kabadayıyı” oynuyor.
Nüfusun büyük bölümü açlık sınırı altında yaşayan ülkemizde, 1,6 milyonun üzerinde Suriyeliye, sözüm ona kucak açtık.
Bu gün yaklaşık 22 kamp var bu mültecilere sunulan. Kamplarda yaklaşık 218 bin 632 kişi kalırken, birçoğu şehir merkezlerinde yaşam alanı oluşturmaya çalışıyor.
Tabi içimizdeki bazı aşağılık fırsatçılar köle gözüyle gördükleri bu zavallı insanları, en pis, en zor işler de, en ucuza çalıştırarak, işçi ücretlerini düşürüyor.
Çaresizlikleri gözlerinden okunan zavallılar, birde fahiş rakamlarla kendilerini kiracı olarak kabul eden, çakal ev sahipleriyle karşı karşıya kalıyor.
Dolayısıyla bu durumu bizim vatandaşımız, Suriyeliye mal ediyor.
Bana göre bu süre zarfında en önemli, en tehlikeli olan şey ise, çocuklar…
Bu çocukların eğitimi, sosyal yaşamı kesinlikle iyileştirilmeli. Çünkü yapılan araştırmalarda, bu çocukların her 4’ de 3’ünün ailesinden birisini kaybettiği, her 3 çocuktan 1’nin fiziksel şiddete uğradığı gibi açıklamalar mevcut. Demek ki öncelikle bu çocuklar ve aileleri rehabilite edilmeli.
Hükümet ne yaptı “Saldım bayıra mevlam kayıra”
Trafiğe çıktığımda, kırmızı ışıkta durmaktan nefret ediyorum. Zira bir anne olarak, bir kadın olarak gördüğüm manzaraya yüreğim el vermiyor. Bütün caddeler, sokaklar, yollar Suriyeli çocuk ve genç kadın dilencilerle dolu. Zaten psikolojik olarak sağlıklı olmayan bu çocuklar kendilerine kalıcı ve akılcı çözümler sunulmazsa, geleciğin birer suç makinası haline dönüşecekler. Artık Suriyelilerle iç içe yaşayacağımız gerçeği ile yüzleşmeliyiz.
O nedenle hükümet, batı ülkelerinin de yardımıyla “Dilenci Mesleğini” kazandırdığı bu insanlara, daha uzun vadeli yardım programı tasarlayıp, iş gücü piyasasına uyum sağlayacakları eğitim ve dil programları başlatmalı.