Dün Türkiye'de siyasal tarihin bir ilki yaşandı. 17 ve 25 Aralık operasyonlarının yıldönümünde, talimatlı savcılar delilleri ve soruşturmaları sıfırlamaya çalışırken, ahlakını siyasal tarafgirliğine kurban etmeyen kitleler sokağa dökülüp, "yolsuzluk ve rüşvete hayır" diye haykırdı.
Adana'da da tam da 17 Aralık'a denk gelen günde hayli enteresan bir operasyon gerçekleşti. Seyhan Belediyesi'nde iddialara göre bir şebeke asfaltın yapımında kullanılan bütünü belediyenin kantarına soktuktan sonra geri çıkarıyor ve bu yolla vurgun yapıyordu.
Belediye tartılan bütünün parasını ödüyor ama geri çıkan bütün asflata dönüşmüyor. CHP'li yönetim satın alınan bütün miktarı ile üretilen asfalt miktarını karşılaştırınca büyük vurgun ortaya çıkıyor. Emniyetle işbirliğinde 7 aylık gizli soruşturma yapılıyor, teknik ve fiziki takip ile deliller toplanıp şebeke ortaya çıkarıldıktan sonra 17 Aralık'ta operasyon yapılıyor.
Şimdi her belediyede başkanın inisyatifi dışında olabilecek bir, örgütlenebilecek bir vurgun şebekesinin ortaya çıkarılmasını "CHP'li belediyeye operasyon" diye yutturmaya çalışan akılevvellere iki çift laf etmek isterim.
Zeydan Karalar'ı koltuğa oturduğu ilk aylarda içeriden birisi olarak bir takım konularda eleştirmiştim. Ancak bu eleştirilere dipnot olarak sosyal demokrat belediyecilik ritüelleri çerçevesinde kaygılar eklemiştim. Dürüstlük ve ahlaklı sol belediyecilik kıstasları içerisinde bir tavır eleştirisi olduğunu söylemiştim.
Bazı ahlaksız medya tüccarları operasyon haberini "CHP'li belediyeye operasyon" başlığıyla verdi. Halbuki göreve gelen yeni başkan Zeydan Karalar durumu fark etmiş, emniyet güçleri ile işbirliğinde kendi belediyesindeki yolsuzluğun üzerine gitmiş.
Peki biz Seyhan'da sosyal demokrat belediyeciliği neden savunuyorduk?
Anlatalım...
Seyhan'ın hesaplarını bilmiyorduk. Harcamaları şeffaf değildi. İmar, ruhsat ve hizmet adaleti gibi konularda hep soru işaretleri vardı. Yani klasik AKP'nin "kapalı kutu" belediyeciliği söz konusuydu.
Hatta işler öyle yüzsüz bir boyuta taşınmıştı ki, seçimi kaybeden Azim Öztürk, Zeydan Karalar mazbatayı alana kadar inşaat ruhsatı vermişti.
AKP'nin yeni Türkiye'sinde sermayenin önüne yatan bakanlar, korunan kollanan hırsızlar, millete küfreden yandaş işadamları korunurken, arkasında iktidar gücü olmayan sosyal demokrat belediye başkanı kendi belediyesindeki vurgunun üzerini kapatmıyor, üzerine gidiyor.
Kamunun parasını koruyor, kolluyor.
İktidar hakimleriyle, savcılarıyla, bakanlarıyla, medyasıyla hırsızlıkları, yolsuzlukları aklayıp paklarken,CHP'li bir başkan göreve gelir gelmez halkın kaynaklarını emen vurgun şebekesini çökertmek için kolları sıvıyor.
İşte biz bunun için sosyal demokrat belediyeciliği savunuyor, referans oluyorduk. Tartışmalarımız daha iyisi içindir. Dışarıdan gelen operasyonlara benim yazılarımı eklemlemek isteyenler bunu bir tarafa iyice not etmeli.
Ben Zeydan Karalar'a "ihaleyi uzatma taşeronu bitir" dedik. Siz ise işçinin emeği üzerinden rant devşiren siyasetin elçileriydiniz.
Ben Zeydan Karalar'a, "Gerekirse devri sabık yaratılmalı. Senin döneminde olmasa da bu ruhsatları kamuoyuna açıklayın" dedim. Siz ise betonarme rantların tuğlacılarıydınız.
Ben Zeydan Karalar'a, "Belediyeye gelen yoksulların gururunu kırmayın. Halk sosyal demorkat belediyeciliği, hizmet izolasyonuna mutatap olan Seyhan halkı, halkçı belediyeciliği kapısını çalacağı bir kapı olsun diye istedi. Hepsinin işini çözemeseniz de gururunu kırmadan gönderin" dedim. Siz ise devlet imkanlarını sadece kendi yanaşlarına açan, kendisi gibi düşünmeyenlere adil yaklaşmayanların dalkavukluğunu yaptınız.
Zeydan Karalar'ı tebrik etmek gerek. "Çık anlat başkan, halk bunları bilsin. Kamuoyunu aydınlat" dediğimizde bize kızsa da, "ben bunları bilirim, bana işimi öğretmeyin" desede, biz marifetin iltifata tabii olduğunu bilenlerdeniz.
Hırsızlığın korunup kollandığı, hırsızların itibar gördüğü talan düzeninde, vurguna geçit vermediği, sosyal demokrat belediyeciliğin adil, temiz ve ahlaklı belediyecilik olduğunun anlaşılması için örnek olduğu için canı gönülden kutluyorum.
Demek ki Türkiye'de ahlaklı, namuslu, dürüst siyaset yapma imkanı da varmış. Çalmadan, çırpmada, hırsızı kollamadan, talana ve vurguna göz yummadan da siyaset yapılabiliyormuş.