Bazı atasözleri var ki katılmak mümkün değil; sadece atalarımıza saygımızdan sesimizi çıkarmıyoruz!
Şimdi, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” ne demek!
Yani yılan önüne geleni soksun, bize dokunmadığı için sona sessiz mi kalalım? O zaman “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisini ne yapacağız? Atalarımızla mı ters düşeceğiz, yoksa inançlarımızla mı?
Atasözleri çok derin anlamlar ihtiva eder ama bazıları da çok faydacı ve oportinist yaklaşımlar içeriyor. “Bal tutan parmağını yalar” da bunlardan biri...
Bir de, “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” var ki, bugün ülkemizin yolsuzluk sıralamasında niye dünyanın en “yolsuz” ülkelerinden biri olduğunu çok iyi açıklıyor. “Bal tutan parmağını yalar” ile “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” sözleri bir bünyede hayat bulduğunda ve o insan yetkili bir yere geldiğinde tutana aşkolsun!
“Bal tutan parmağını yalar” atasözü önceki gün televizyonda izlediğim bir haberle aklıma geldi. Kastamonu’da ayılar bal kovanlarına saldırmış. Hem de “yine” saldırmış. Yani daha önce de yapmışlar bunu.
Kastamonu’daki ayılara nasıl kızalım? Kendimiz söylüyoruz zaten “Bal tutan parmağını yalar” diye. Biz insanoğlu olarak böyle düşürken, ayıya laf etmeye hakkımız var mı?
Zaten ayı ayılığını yapıyor ama insan ne yapıyor?
Devleti ana bilip, kutsal bilip gerektiğinde canımızı ortaya koyuyoruz ama devletle başbaşa kaldığımızda da canına okuyoruz. Bütün bunların sorumlusu bana göre ne eğitim, ne yoksulluk, ne az gelişmişlik, ne de eksik denetim. Bunların sorumlusu kendi zamanından günümüze yanlış mesaj veren bir kısım atalarımız.
Bu yüzden her lafa “atasözü” diyerek balıklama atlamamak lazım. Kuşkusuz atalarımız içinde de kendi çıkarlarını düşünen, devleti hortumlayanlar vardı. Bu nedenle bal tutarsanız parmağınızı hemen yalamayın, o balın size ait olmadığını bir düşünün...
Ya da devletin malı kesinlikle deniz değildir, bunu aklınızdan çıkarmayın. Devletin malı yurttaşlarındır aslında. Devletin malını yemeyenlerin değil, yiyenlerin “domuz” olduğunu asla unutmayın.
Mümkünse haksızlıklar karşısında susmayın.
İnanın o zaman atalarımıza daha çok layık olacağız...