Bu hafta birçok kere televizyon programları yaptığım, Adana’nın Önemli ve başarılı isimlerinden Aile Terapisti Dr. Obengül Ejder’i aradım. “Var mısın tekrar çocuk olmaya” dedim. Önce şaşırdı. Sonra “içimde hep bir çocuk var zaten” dedi. “O zaman hazırlan parka gidelim hem biraz çocuk olalım hem de çocukları konuşalım ne dersin “dedim. Kırmadı. Geldi .Biz çok eğlendik. Tekrar çocuk olduk. Kaydırakdan kaydık,tahteravelliye bindik.,sohbet ettik ve yağmura yakalanmadan parktan ayrıldık.Çok güzel ve keyifli bir sohbet oldu.Tüm anne ve babalar okumalı.Çok şey öğreneceksiniz bu sohbetten…
Çocukların dünyası oldukça yalın.7 yaşına kadar soyut düşünme kavramı tam oluşmadığı için onlar yaşamlarındaki kişilere ve olaylara yalansız, dolansız, tam bir güvenle ve safça yaklaşırlar. Uzun uzun cümlelerden hoşlanmazlar ve sevgi gibi, saygı gibi, disiplin gibi soyut kavramları duyarak anlayamazlar. Görmek isterler. Çocuğunuza sarılmadıkça, onu dinlerken gülümsemedikçe, gözlerinin içine bakmadıkça onu sevdiğinize inandıramazsınız.
Ya da dişlerini fırçalamasını söylemek yerine, onunla birlikte dişlerinizi fırçalamalı, oyun oynayarak bu alışkanlığı kazandırabilirsiniz.
Bu nedenle çocukların dünyasına anca onlar gibi çocuk bakış açısı ile girebilirsiniz. Benim ofisimde çocuk oyun odası var, orada onlarla yerde oyun oynuyoruz. Evcilik ya da çiftlik kuruyoruz, resim çiziyoruz, bazen top oynuyoruz.
Çocuk sizi kendi seviyesine indiğiniz zaman anlayabiliyor ve size açılabiliyor.
En büyük iletişim hataları;
olayı dinlemeden, anlamadan önyargılarınız ile yaklaşmak.
Karşı tarafı hemen suçlamaya geçmek ve kendi yanlış düşünce ve davranışlarınızı görmezden gelmek ya da gizlemeye çalışmak
Sadece probleme odaklanmak ve çözüm önerilerine dair kendinizi zorlamamak
Çocuğunuzla her nerede, her ne yapıyorsanız, sadece bedeninizle orada olmamalı, ruhunuzla da orada olmalısınız. Onunla göz teması kurabilmeli, oyunun içinde bir karakter gibi davranmalısınız.
Örneğin kovalamaca oynarken gerçekten kaçmalı, saklambaçta gerçekten saklanmalı, aynı anda başka başka işlerle uğraşmamalı, telefonla konuşmamalısınız.
Aslında teknolojinin günümüzde bu kadar yaygın kullanım alanının olması kötü bir şey değil. Teknolojiyi kullanma biçimimiz kötü.
Milyonlarca kitaptaki bilgiye saniyeler içinde , bir kaçtuşa basarak ulaşabiliyorsunuz. Hem de milyonlarca görsel belge ve görüntü eşliğinde , bazen 3 boyutlu animasyonlarla daha kalıcı öğrenmeyi sağlıyor bu videolar.
Ancak ailelere bakıyoruz, başta anne babalar saatlerce bilgisayar başındaya da cep telefonundaoyun oynuyor, face bookta kim ne yapmış, ne yemiş, nereye gitmiş diye merak içinde takip ediyor veya kameralar açık saatlerce sohbet ediyor.
Çocuklarımıza teknolojiyi kullanmayı öğretmeliyiz. Biliyorsunuz TEKNOLOJİ OKUR YAZARLIĞI diye bir kavram var. Doğru bilgiye, doğru kaynaklardan en kısa ve kolay yoldan ulaşmayı öğretmeliyiz. O zaman içiniz rahat eder ve eğer çocuğunuz küçükse onu takip edebilirsiniz, önemli olan başı sıkıştığında sizden yardım isteyebilir olmasıdır…
Bana kalırsa her yaşta çocuklar kendi kararlarının bazılarını kendileri verebilirler, tabi ki sağlığını tehlikeye atacak şeyler dışında;
Örneğin 1 yaşındaki çocuk doyduğunu anlar ve artık yemek yemek istemeyebilir. Ancak anneler zorlarlar.
2 yaşındaki çocuk hoşlanmadığı bir oyuncakla oynamak istemeyebilir, ancak anne babalar ona yaşından büyük oyuncaklar alarak onu oyuna zorlarlar
3 yaşındaki bir çocuk üşümediğini söyler, ancak 6 kat kıyafet giymeye zorlanılırlar.
4 yaşındaki bir çocuk hoşlanmadığı bir arkadaşı ile oynamak istemeyebilir, o çocuk kendisine vuruyordur ya da oyuncaklarına zarar veriyordur. Ancak anneler ille de o çocukla oyun oynaması için ortamlar hazırlarlar.
Zor bir soru, bu kriterleri belirleyen bir kurum ya da kuruluş yok elbette. Ancak bizlerin önerdiği ideal aile modeli var. Hem annenin, hem babanın , hem de çocukların ayrı ayrı bireyler olduklarının kabul edildiği, herkesin kendine ait iş, arkadaş, hobi gibi özel alanlarına müsaade edildiği, aynı zamandaortak zaman aralıklarının yaratıldığı ve herkesin birbirini dinlediği, problemlerini açıkça ve net bir şekilde paylaşabildiği, bu problemlere uygulanabilir çözümlerüretildiği bir aile modelinde büyüyen bir çocuk sağlıklı yetişkinliğe adım atacaktır.
Unutmayalım ki, sağlıklı ailelerde yetişen çocuklar sağlıklı ergenlik geçirirler. Sağlıklı ergenlik geçiren çocuklar sağlıklı yetişkinler olarak gerek iş gerek sosyal hayatlarında başarı sağlarlar. Ve ancak sağlıklı yetişkinler sağlıklı evlilikler yapabilir ve sağlıklı çocuklar yetiştirebilirler.
Kızım artık 14 yaşında. Ergenlik dönemini çok sağlıklı atlatıyor. Onun büyüdüğünü görüyoruz, evde bazen yalnız kalmak istiyor, odasında müzik dinlemek istiyor, dışarda arkadaşlarıyla yemek yemek istiyor. Eve arkadaşı gelsin, film izleyelim, hatta bizde kalsın istiyor. Yani kısacası artık o da yetişkinlik provaları yapıyor.
Bizim üzerimize düşen görev, büyümesini görmezden gelmemek,ona saygı duymak, 14 yaş bir gencin yaşam sınırlarının çerçevesini çizmek ve o sınırlar içinde yaşamasına müsaade etmek. Biz ona saygı duydukça o da çizdiğimiz sınırlara saygı duyuyor. Karşılıklı saygı olunca da çatışma olmuyor.
En sevdiğiniz renk hangisi? Çağla yeşili ve Mavinin her tonunu çok severim
En son okuduğunuz kitap?“Fanustaki İnsanlar VAMIK VOLKAN
En sevdiğiniz yemek?Bir Ege ‘li olarak KEREVİZ , Bir Adana’ lı olarak İÇLİ KÖFTE
En son katıldığınız etkinlik? ÇAĞ Universitesinde İŞKAD “ LİDER KADIN OLMAK “ sertifika programına Eğitmen olarak katıldım
Dr.Obengül EJDER
ÇAĞ Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Aile ve Evlilik Terapisti/ Cinsel Terapist/ Psikoterapist