Tam bir yıl önce başladı iktidar-cemaat çatışmaları. Öncesinden bunun ipuçları sayılabilecek gelişmeler yaşandı ama genel kanı, “Bunlar yine anlaşırlar” şeklindeydi.
17-25 Aralık operasyonu sonrasında ise geri dönülmez bir yola girildi. İktidar operasyonlar sonra seçimle gelen hükümete darbe yapıldığını iddia ederken, cemaat yolsuzluk operasyonu olduğu iddiasından geri adım atmadı.
Her iki kesime de aynı mesafede olanlarsa biraz temkinli bir bekleyişe girdi...
Bir yıl geçti. Şimdi başka şeyler konuşuluyor. Ancak bir yıl önce sancılı bir şekilde başlayan kırılmanın ardından bugün başka şeyler konuşulsa da kişiler aynı! Karşılıklı suçlamalar da bir yıldır en ağır şekilde sürüp gidiyor.
Ancak her iki taraftan da sağlıklı bir özeleştiri yaptığını göremedik.
Ne iktidar “hain” dediği cemaatle yıllardır süren birlikteliğine ilişkin tatmin edici bir açıklama yapabiliyor, ne de cemaat yolsuzluk yapmakla suçladığı AK Parti’ye neden bunca yıldır destek verdiğini açıklayabiliyor.
“Yanılmışız” demek her şeyi açıklamıyor.
Böyle bir yanılgı olmaz. Ortaklık bozulmadan önceki süreçle ilgili o kadar içiçe bir yapıydı ki iktidar ve cemaat, eleştirilen ya da övgü dizilen birçok uygulamayı birlikte yaptılar.
Bugün gelinen toz duman içindeki ortamda bile geçmişe yönelik soruların yanıtlanması gerekiyor. Benzeri sorular yanıtını bulmadan günümüzle ilgili sağlıklı değerlendirme yapmak zorlaşıyor.
Ancak bu sorulardan önce içinde yaşadığımız süreçle ilgili bazı kurallardan asla taviz vermemek gerekiyor; demokrasi ve adalet...
Ergenekon, balyoz, şike ve benzeri davalardaki gibi insanlar tutuklanarak yıllarca yargılanmayı beklediler. Bugün de benzeri mağduriyetler yaşanmamalı. Haksız uygulamaların en çok acısını çekmişlerden biri olan Tuncay Özkan, yıllarca mücadele ettiği cemaat mensupları için, “Adil, tarafsız ve hızlı yargılama olmalı, insanlar tutuksuz yargılanması” diyor.
İntikam duygusuyla hareket etmeyen, “Benim yaşadıklarımı siz de yaşayın” demeyen Tuncay Özkan’ın bu talepleri, içinde vicdan duygusunu taşıyan herkes için makuldür.
Yaşananlar bir medya grubuna ya da belirli bir düşünceye sahip olanlara yönelik baskı politikası değilse; adil, tarafsız ve hızlı yargılama olmalı, sonucunda da kamuoyunda adaletin yerine geldiği kanısı uyanmalıdır.
Bu nedenle siyasi görüşü ne olursa olsun herkes şunu rahatlıkla söyleyebilmelidir;
Ne hükümet ne cemaat, sadece adalet...