Sn. Cumhurbaşkanımız, R. Tayyip Erdoğan tarihin kendisine yüklemiş olduğu ağırlık ve sorumluluk şuuruyla Ülkemizi dilenen ve nöbet bekleyen olmaktan ferasetli ve faziletli olan mazisinin bilincinde olan müreffeh bir ülke seviyesine taşıdı.
Tabii Sn. Cumhur başkan’ımızın, bunları yaparken güçlü iradesi ve donanımlı ekibinin de yadsınamaz katkıları olmuştur…
80 yıl mütemadiyen dış politikası olmayan Ülkeye, diplomasiyi hiç şüphesiz kazandıran R. Tayyip Erdoğan ve ekibidir. Lakin bu kazanımların mimarı öncelikli olarak Sayın Ahmet Davutoğlu’dur…
Hiç şüphesiz Türkiye’nin iç meseleleriyle alakalı AKP’nin başarısı yadsınamaz bir realite olsa dahi, bugün Dünya, ölçeğinde itibarlı sözü dinlenen bir Türk algısının ana etkeni hiç şüphesiz dış politikamızdır.
Türk dış politika kuramını yeniden yazan ise hiç şüphesiz bugün şehrimize teşrif edecek olan Sn. Başbakanımız A. Davutoğlu’dur…
Neo-Osmanlı özlemi asla Batı’ya yüz çevirme değil aksine Batı ile yüzleşmedir.
Nasıl mı?
Nuh’un tufanından, tutunda HZ.isa’nın çarmıhına, Hz. Peygamberin Hicret’inden Endülüs’ün tahribine kadar ve selahaddin Eyyubi’den tutunda Fatih’e kadar tamamını sahiplenerek Batı ile kültür, inanç ve değer yüzleşmesidir…
Güçlü Devletler, Milletler kişilikli, donanımlı, feraset ve basiret sahibi olan liderlerin öncülüğünde büyür ve değişimlerini zamanında tamamlar. Eğer ki zafiyet gösterilirse Uluslar arası alanda temsilde zafiyetlere neden olur.
Düşünün ki bugün 71 Ülkeye vizesiz seyahat edebiliyoruz…
İslam coğrafyasında bugün mütercim değil müellif bir Türkiye var…
Artık mahcup, içine kapalı, tutarsız, sözü dinlenmeyen bir Ülke değil, sözü dinlenen acaba Türkiye ne diyor? Denilen konuma geldik…
Sevgi Saygı Ve Dua İle…