Gerçekti hayal oldu...

Sedat MEMİLİ yazdı

04 Aralık 2014 Perşembe 09:07

Şakir Paşa Mahallesinin E-‘e bakan yönünde, fabrikalar dağıldığı zaman yaklaşık 6.500 işçi, ya ekmekleri için vardiyaya başlar veya vardiyadan çıkardı. Dağılım saatine göre, fabrika çevrelerinde yüzlerce iş yeri işçilerin dağılım saatini beklerdi.

Her yerde hareket, her yerde bereket; gerçekti hayal oldu.

İnsanlar, çek ve senetleri bilmezdi. Hatta senet vermek ayıp bile sayılabilirdi. Siftah eden esnaf, siftah etmeyene müşteri gönderirdi.

Ticarette karşılıklı güven gerçekti hayal oldu.

Bilimsel çalışmalar yapılırdı üniversitelerde. Her öğrenci grubuna öğrenim gördüğü konularla ilgili araştırma görevi verilirdi. Badem bıyıklı öğretim görevlileri geldi. Siyaset, bilimin önüne geçti.

Bilimsel çalışmalar gerçekti hayal oldu.

 “Deniz ve Mehtap” duygulandırırdı bizi; yüzümüz kızarırdı sevdiğimizi görünce. Sevinçten uykularımız kaçardı öğretmenimizi yolda görünce. “Na’aber Hoca” diye selam veriyor el sallayarak şimdiki gençler. Günü birlik duygular, günü birlik şarkılar…

İnsan olmaya verilen değer gerçekti, hayal oldu.

Bir zamanlar ülkenin dağlarına taşlarına yazılar yazardım.

Kudretimi ve coşkumu CHP bayrağındaki 6 Ok ile simgelenen değerlerden alırdım.

Şimdi özerklik koşulları konuşuluyor miting meydanlarında.

Devletimizin temel harcı olan ve 6 Ok ile simgeleşen;

Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik, Devletçilik,Devrimcilik…

Gerçekti, hayal oldu. 

Dış borçtan utanırdık, şimdi öğünür olduk.

Köylü, kentte işsiz; köyümde işlenmemiş topraklar…

Domatesimizin bile Japonya’dan geldiği bir sürece girdik.

Fabrikalar ya kapalı ya da yabancıların. Makine sesleri duyulmuyor artık.

Tuğlanın toprağı bizden, evin içindeki bütün ıvır zıvır yabancıdan…

“Kendi kendine yeten ülke”; gerçekti hayal oldu. 

Bir de başkalarının hayali var. İnsanlarımız fakirleştikçe yabancı kökenli bankalar zenginleşiyor. Bu bir hayaldi, ama gerçek oldu.

Yalan söylemek yüz kızaran bir ayıptı. “Söylediğin yalan değil, sana olan inancımın yıkılması kahrediyor beni” diyordu Victor Hugo. Yalancılığın nitelikli bir erdeme dönüşmesi; hayaldi gerçek oldu.

Bir hayalin gerçekleşmesi ve bir gerçeğin hayalleşmesi; kimin, neyi hayal kurduğuyla direk bağlantılıdır.

 

SONER ÇETİN HENÜZ YANIT VERMEDİ

 

17 Kasım 2014 tarihinde yine bu köşede Sayın Soner Çetin’ mahalle sakinlerinin üç sorusu olmuştu. Henüz yanıt gelmedi. Belki haberi olmamıştır diyerek yineliyorum…

1 – Belediye Evleri’nin bütün çevresinde 2.4 imar yoğunluğu var.  Devasa binalar dikilmiş. Risk sınırı sadece belediye Evleri’nin olduğu alan mı? Veya şöyle sorayım. Belediye Evleri’nde 3 – 5 kişi bir araya gelip imar isteseler, imar verilmeyecek mi?

2 – Siz riskli alan dediğiniz yere nasıl 20 veya 25 katlı binalar inşa edeceksiniz? Vatandaş yaparsa riskli, belediye yaparsa risk kalkıyor mu?

3 – Çukurova Belediyesi kentsel dönüşüm ilişkisinde neden taraf? Yani, halk kentsel dönüşüme karşı değil, yüklenici ile halk anlaşsın, burada Çukurova Belediyesi ile ilgili devlet kurumları da hakem olsun. Hakem olacağınız yerde neden tarafsınız?

Bu soruları mahalle sakinleri merak ediyor. Ben de…

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.