Vicdanına söz geçiremeyen diline geçirir mi?

Yener EKİNCİ yazdı

27 Aralık 2014 Cumartesi 07:55

 

Metro ile seyahat ediyorum. Akşam eve dönüş saati olduğundan vagonlar ful dolu. Ayakta olanlar da, oturanlar da somurtuyor. Belli ki hepsi de gülüşlerini sabah evde bırakıp çıkmış. Konuşmalara kulak misafiri oluyorum. Hiçbir düşü hayra yormuyorlar. Kardeşlik ihlalinde iptal olmuş düşünceler. Bir nefret hummasıdır gidiyor. İşin en acı yanı kendimize ayna tutmaktan kaçınıyoruz. Nefsimize hakim oluyoruz da, nefesimize bile hakim olan bir düzen var ortada. Alın yazımızı nefret siyaseti yazıyor artık. Kardeşlik rivayet sayılıyor. Hayatı biçimleyen vicdanımızdır. Kendilerini hayatın ölümsüz kiracıları sayanlar vicdanı yok sayıyorsa, onların acı çekecek hiçbir yanı kalmamış demektir. İki kaşının arasına silah çatanlar dünyasında. Oysa ölümle bakışan hayatı kimse inkar edemez. Hepimiz insanız nihayetinde. Ama bazıları hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyor. Öznesi para olan hayatta, ölümle yüzleşmek yok. İntikam ve para, asaleti solladı. Vicdanlar kayıp. Hepimiz toprağın malıyız. Kanımız kırmızı. Dille damak, ilikle kemik gibiyiz. Birbirimizi sevmemizi zorlaştıran gerçekleri elimizin tersiyle niye atamıyoruz? Kibir ve küçümsemeyi yaşam tarzı bellerken. Bir dehlizin içinden geçiyoruz sanki. İnsan yanımız kanıyor. Yalan ve iftirada sınır tanınmıyor. Yalan iftiranın üvey kardeşidir. İftira yalanın öz kardeşi. Yalan insanı kışkırtır, toplumu birbirine düşürür, geriye dönme fırsatı bile bırakmaz insana. İftira, yıkmaya yakmaya yöneliktir, çamur atar iz bırakır. Karanlık bir oyunda, en tehlikeli dekordur. Nedense ikisi de büyüleyicidir, gözleri kamaştırır. Kanına sızar insanların. Yayılan yozlaşmanın damarlarına. Hayatı biçimleyen doğrulardır, iblislerle melekleri birbirinden ayırmaya yarar. Herkesin kendini sınaması için harika bir seçenektir. Ama vicdanına söz geçiremeyen diline geçirir mi? Soralım kendimize. Niye bu hallere düştük? Hayat uzun bir yolculuksa ve bu yolculuğun bir sonu da varsa, araya çirkinlikleri sokarak neyi kazanıyoruz? Allah yalanı ve iftirayı reddeder, ama insanlar sever. Görüyoruz ki...Yalanın görkemli gücü, doğruluğun kederli yüzünü bile örtüyor. Yalanın ve iftiranın yaralarını saracak hiçbir şeyimiz kalmadı.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.