Herkes için adalet, herkes için demokrasi

Armağan KABAKLI yazdı

17 Aralık 2014 Çarşamba 08:11

 

Türkiye'de demokrasi uzun soluklu ve büyük bir mücadelenin sonunda bedeller ağır bedeller ödenerek belirli bir standarta gelebildi. İhtilaller, faili meçhul cinayetler, sokak olayları arkasında intikam bırakarak Türkiye'nin demokratikleşme tarihinde yerini aldı.

Bu süreç 2002'ye kadar uzandıç 2002'de ise siyasal tarihin ve demokratikleşme sürecinin miladı olacak bir kırılma yaşandı. Yakın geçmiş belki de siyasal tarihin en tartışmalı ve asimetrik dönemi yaşandı.

AKP iktidarı demokratikleşme kavramını üzerinden sağcıların, solcuların,muhafazakarların, faili meçhullerin ve darbelerin mağduriyetiyle ortaya çıkmış tüm acıları sömürdü. Siyaset emek-ücret ekseinden, yoksulluk ve yolsuzluk ekseninden çıkarılarak kimlikler üzerine inşa edildi.

Elbette bunun yapılmasının bir amacı vardı. Kutsalların siyaset alanının içerisine girmesi, inanç ve vicdan özgürlüğüne ket vuran bir siyasi kutuplaşma ortaya çıkardı. AKP'nin buradan sağladığı siyasi kazanç, yoksulluğun ve yolsuzlukların, ekonominin, refahın, sendikalaşmanın, asgari ücretin tartışılmasını engelledi. Kimlik siyasetinin rantı dış politkaya kadar yansıdı ve neredeyse Müslüman komşularımızla savaş pozisyonuna sürüklendik.

Cumhuriyet tarihinin en temel felsefesi olan "Yurtta sulh,cihanda sulh" mottosu AKP düzeninde yerini içeride kavga, dışarıda kavgaya evrildi. Üstelik kimlikler ve kutsallar da ötekileşmenin enstrümanı haline getirildi.

İştetüm bunlar yaşanırken cemaat ve AKP kol kola yürüyor, sahte deliller üzerinden darbe senaryoları hazırlanıyor, merkez medya kamu imkanları kullanılarak elegeçiriliyordu. Cemaat ise elindeki tüm imkanları AKP'nin siyasi yolculuğunda omuz vermeye adamıştı.

Haziran direnişiyle yani Gezi olaylarıyla birlikte tüm baskı ve dayatmalara karşı biriken öfke dışa vurdu. Halk sokağa indi. Çevreci bir eylemle başlayan Gezi; silahsız, savunmasız insanlara yönelen devlet şiddeti ile evrildi ve özgürlükler adına bir sivil harekete dönüştü. Türkiye'nin lidersiz ilk halk hareketi dünyada yankı buldu.

İktidar sebebini sorgulamak yerine bizzat iktidarın birinci adamı tarafından verilen talimatla şiddetin dozu artırıldı ve gençler öldü.

Berkin, Ali İsmail, Abdocan ve diğerleri...

Öyle ayrışmıştık ki, artık "Senin ölün", "benim cenazem" düzeni başlamıştı. Cemaat yine AKP'nin yanındaydı. İtirazı görmüyor ve taraf olmayan bertaraf olur çıkışının gereğini yapıyordu.

AKP ve cemaatin siyasal yolculukta en büyük harcı 28 Şubat, başörtüsü ve dindarların zulüm gördüğü düzene karşı demokratikleşme talepleriydi. Aydınlar ve liberaller de bu yanda saf tuttu.

Zalime karşı dururken zulmetmeme, zulme karşı çıkarken zalimleşmeme ilkesi unutuldu. Başkasına yönelen zulüm, zalimi şirin gösteriyordu.

Bugün ise dindarlar 28 Şubat'ı ikinci kez yaşıyor. Sokaklara dökülüyor ve demokrasi, adalet arıyor.

28 Şubat'ın direksiyonunda asker vardı. Bugün ise Türkiye'de demokratik yollar tükenirken hiç sesini çıkarmayan dindarlar dahi adalet ve demokrasi arar hale geldi. Şartlar 28 şubattan daha ağır.  Ama tüm bu koşullaroluşurken direksiyonda asker değil demokrasiyi dilinden düşürmeyen siviller var.

Ve iktidar ele geçirdiği medya ile daha önce işbirliği yaptığı cemaatin itibarını kıyıyor, devletin gücüyle üzerine gidiyor. Gözü kara, bıçkın bir şiddet, kin, intikam diliyle hem de...

Berkin'nin annesini miting meydanında yuhalatan öfke dili demek ki bir gün hepimize yönelebiilir, kontrolsüz hale gelmeden; sarı öküzü vermeden hukuk, adalet ve demokrasi yönünde taraf tutmamız gerekiyormuş, bunu da bir kez daha ağır bedellerle öğreniyoruz.

Ali İsmail'e vurulan son tekmenin önünde hep birlikte dursaydık bugün ne Ali, ne de insalık ölmemiş olabilirdi.

Dün nasıl ki anasayal haklara, masumiyet karinesine, adalete, kuvvetler ayrılığı ilkesine, demokrasi ve birlikte yaşama kültürüne arkasına devlet şiddetini, baskı ve dayatma áklıyla atılan tekmenin önünde durduysak, bugün de tarafımız aynı olacak elbette...

Bizim keşkemiz yok.

İntikam biriktirmek, acıları çarpıştırmak yerine herkes için adalet, herkes için demokrasi istemeye devam etmeliyiz.

Hem de daha yüksek bir sesle...

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.