Kanunlar ve hukuk arasındaki ilişki ve bunun devlete yansıyışı, temel hak ve hürriyetler arasındaki ilişki bizim için ve ülkenizde son zamanlara damgasını vuran temel kavramlardır. Dilimize doladığımız hukuk herkese lazım olur. (Aslında söyleyeni de dikkate aldığımızda kanun demek istediğini hemen anlamış oluruz yani kanun herkese lazım olmaz, hukuk herkese lazım olur) Hukuk kendi içinde yenilenir, kendi evrensel değerlerini taşır, temel hak ve hürriyetler merkezdedir yani; Hukuk devleti ile kanun devleti son zamanlarda sıkça karşılaştırılan iki devlet modeli olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak hukuk devletini tanımlamak ve sınırlarını belirlemek kanun devletine göre nispeten daha kolaydır. Hukuk devletinin temel özellikleri tüm siyasal sistemlerde ve toplumlarda hemen hemen aynıdır. Oysa kanun devleti olarak isimlendiren devlet yönetimi dünyanın değişik ülkelerinde değişik şekillerde görülebilmektedir. Bu tür devlet modelleri kimi ülkelerde bir siyasal partinin, kimi ülkelerde askeri elitin, kimi ülkelerde de bir liderin diktası altında karşımıza çıkabilmektedir. Ülkemize bu çerçeveden bakınca aslında biz hiç bir zaman hukuk devleti olmadığımız kanısı ortaya çıkar. Oysa, İngiltere’de yazılı bir anayasa dahi yoktur, içtihatlar birleşerek anayasa oluşturmuştur. Demokratik rejimlerde hukukun üstünlüğü ilkesini esas alan hukuk devleti anlayışı bir bakıma bir ideal olarak karşımıza çıkmaktadır. İdeal bir model oluşturduğu için sınırlarını ve niteliğini tanımlamamız da kolaylaşmaktadır. Ancak kanun devleti olarak karşımıza çıkan toplumlarda keyfilik egemendir, evrensel hukuk ve temel hak ve hürriyetleri hiçe sayan ve kine hınca dayalı kanun çıkarmaktan, kaçınmadan bütün devlet kurumlarını bunun için kullanabilmektedir. Bu çerçeveden baktığımız zaman bizim ne derece hukuk devleti olduğumuz, ne kadar insan odaklı olduğumuz tartışılır. Hele ki biz bölge gücü olacak isek önce hukuk kültürü ihraç edebileceğiz ki sonrasında domates satabilelim. Hiç bir ülke insanlarına güven vermeyen, evrensel değerlere önem vermeyen ülkenin hiç bir şeyine değer vermez. Hukuk dediğimiz zaman toplumun nefes alması, kendini ifade edebileceği zeminler yaratılması ve kendini birey olarak güvende hissetmesi, hukuk dediğimiz zaman her şeyden önce eşitlik ilkesine dayanır. Tüm bireyleri aynı insani öze sahip olarak kabul eder ve buradan hareketle insanlar arasında ayrım yapmaz. Bununla birlikte devletin bütün kurallarını, faaliyetlerini ve kurumlarını hukukun üstünlüğü ilkesine dayandırır. Burada esas alınan hukuk, insanların vazgeçilmez, temel ve evrensel haklarla dünyaya geldiğini kabul eden tabii hukuktur. Doğal hukuk ilkesi hem devletin üzerinde yer alır; hem de üretilen yasalar için bir referans oluşturur. Ve hiç bir zaman doğal hukuka aykırı bir yasa üretilemez. Buyurun değerlendirelim bizim durumumuzu.