ADANA NEREYE GİDİYOR?

Mahmut KORKMAZ yazdı

05 Aralık 2014 Cuma 10:00

                                            

Nereye bu gidiş ey Adana!

“Eskiden dördüncü vilayettik” diye başlayan, sonu ağlama havası  biten çok söylemler dinledik. Dinlemeye de devam ediyoruz.

Osmaniye’nin vilayet olarak ayrılmasını bile hesaba katmadan salt hava durumundaki sıralamalara bakarak duyulan ilginç bir hüzün var.

Değişen Dünyadan değişen Türkiye’den kopuk olarak eski günler şarkısı söylemek kulağa hoş geliyor.

Adana’yı eski Türk filmlerinde çılgınca para harcayan ağaların temsil ettiğini ve yeni filmlerde bu manzaraları göremeyince bunu geriye gidiş olarak algılayan bir zümre oluştu.

Herkesin siyasette durduğu köşe başına göre türkü söylemesini normal karşılamak gerekir.

Birde hızla akıp giden hayat var.

Kimseyi dinlemeyen bir ekonomik hareketlilik var.

Değişen ihtiyaçlar ve yeni bir yaşama tarzı var.

Eski özlenen Adana’ya bir bakalım.

Bu gün Tekel müesseselerini masaya yatıralım.

Tekel diye bir kurum vardı. E-5 üzerinde sigara fabrikası,  Kuruköprüde tütün depoları vardı. Garajların ilerisinde idari binaları devasa bir ahtapot vari bir yapı.

Kuruköprüdeki depolardan işçiler omuzlarında tütün balyaları taşırlardı. Toplam yedi bin kişi çalışırdı. Devrimci kardeşlerimizin elindeyken devrim ağaları hiç çalışmaz bolca devrimci teoriler üretirlerdi.  Eylem günlerinde de makinalara demir parçaları atılarak faşist devletin malına zarar verilirdi.

“iç birinci ol devrimci” sloganının milliyetçi karşılığı  “ yerli malı yurdun malı her Türk onu kullanmalı” idi.

Hükûmetler oy için tütünü yüksek fiyattan satın alır, on yıl depolar, sonrada ihalede para ödeyerek yaktırırdı.

Kapalı kutuya mahkûm edilmiş ülkede yabancı sigara satmak ve almak suçtu.

Gavur malı sigara satmak ve bulundurmak suçtu. Döviz bulunduran zaten vatan haini idi.

Gel zaman git zaman devir değişti. Darbeler devrim hayallerine son verdi. Özal dönemi başladı. Kapılar açıldı.  Dışardan mallar gelmeye başladı. Sigara içenler Tekelin kazık sigaraları yerine ithal sigaraları tercih etmeye başladılar. Tekel kötü malları ile baş başa kaldı.  Tütün ekim alanları bir programa başlandı. Sigara üretimine özel sektör girdi. En eski adı ile İnhisar olan tekelin korunmuş kalesi yıkıldı.

Bu Adana’da ki Tekel müesseslerini de etkiledi. Emekli olan işçilerin yerine yenileri alınmamaya başladı.  İki binli yıllarda mevcut elamanlar büyük direnişlere rağmen diğer kamu kurumlarına dağıtıldı.

İşte o yıllarda yaşadığım bir olayı anlatmak isterim.

Tekel işçilerinin eylemlerinin en ateşli olduğu yoların kesildiği günlerdi.

Ak Parti il binasını bir gurup tekel işçisi bastı. Konuşmak için salona aldık. Masanın başında ben vardım. Konuşmanın bir yerinde “arkadaşlar herkes cebindeki sigaralarını lütfen masaya bıraksın” dedim. Elli kişinin belki kırk tanesinin sigarası Tekel malı değildi. “Sizin içmeye tenezzül etmediğiniz sigarayı kim içer, bu müessese nasıl ayakta kalır” dedim. Doğal olarak.

Hayatın ve ekonominin belirgin kuralları vardır.

Hayatın tek değişmeyen kuralı değişimdir.

Adana sokaklarında at arabalarının üzerinde megafonla “Tekele işçi alınacak” diye duyurulan olduğu günlerden bu günlere geldik.

Bu arada bir parantez açmam lazım. Devletin bir alıp beş vererek zarar ettiği en zararlı işi sigara işidir.  Sigaradan alınan vergiler sigaranın zararları ile doğan hastalıklara harcanın beşte biri bile değildir. Buda böyle biline.

Tekel gibi müesseseleri her yıl milyarlarca dolar zarar ederek ayakta tut, sonra git İMF kapılarına yüz sür.

Ekonomik olarak verimli olmayan Tekel bitti.

Yarın Çukobirlik var.

Şimdilik hoşça kalın.

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.