-2-
Sedat Memili
60 asır değişmeyen hesap
Sümerliler yıldızların ve gök cisimlerinin hareketlerini izleyerek yılı 360 güne bölmüşlerdir. Gerçekte “Noel” dediğimiz festival zamanının hesabı günümüzden 5200 yıl önce uygarlık kurmuş Sümerliler tarafından yapılmıştır. Yazılı tabletlerin ilk görünmesiyle ondalık ve altılık sistemler oluşmuştu. İkinci sistem (60) a dayanmaktaydı. Daireleri hala bu sistemle ölçüp hesaplıyoruz. Altmış saniye bir dakika eder, altmış dakika bir derecedir, 360 derece daire. Gök ve yer dereceyle ölçülür. Ve zaman daireleri: 60 saniye bir dakikadır ve 60 dakika bir saat. Mezopotamya yılı 360 gündü; zaman ve mekân daireleri uyum içindeydi. Aynı rakam ilkesinin iki yönüydüler. Ve mekân dairesinin merkezinde kutsal Ziggurat’ın beş noktası bulunuyordu (Dört köşenin dört açısı ve göğe yükselen zirve) kutsallık onun aracılığıyla dünyaya getirilmekteydi. Zaman dairesinde de aynı biçimde laik 360 günün yanında beş günlük ek festival haftası vardı; bu haftada eski yıl ölür yenisi doğardı ve dünyadaki kutsallık ilkesi yenilenirdi...” (Joseph Campbell. Doğu Mitolojisi)
52 SANİYELİK HATA
Dostlar, yılın 365 gün olduğu düşünülerek Sümerlerin yanıldığı aklınıza gelmesin. Sümerler sadece (bu güne göre) 52 saniye yanılmışlardır. Yılı 360 gün kabul etmelerinin nedeni, haftada beş gün olmak üzere yılı 72 hafta saymalarındandır. (72 x 5 = 360 gün) kalan beş gün yani bir haftayı ise, eski yılın ölmesi ve yeni yılın doğması için “Festival Haftası” olarak kabul etmişlerdir. Bu da yılın son haftasıdır. Yani 72+1 hafta vardır ve bu da 365 güne karşılık gelir. Bu hafta uğurlama ve karşılama ile geçtiğinden yılın haftası sayılmamıştır.
Bu gün Avrupalı (ya da Hıristiyan dünyası)’nın Noel dediği ve Meclis Başkanımızın da kutladığı bu haftadır.
Sümer kökenli bu “Festival Haftası” başta Hititler olmak üzere daha sonra gelen bütün kültürleri etkilemiş ve dünyaya yayılıp insanlığın ortak kültürü olmuştur.
Yeri geldiğinde bütün dünyada değişik kültürlerde “eski yılın ölüp, yeni yılın gelmesi” törenlerinin nasıl yapıldığını anlatırız. Bu başka bir yazının konusudur.
BİR DE İSA’NIN DOĞUM TARİHİ
.Tarihte İsa kadar yaşayıp yaşamadığı tartışma konusu olan başka bir kişi yoktur. Yaşadığına dair hiçbir kanıt bulunmamıştır. Varlığı tamamen bir inancın ürünüdür. En basitlerini söyleyeyim. Tanrının oğlu olduğu iddia edilir ama 4 erkek ve birçok kız kardeşi olduğu da iddia edilir. Tanrının oğlu olduğu iddia edilir, Meryem’in kocasının Yusuf olduğu söylenir. Ayrıca tanrının oğlu sıfatı ancak mitolojilerde vardır. Tanrı Zeus’un zaman zaman ölümlülerden çocukları olur. Hatta bazı teologlara göre, İsa, mitolojik Tanrı Dionysos’un bir versiyonudur…
Paganlarda bile tanrının oğlu yoktu, ancak tanrılaşmış krallar vardı.
Hz. Muhammet deyince, doğum tarihi, yeri, yaşadığı bölge, savaşları, deyişleri ve hakka kavuşması ile hepsi ortadadır.
İncil, İsa’nın yaşadığı iddia edilen zamandan yaklaşık en erken 70-100 yıl sonra yazılmaya başlanmıştır. Havariler söylencelerden yola çıkarak İsa’nın hayatını saptamaya çalışmışlardır. İsa daha sonra bir din kurucusu olarak kabul edilmiş ve öğretilerine milyonlarca kişi inanmıştır. Saygı duyarım. Ancak doğum günü Hıristiyan dünyasınca bile saptanamamıştır. Luka İncili İsa’nın dünyaya gelişini İmparator Augustus’un İ.Ö 6 yılında Yahuda’da yaptırdığı ilk sayımla ilişkilendirir. Yani milat olarak kabul edilen tarihten 6 yıl önce doğduğu, söylencelere dayalı Luka İncil’inde zaten yazılmıştır.
İ.S 6. Yüzyılda ise Dionysus Exiguus, İsa’nın doğum tarihini Roma’nın kuruluğunun 754. Yılının başı olarak belirlemiş ve bu tarih miladi takvimin başlangıcı sayılmıştır. 20. Yüzyılın başlarına gelinceye kadar İsa’nın doğum tarihi her hangi bir nesnel olaya değil de dinsel karara göre saptanmıştı.
Ancak kilise (Özellikle Katolik Kilisesi) , İsa’nın doğumunu göksel nedenlere dayandırma zorunluluğu duydu. Bu zorunluluk, birçok din adamının farklı tarihler ileri sürmesine neden oldu. Sonunda kilise bu tartışmalara bir nokta koydu ve İsa’nın doğum gününü 25 Aralık olarak karar altına aldı.
NEDEN 25 ARALIK?
Sümerlerce saptanmış olan bu gün yani “Festival Haftası”nın başlangıç günü, az önce de belirttiğim gibi Hititler başta olmak üzere birçok kültürü etkilemiştir. Anadolu bu kültür ögesine sıkı sıkıya sarılmıştır. Hıristiyanlığın Roma’da yayılması ile birlikte Roma’nın egemenliği altında bulunan Anadolu asla boyun eğmemiştir. İç Anadolu halkı Mithra dini olarak adlandırılan dinsel geleneklerini sürdürüyorlardı ve Roma zulmünden korunmak için Nevşehir ve Niğde yörelerinde yer altı kentlerinde yaşıyorlardı. Anadolu’nun bu direnişi Roma yöneticilerini zor durumda bırakıyordu. Kilise sonunda direnen bir halkla barışmak için onların Güneş şenliği adında 25 Aralıkta kutladığı Bayramla çakıştırmak amacıyla İsa’nın da doğum gününü aynı tarih olarak kabul etti.
Yani yaşayıp yaşamadığı belli olmayan mitsel bir kişiliğin doğum tarihi, Anadolu’da binlerce yıldır kutlanan bir tarihe yamanmıştır.
Ve şimdi Anadolu’da Meclis başkanımız bu tarihi İsa’nın doğum günü olarak kutlayıp, Hıristiyan alemine “hayırlara vesile olmasını” diliyor. Bu ne kadar yanlışsa, bazı islami çevrelerin yılbaşı kutlamalarına karşı çıkması da o denli yanlıştır.
YENİDEN DOĞUŞ KUTLU OLSUN
Elbette bu “Yeniden Doğuş” ya da “Güneş Şenliği” veya “Festival Haftası” insanlık âlemine kutlu olsun. Hayırlar getirsin... İnsanlığa sağlık ve esenlik dilemek bir erdemdir. Ancak, misyonerlik faaliyetleri ile kültürümüze yapılan saldırı ortada iken; ulusal değerlerimiz bir bir çiğnenip ulusal bilincimizin yok edilmeye çalışıldığı bir dönemde, bize ait olan bir kültürün sanki başkasınınmış gibi kutlamayı, yamanma isteğinin bir parçası olarak yorumladım.
Çalıntı bir tarihi meşrulaştırma görevimiz yoktur; tam tersine kendi tarihimizin daha dikkatli ve bilimsel incelenmesine ve kamuoyunu bu konuda aydınlatmamıza ihtiyacımız vardır.
Yeniden Doğuş Kutlu Olsun mu? Olsun…