Son günlerde basının gündemine giren Karaman’ın Ermenek ilçesinde meydana gelen maden kazasında oğulları ölen bir babanın yırtık ayakkabısı ile bir otobüsün egzoz dumanında ısınmaya çalışan Suriyeli bir kız çocuğunun görüntüsü oldu.
Birincisi madenci babasının yırtık ayakkabısı. Tüm Türkiye’nin gündemine oturdu ve tüm basın bu görüntü üzerinden feveran etti durdu.Ancak bu amcanın ayakkabısının görüntüsü sadece basit bir ayakkabıdan ibaret değil.Toplumsal sorumsuzluğumuzun temel göstergesidir.
Bu ayakkabı meselesi gündemi işgal ettiğinde ilk aklıma gelen eski Seyhan Kaymakamı Rahmetli İsmail Hakkı Develi oldu.Sosyal Yardımlaşma Vakfı önüne gelen insanları görüp de bazılarının hak etmediği halde ortalığı birbirine katmalarını örnek vererek ‘’Arkadaşlar Adana’nın diğer mahallerine giderek bize gerçekten hak eden fakir ve garibanları bulun, zira onlar buralara gelmeye utanır’’ demişti.
Hz. Ömer’in de çocuklarına taş kaynatan fakir bir teyzeyle olan ilişkisi ve sonunda kendine kızması aklıma takıldı. Ülkemizde iki başlı bir yönetim olduğundan dolayı, illerde ve ilçelerde buna örnek Valiler ve Belediye Başkanları ile Kaymakamlar ve İlçe Belediye Başkanları verilebilir. İlçelerde görev yapan Kaymakamlar yada Belediye Başkanları toplumlarını iyi tanıyıp takip edebilseler ayakkabıları yırtık olarak yaşamak zorunda kalan vatandaşlarımızı bulur ve onlara yardımcı olurlardı. Toplumu yöneten kişilerin bulundukları makamları ‘’Yan gelip yatma yeri ‘’ olarak görmemeleri gerekiyor. Ellerini taşın altına koymayı beceremeyen yöneticiler bu görevlerinde durdurulmamalıdırlar.
İkinci olayda basının üzerine gittiği görüntü, otobüsün egzoz dumanında ısınmaya çalışan Suriyeli küçük kızın ortaya koyduğu görüntüdür.
Üç yılı aşkın bir süreden buyana ülkemize gelmek zorunda kalan Suriyeli insanların ülkemizde yaşadıkları dramlar her geçen gün biraz daha artıyor.
İslam toplumunun temel değerlerinden birisi aile bağları ve komşuluk ilişkileridir.Hz.Peygamber ve arkadaşları Mekke’den Medine’ye göç ettiklerinde Medineliler Ensar, Mekkeliler de Muhacir ismini almışlardı.Ülkemizdeki bir çok köy ve şehirde yaşayan insanlar da kendilerini Muhacir olarak adlandırmaktadırlar.Çoğu insanımız kendi öz memleketlerinde yaşamıyorlar.Çeşitli nedenlerle başka kentlerde yaşamak zorundalar.
Suriyeli insanlarda bizim ülkemizde Muhacir konumundalar. Bu insanları Muhacir olarak değerlendirirsek hem onların hayatı hem de bizlerin hayatı daha da kolaylaşır.Ülkemize gelen Suriyelilerin bazıları yanlış işlere kalkışmış olabilir.Hırsızlık,dilencilik,fuhuş gibi.Bazılarını önleyemeyebiliriz.Ama bazıları bu işlere mecbur kalıyorlarsa burada bizlere de sorumluluk düşmektedir.Bizler Medineliler gibi Ensar olmayı becerebilseydik beklide onlar da Muhacir olduklarını anımsayıp daha az kötü işlere bulaşırlardı.
Her iki olayda da hem devlet görevlileri hem de toplum olarak bizler sorumluluklarımızı yerine getirmeyi öğrenmeli değimliyiz?
Unutmayalım ki, Suriyelilerin başına gelenler bizimde başımıza gelebilirdi!