Başarı, zafer, galibiyet, zirvede yer alma, çok para kazanma, güç gibi olgular eğer tevazu ile harmanlanmazsa, işin içerisine erdem, ulvi amaçlar, yüksek değerler girmezse insanı uçuruma götüren felaket yolu kendi eliyle açılmış olur. Kendi alanlarında başarılı insanların sınavı tam bu noktada başlar. Gücü, akıl ve erdem ışığında yönetmek kolay iş değildir. Tüm bunların yanında esas tehlike mütemadiyen gelen başarı silsilesidir.
Bugün Cumhurbaşkanı R. Tayyip ERDOĞAN’ın benim açımdan içime sinmeyen ve geçmişiyle bağdaşmayan davranışlarının temelinde AK Parti’yi kurduğu günden bu yana aralıksız başarılı olmasının yattığını düşünüyorum. Girdiği her seçimi kazanması ve akabinde Cumhurbaşkanlığı ile taçlanması mevcut fotoğrafın sebebidir. İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı dönemindeki tevazuundan maalesef artık eser yok.
Geçmişte de böyle olmuştur. İstanbul’un Fethi, her açıdan örnek bir lider olan Fatih Sultan Mehmet’e ‘’Nizamı alem için siyaseten katli vaciptir’’ fetvasını verdirmiş, beşikteki çocukların katledilmesine hukuki ve dini meşruiyet sağlamıştır. Artık kontrol edilemeyen güç, aleme nizam vermeyi ve gerekirse katletmeyi caiz kılmıştır. Sürekli gelen başarı maalesef başkalaştırır.
Konumuzun Adana illiyetine, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin SÖZLÜ’ye gelmek istiyorum. Sözlü, yaşamında devamlı surette başarılı olmuş bir siyasi figür. Üç dönem üst üste Ceyhan gibi zor bir coğrafyada seçimleri kazanmayı becerebilmiş. Kader mütemadiyen yüzüne gülmüş.
Adana Büyükşehir Belediye başkanlığına giden süreçte olup bitenler tam anlamıyla kader dantelası. Sanki Hüseyin SÖZLÜ’nün kazanması için metafizik güçler bir araya gelmiş ve sonuca gitmişler. Üç dönem belediye başkanlığı yaptığı Ceyhan da seçimi kaybetmesi ve Ak Parti adayı Abdullah TORUN’dan daha düşük oy almasına rağmen kıyaslanmayacak büyüklükte bir kurum olan Adana Büyükşehir Belediye başkanlığına oturmasını, ne siyaset bilimiyle ne de rasyonel akılla açıklayabilir miyiz?
Mevcut göreve geldikten sonra da kader kendisine her daim yardım etti. Ancak güç sarhoşluğu maalesef SÖZLÜ’yü de etkisi altına aldı. Detay verip gereksiz polemiğe gerek görmüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları ortada. Aziz Milletimiz lisanı hal ile özelde Hüseyin SÖZLÜ’yü genelde MHP camiasını uyardı. Şu an seçim olsa 31 Mart 2014 sonuçlarını Sayın SÖZLÜ mum gibi arayacaktır.
Her neyse, yine de kader ve metafizik güçler Hüseyin SÖZLÜ’yü seviyorlar. Bu anlamda Adana Yüreğir MHP İlçe kongresi büyük fırsatları içinde barındıran aleni ve subliminal mesajlar veren metafizik bir kongre olmuştur.
Hüseyin SÖZLÜ elinde bulundurduğu kamu gücüne, mali imkanlara, profesyonel insan gücüne rağmen, desteklediği Ahmet KARA’yı Yüreğir ilçe başkanı seçtiremedi. Seçtiremediği gibi ayrıca farklı yenildi. Bu durumu akıl ile, siyaset biliminin ve reel politik gerçeklerin ışığında izah edebilir miyiz? Tabi ki hayır? Zahiren görünen o ki, SÖZLÜ’nün desteğini alanın kongreyi rahatlıkla kazanması gerekiyordu. Peki gerçekten kaybetti mi?
Ben Hüseyin SÖZLÜ’nün kazandığına inanıyorum.
Devamlı kazanan, yaşamının 50.yılında ise büyük kazanan SÖZLÜ’nün girdiği güç atmosferinden ancak böylesi hayırlı kazalar ile çıkabileceğine inanıyorum. Bazen kaybetmek kazanmaktır. Bu konuda tarihi tecrübeler, yaşanmışlıklar üzerine çok ciddi bir literatüre sahibiz. Bir musibet bin nasihatten iyidir. Şer gibi görünende hayır vardır.
Bu durum 31 Mart 2014 sonrası girdiği güç merkezli anlayışa ciddi bir ikaz olmuştur. Aslında güç dediğimiz acizliğin ne olduğunu da görmüş olduk. Sürekli kazanmaya odaklı bir insanın kaybetmesi kadar harikulade bir olay olabilir mi?
Bundan sonrası Hüseyin SÖZLÜ’nün irade, tevekkül ve iç muhasebesiyle alakalıdır. Önünde iki seçenek duruyor. Meseleye ‘’Ali’nin oğlu Hüseyin’’ formatında bakıp ,olanda hayır vardır zaviyesinden bakarsa, fıtratındaki liderliğe tevazu da ekleyerek ajandasında bulunan bir üst liderliğe giden yolda bilgece yürüme fırsatına haiz olacak.
Ya da kaybetmeyi kazanç olarak değil mağlubiyet psikolojisiyle değerlendirip ihtiras ve hırçınlık azami seviyeye ulaşacaktır.