* Hepimizin sırları vardır. Bunda bir sorun yok. Ama sırlarımızı paylaşmak için güvenilir bir dosta ihtiyacımız vardır. Bir şekilde paylaştığımız sırlar bize gerçek dostlarımızın kim olduğunu söyler. Onlar, en çok güvendiğimiz insanlardır.
* Bir sürü ölüm gördüm, bir sürü acı ve bir sürü çile. Ama ayrıca bir sürü hayat gördüm. Bir çok güzellik, bir çok mucize. Önemli olan yaşadığımız seneler değildir. Hayatlarımız birkaç andan ibarettir. Onları ne zaman ya da nerede yaşayacağımızı bilemeyiz. Ama hep bizimle kalırlar ve ruhlarımızda sonsuza dek iz bırakırlar.
* Sevdiğin birini kaybetmenin acısını yok edebilecek bir şey yoktur. Hayatının sonuna kadar bunu içinde taşırsın. Hayatın ne kadar uzun olursa o kadar. Umabileceğin en iyi şey, zamanla yaralarının iyileşmeye başlayacağıdır. Ama ne kadar güçlü olursak olalım, ne kadar uğraşırsak uğraşalım, yaramız her zaman bizimle kalır.
* Ölüm ne kadar üzücü ve korkunç olsa da, bizi her anımızın tadını çıkarmaya zorluyor çünkü hayat eşsiz ve sınırlı.
* Namuslu insanların akşamları evine götürdüğü ekmeği bile küçülterek büyüyen hırsızlar dünyasında. Dönüm dönüm arsalar da onların. Görkemli villalar da. Ama yatacak yerleri yoksa. Neye yarar!
* Bir hayırsevere bin şersever düşüyor artık. Her şeyi kitabına uyduranlar ecele inanmıyor. Birer ikişer eksiliyor yıldızlar. Bas bas bağırıyor kara bulutlar. Hiç susmayan bir şeyleri dinliyor doğa, belki çok eski çağlardan gelen. Üzerine basılan kuru yapraklar bir şey söylemek istiyor sanki.
* Dostluğa inanırdık. İnsanlar vekaletini kalleşliğe verdi. Şimdi ihanetin ağlarına takılan balıklar gibiyiz. İnsanca duyguları öldürdükten sonra, bu dünyada yaşamış olmanın bir anlamı yoksa. Para için her şeyi yapanların, tabutlarını da Benjamin Franklin resmiyle donatsınlar. Yakışmaz mı?
* Ters çevrilmiş kaplumbağaları merak ederim. Yan gelip yatarken bile, başkasının eline ihtiyaç duymanın, onda yaratacağı gurur sarsıntısını.
* Kirli bir tarihin ortasından geçiyoruz. İnsanlık kan kaybediyor da, yalan oluk oluk akıyor. Herkesin kendi hilesi kutsal! O kadar insan ölmüş, herkes kendi martavalını okuyor. Ateşi söndürmek için üflenmiyor nefesler. Yeni yangınlara üfleniyor.
* Her şeyimizi kaybediyoruz. Kaybettiklerimizi de kazanamıyoruz. Ama bir gerçek var ki... Kimsenin eski güzellikleri, yeni çirkinliklerin yerine koymaya niyeti yok.
* Eskiden ülkeyi ayağa kaldıran nadir soysuzluklar, şimdi kendini yenilemiş haliyle itibar bile görüyor. Bunun adına "oluşturulmuş kültür" deniyor. Ellerini ovuşturanlar borsasında paraya para demiyor soysuzlar!
* İnsanlar paranın değil hayallerinin peşinden gitmeli. O hayaller paralandıysa. Kendini terk etmeli!
* Şimdiye kadar birinin her şeyi oldunuz da. Herkesin hiçbir şeyi olamadıysanız. Sizde zengin bir yürek de yok. Herkesten olan bencil bir yürek var.
* Bazı insanlar memleketi soyarak zengin olan domuzlara baktıkları kadar, karıncalara baksalardı.
Bazı insanlar kendileri gibi düşünmeyenlere düşman gibi baktıkları kadar, ayak bastıkları bin yıllık toprakta, öbür ayaklarına da baksalardı. Çok şey değişirdi.
* Kendisi gibi düşünmeyenlerin cenazesini düğün belleyenler, hayatın elektrikleri kesildiğinde kapladıkları yere bakacaklar.
* Maddi dünyalarını terk etmeyen insanlar, ruhsal dünyayı umursamazlar. Ruhsal aydınlanmanın farkına varmayanlar, evlerinde en pahalı avizeleri kullansalar da, nasıl bir karanlıkta yaşadıklarını da fark etmeyeceklerdir.