Kim şantaj yapmış?

Ali PEKMEZCİ yazdı

01 Aralık 2014 Pazartesi 08:10

 

Bu yazı ne tümden belediye başkanlarını hırsız olarak itham etmek içindir, ne de tümden medyayı savunmaya yöneliktir.. Her alanda işinin düzgününü de yamuğunu da bulursunuz.. Amaçlanan, Adana'nın bugün tam da göbeğinde bulunduğu yolsuzluk ve rant sarmalını nedenleriyle birlikte ifade etmeye çalışmaktır..

* * *

Son 30 yıla bir bakalım..

En başta niteliksiz göç olmak üzere bazı faktörler yüzünden çarpık kentleşme, ulaşım vs. dev sorunlarını bünyesinde barından Adana, merkezi hükümetlerin yatırım ihmalinin eklenmesiyle işsizlik rekortmenliğini de elinde tutuyor..

Halbuki doğu ile batı arasındaki köprü Adana, teşvik ve destek anlamında özel bir kategoriye dahil edilmesi gereken illerin en başında olması gereken bir konjonktüre sahip..

* * *

Ne var ki, kentin içinde bulunduğu üzücü durum ortada!

Bu sancılı tablonun perde gerisini irdelemeye çalışırken kentin hiçbir dinamiğini ayrı tutmak mümkün değil.. Cenaze meydanda, etrafında ağlaşıp gözyaşı döken bir yığın insan var..

Adana'yı,

Milletvekiliyle, belediye başkanıyla, belediye meclisleriyle, bürokratlarıyla, odalarıyla hep birlikte öldürdünüz..

* * *

Basın yayın kuruluşları, yukarıda özetlediğimiz Adana'yı bugünlere getirenler aleyhine haberler ve yorumlar yaptı.. Sayısız yolsuzluk haberine yer verdi, sorumlularını uyardı.. Hatta aralarında kentin Valisi bile yer aldı..

Ama bir teki medyayı rantçı ve şantajcı olmakla suçlamadı..

* * *

Vikipedia'da şantajın tarifine göz attım:

- Herhangi bir maddi veya manevi çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma.." diyor..

Türk Ceza Kanunu'nun 107. maddesine göre de "Bir kimsenin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidiyle menfaat temini, failin hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz etmesidir.." tarifi yapılıyor..

* * *

Anladığım kadarıyla şantaj unsurunun oluşabilmesi için öncelikle şantaj yapılan tarafın 'bir pisliğe bulaşması' gerekiyor.. Şantaj yapanın da elinde konuyla ilgili belge veya görüntü olması..

Dökümanları masaya vurup, "Yazıp yazmamam sana bağlı.. Anladın sen onu.." derse bunun adı şantaj oluyor.. Bu yapılmayıp da haberin muhatabıyla konuşulmadan gazetede, internet sitesinde yerini almışsa şantajla alakası falan yok..

* * *

Ama...

Belediyenin üst düzey yetkilisi, geçmiş dönemden ötürü içeride bir trilyon lira alacağı birikmiş olan müteahhide "150 bin lirasını bize bırak, yoksa paranı katiyen alamazsın" derse..

Direkt şantaja girer..

* * *

Hür haber ve yorumlarıyla görevini yapmakta olan Adana medyasını itibarsızlaştırmaya çalışanlar yeni dönemin ürünü belediye başkanları.. Geçmişte hiçbir örneğine rastlamamıştık..

Adana'da 5 dönem belediye başkanlığı yapan, hakkındaki haberler dağları aşan, bu haberlerden ötürü sayısız soruşturma geçiren, hatta açığa alınan Aytaç Durak gibi bir dev dahi hiçbir gazete ve gazeteciye 'şantajcı', 'rantçı', 'siz de medya mısınız' dememişti..

Hakaret etmemişti!

Keza Zihni Aldırmaz ve Yıldıray Arıkan da..

* * *

Farkettik ki;

Yerel yönetimler ayağında bambaşka kritik bir sürece girmiş bulunuyoruz..

Çünkü 30 Mart'ta göreve gelen belediye başkanları cicim aylarının ardından eleştiri ve kamu adına denetlenme gerçeğiyle yüzyüze kaldılar..

Medyanın görevini salt gönderdikleri basın bültenlerini yayınlamaktan ibaret sananlar, yanlışları sütunlara yansıdığında önce şaşırdı sonra da hırçınlaşır oldu..

Doğaldır..

Gerçeklerle yüzleşmek kaçınılmazdı!

* * *

Nihayetinde hepimiz etten kemikteniz.. Meslek etiğine uymayanımız da olabilir, yanlış yapanımız da..

Çukurova Gazeteciler Cemiyeti medya kuruluşlarının aile reisidir.. Varsa size şantaj yapan, gidersiniz, şikayette bulunur, gereğinin yapılmasını talep edersiniz..

Ayrıca yasal hakkınızdır; Adana Adliyesi de işte orada..

* * *

Son örneği..

Demirspor Başkanı Selahattin Aydoğdu'nun Akdeniz TV'deki spor medyasına yönelik haksız ve çirkin suçlamalarına Çukurova Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Spor Yazarları Derneği gereken cevabı verdi..

Sırası gelmişken Akdeniz TV sahibi dostum Yüksel Evsen'den de bir isteğim olacak.. Yüksel, sırf reyting uğruna, her zora düştüğünde Aydoğdu'yu ekrana çıkarma alışkanlığından lütfen vazgeç..

Meslektaşlarına hakaret etmesine fırsat verme!

* * *

Adana'yı bekleyen en ciddi tehlike şu..

Kamu adına görev yapan medya organlarını rantçı, şantajcı gibi yakışıksız söylemlerle itham etmek suretiyle itibarsızlaştırmaya çalışan belediye başkanlarının perde gerisinde ranta hizmet edecek olması..

'Cambaza bak' taktiği, çuvallarını doldurmaları için ortam yaratma çabası olarak değerlendirilemez mi?

Bunu iyice düşünmek lazım.. Zira seçim kampanyaları süresince çok masraf ettiler..

* * *

Dolayısıyla siyasette, belediyecilikte ve sportif alanda gazetecileri rantçılık ve şantajcılıkla itham edip de kanıtlayamayanın kendisi 'Aleyhinde haber ve yorum yapılmasını engelleme' adına şantaja yönelmiş sayılmaz mı?

* * *

Neyse ki,

Bu stratejinin tutmadığını ve tutmayacağını hem kamuoyunun bize yansıyan olumlu tavırlarından hem de meclisin kararlılığından görebiliyoruz..

Şaibeli imar dosyalarıyla ilgili şimdilik kaydıyla atılan geri adımlar da bunun bir başka belirtisidir..

Düzgün, şaibesiz belediyecilik yapana bir diyeceğimiz olabilir mi? Olamaz..

* * *

Son söz..

Adana kavgacı ve hakaret yüklü gerilim ortamından hiçbir fayda görmeyecek.. Bunu deneyenlerin 'örtülü amaçlarına' ulaşabileceğini de sanmıyorum.. Tersine fevkalade yıprandıkları bir beş yıl olacaktır..

Tünelin ucu kapkaranlık!

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.