Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Adana’ya gelişinin gürültüsü arasında bir konu medyada yer bulamadı. Belki biraz yer buldu ama yeterince tartışılamadı.
Başbakan Davutoğlu, AK Parti İl Kongresine katılmak üzere geldiği Adana’da iş adamları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle de bir araya geldi. Hatta sanıyorum Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ve İl Başkanı Fikret Yeni’nin bulunduğu bir ortamda Adana Ticaret Odası Başkanı Atilla Menevşe ve Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç Başbakan ile kısa bir süre de olsa özel görüşme yaptı.
Ya Adana Ticaret Borsası Başkanı Muammer Çalışkan?
Ama bırakın özel görüşmede yer almasını basına açık yemeğe bile davet edilmedi Borsa Başkanı...
Tarımın merkezi konumundaki Adana’da Ticaret Borsası Başkanı’nın Başbakan’ın bulunduğu bir yemeğe davet edilmemesi çok düşündürücü...
Hem AK Parti açısından hem ATB açısından asıl önemlisi Adana açısından düşündürücü...
Muammer Çalışkan Adana Ticaret Borsası’nın seçilmiş başkanı. Binlerce insanı temsil ediyor. Cemaate yakın olduğu gerekçesiyle bir borsa başkanının başbakanın bulunduğu bir ortamda kentin sorunlarının tartışılacağı bir toplantıya davet edilmemesi ne demek?
Bir Adanalı olarak kime yakın ya da uzak olduğu beni ilgilendirmiyor. Beni bulunduğu konum ilgilendiriyor. Kimleri temsil ettiği ilgilendiriyor.
Sayın Başbakan, ATB Başkanına karşı yapılan uygulamadan haberdar mı, bilmiyorum. Başbakanın isteği üzerine mi veto yedi Çalışkan, yoksa bu durum parti teşkilatının bir tasarrufu mu? Ya da AK Parti’nin cemaate yakın isimlerin AK Parti’nin toplantılarına alınmaması ile ilgili yazılı olmayan bir ilke kararı mı var?
Hangisi olursa olsun umrumda değil. Yukardaki soruların cevapları elbette önemli ama daha önemlisi Adana’nın içine sokulduğu durum.
Yıllarda bu kentte ATO, ADASO ve ATB başkanlarının iyi geçinmesinin Adana’nın yararına olduğu yazıldı, çizildi, konuşuldu. Son dönemlerde aralarındaki uyum yeterli olmasa da en azından kavga etmiyorlardı.
Şimdi bakıyorsunuz birleştirici olması gereken iktidar kanadı, tam tersine ayrıştırıyor. Tekrar ediyorum, kimin ne düşünceye sahip olduğu, kime yakın olduğu umrumda değil. Ancak yapılan Adana’yı zavallı duruma sokmaktır ve Adana da buna boyun eğmiş, rıza göstermiştir.
Eğer Muammer Çalışkan zararlı bir unsur ise söyleyin gerekçelerini hepimiz sırtımızı dönüp dışlayalım. İşini iyi yapmıyorsa yine söyleyin yerden yere vuralım. Biz gazeteciler olarak AK Parti’nin basını kategorize etmesine alıştık ama hiç değilse oda başkanlarına yapılmasına izin verilmemeli...
AK Parti, Muammer Çalışkan’a bu muamelesi ile Adana’yı bölmüştür.
İşin özü budur...