Matematiği sevdiren genç profesör

Gülay ÇAKMAK röportajı

05 Ocak 2015 Pazartesi 12:21

 

40 yaşında profesör ünvanını almaya hak kazanan Gonca Ayık, "Şartlar değişiyor gençler ilk akademik aşamada kadro bulmakta zorlanıp gecikince, tüm aşamaları yapmaları gecikiyor şimdilerde. Benim profesörlük atamamın gecikmesine bakmayın şimdi profesör ve doçent atamaları anında oluyor ama bir yandan emekli olanlar varken neredeyse yardımcı doçent ilanı hiç yok" diyor. Ayık, gençlerle birlikte olmanın kendisini gençleştirdiğini de söylemeden geçemiyor.

1-Gonca Ayık kimdir?

Gerçekten kimim ben? diye düşününce bu soru zor geldi bana. İnsanın hemen kim olduğunu ifade etmesi çabucak olmuyor. Biraz kolaya kaçıp özgeçmişimi anlatayım. 13 Aralık 1973 de Adana’da doğdum. Hayriye Kemal Kusun İlkokulu, Seyhan Ortaokulu, A.Paksoy Kız Lisesini bitirdim. 1990 yılında Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümünü kazandım. O yıl matematik bölümü ingilizce eğitime başlamıştı ve bir yıl hazırlık okudum. Çukurova Üniversitesi matematik bölümünden 3. olarak olarak 1995 de mezun oldum. Ç.Ü. matematik bölümünün ilk İngilizce mezunlarından biriyim. Aynı yıl öğretmenliğe başvurdum tayinim Bitlis, Güroymak Mehmet Akif İlkokuluna sınıf öğretmeni olarak çıktı. Tam gitme hazırlığında iken burada asistanlık kadrosu ilan edildi. Kasım 1995 de cebir ve sayılar teorisinde asistan olarak Matematik Bölümünde göreve başladım. Sonra hocam Yusuf Ünlü ile yüksek lisansı 1997de, doktorayı 2003 de tamamladım. Aralık 2006 da doçentlik sınavını geçtikten sonra Nisan 2013 de profesör olarak atandım. Özetle 6 yaşında kendimi bildim bileli okuyorum.

2-Biz sizi daha yaşlı bekliyorduk. Bu kadar genç bir profesör bizi şaşırttı doğrusu. Ne zaman ve kaç yaşında bu ünvana sahip oldunuz?

Çok da genç değilim canım tam 41 yaşındayım. Atama ilkelerini sağlayarak doçentlikten 5 yıl sonra profesör olmaya hak kazanırsınız. Bana göre en kolay akademik aşama profesör olmak. Esas ve evrensel olan benim içinde en önemli iki aşama var. Biri doktorayı bitirmek ki bunun anlamı akademik olarak artık kendi ayakların üzerinde durabilirsin demektir. İkincisi doçentlik aşaması olup, kendi ayakların üzerinde durduğunu ispatlamışsın demektir. Aslında 2011 de profesörlüğe hak kazandım ama atanmam 2013’ü buldu. 40 yaşında profesör atandım. Gelelim gençliğe, gençlerle birlikte olmak beni gençleştiriyor sanırım.

3-Çukurova üniversitesinde sizin gibi genç profesörler var mı?

Bir araştırmam olmadı ama vardır tabi neden olmasın. Benden de genç profesörler olabilir. Şartlar değişiyor gençler ilk akademik aşamada kadro bulmakta zorlanıp gecikince, tüm aşamaları yapmaları gecikiyor şimdilerde. Benim profesörlük atamamın gecikmesine bakmayın şimdi profesör ve doçent atamaları anında oluyor ama bir yandan emekli olanlar varken neredeyse yardımcı doçent ilanı hiç yok.

4-Neden Matematik?

Bende size sorayım. Neden olmasın? İlkokuldan itibaren tüm öğrencilik hayatım boyunca beni tanıyanlar şuan matematikçi olmama hiç şaşırmazlar. Tarih derslerinden çok çektim zamanında. Kolay olanı seçtim aslında. Matematikte temel bilgiyi öğrenerek pek çok soruyu çözebilirsiniz. Kimin aklını nasıl kullandığını içinde neler olduğunu tam bilemeyiz. Matematik ilişkileri kurarak problemi görüp, çözmektir. Hayatta bu değil midir? Bunun için yapmamız gereken beynimizin içinde gerçekten özgür düşünüp soru sorabilmektir. Özgür düşünmek için ise zaman ve mekanın çok ta önemi yok bence. Örneğin Galileo kilisede bilim yapıyordu. Bir de ben aşk kadınıyım, yaptığım bir işe dört elle aşkla sarılırım. Böyle hissetmediğim bir işi de beceremem zaten. Matematik benim için bir aşk. Ayrıca Matematik Antik yunanca matesis=ben bilirim kelimesinden gelmiştir diye okumuştum. Belki de (içimden de desem ) ben bilirim demeyi seviyorum.

5-Eşiniz de sizinle aynı mesleği yapıyor sanırım. Kim kimin hocası diye sorsam?

Evet eşimle aynı işi yapıyoruz. Hayrullah direkt doktora yaparak başlayınca benden önce öğretim üyesi oldu. Onun süreci tabi ki benim için bir tecrübeydi. Önceleri farklı konular çalışıyorduk. Ben çalışma konumu “yarıgrup takdimleri” olarak seçtikten sonra oda konusunu yarıgruba kaydırdı. Hayrullah İskoçya’da öğrendiklerini bölümde tüm öğretim üyelerine yazları ve her fırsatta ders olarak anlatıyordu. Sadece matematik değil Latex gibi akademik yazılım dillerini de anlatıyordu. Hayrullah’ın derslerine bende katıldım. Yani Hayrullah benim hocam oldu. Bu derseler sonunda ikimiz doktora sonrası yeni bir konuya daldık. Bu konu ikimiz için dönüm noktası oldu. Profesör olsam bile bölümde yeni açılan lisans veya yüksek lisans dersine dinlemeye hala girerim. Çünkü hala öğrenecek çok şey var.

Şu sıralar yeni dersler açma merakındayım. Çünkü mezunlarımızın alanları ile ne kadar çok konu hakkında az da olsa bilgileri olurlarsa kendilerini diğer mezunlardan bir adım bulacaklar ve daha kalifiye olarak mezun olacaklardır. Bu amaçla Kodlama dersi açtım ve Hayrullah’da bu dersi dinlemek istiyor. Oda benim öğrencim olacak şimdilerde.

6-. Sizi, hayatınıza yön verirken etkileyen insanlar oldu mu?

Tabi ki olmuştur. Öyle birden bire ortaya çıkmadım ki ben. Tüm hayatım boyunca tanıdığım tüm insanlar beni etkiliyor ve etkilemeye devam edecek. Bu etkileşim bana şekil veriyor bazen olumlu bazen olumsuz belki de. Ama beni en çok babam etkilemiştir. Babam Veli Güngör enteresan bir insandır. Çiftçilik yaparken evdeki eşyaları ırgatlara çok taşımıştır. Vicdan ve adalet duygusu çok kuvvetlidir babamın. Ben ondan çok şey öğrendim. Dürüst olmak ve sağlam dostluklar babam için çok önemlidir. Bir kız çocuğu olarak babamdan gizli hiçbir şey yapmadım. Belki de bu yüzden Adana dışında okumak gibi bir hevesim bile olmadı. Genç iken arkadaşa gidiyorum diyip konsere gitmeyi gizli yapmanın tadını bilmem. Oda bunu istedi bizden hep. Yapmamı istemediği bir şey olsa bile kesin kafaya yapmayı koydun mu? diye sorar cevap evet olunca itiraz etmezdi. Farklı fikirlerde olsak bile babamla her zaman konuşabildik.

7-Benim okul hayatım boyunca en sevmediğim dersti Matematik. Sanırım insan anlamadığı dersi sevemiyor. Var mı bu dersi sevdirmenin formülü?

Samimi olarak fikrimi söyleyeyim mi? Bu müfredatla ve bu sınav dayatmaları ile şimdi öğrenci olsam bende sevmezdim herhalde. Örneğin mantık lise1 müfredatından kalkmış. Yani şimdi liselerde “mantıksız matematik “ öğretiliyor. Mantık sadece matematik için değil konuşulanı anlamak okuduğunuzu anlamak, yorum yapmak ve çıkarım yapmak için de gereklidir. Anlamak için mantık gerekir.

Benim hep iyi matematik hocalarım oldu. Pedagojik yanları zayıf bile olsa alan bilgileri iyi ve hiçbir zaman benim soru sormama engel olmayan matematik hocalarım oldu. Ben kız lisesinde okudum ama 30 kişilik sınıflarda okuduk hep birlikte çalışabilirdik. Öğrenmenin en iyi ve en kalıcı yolu öğrendiklerini birilerine anlatmaktır. İlkokuldan bu yana çok arkadaşımı çalıştırdım. Farkında olmadan öğrendiklerim bende hem gelişti hem kalıcı oldu.

Çocuklar sevdikleri şeylere algılarını açıyor. Sevdirmek için bence küçük yaşta kavrayıp hissedecekleri konuları öğretmek gerekir. Bunu da keşfettirerek merak uyandırarak öğretmek gerekiyor bence. Gençler matematiği sevmeye bilirler ama nefret etmesinler.

8-Siz aynı zamanda Adana  Tepebağ  Rotary  Klubünün de başkanısınız. Nasıl gidiyor çalışmalar?

Akademik olarak sınavları bitirip kafanızı kaldırınca farklı bir arayış içine giriyorsunuz. Üniversite’de yapmak istediğim çok şey vardı ve hala var. “Daha dur gençsiniz” dendiği yıllardı ama ben durmak istemiyordum. Ersan Çatak adında bir arkadaşımız yapmak istediklerini yapabileğin bir yer var diyerek beni Tepebağ Rotary kulübüne götürdü. 2007 de rotaryen oldum. Bir anlamda Rotary de büyüdüm. Tepebağ Rotary de ben , farklı meslek sahibi kişilerle bir arada olarak, birlikte iş yapmanın ne demek olduğunu, farklı pencereden bakarak çok şey öğrendiğim ve rotary olmasaydı yollumun hayatta kesişemeyeceği gönlü güzel güzel çok insan tanıdım. Bu da beni her anlamda besledi.

Evet şimdi başkanım. Çok yoğun bir tempodayım ama bunu da seviyorum sanırım. Uzun yıllar gece ders çalışmaktan kalan bir gece uyuyamama problemim var. Onu da Rotary için çalışarak değerlendiriyorum şimdilerde. Bu yıl tüm Adanada’ki tüm Rotary başkanları ve Rotaryenler çok iş yaptık ve yapacağız. İlk kez bir Rotary Dünya Başkanını Gary Huang’ı tüm Adana kulüpleri olarak Adana’da 17 Ekimde ağırladık. Kulüp olarak Etem Çalışkan’a meslek Hizmetleri ödülünü verdik  ve 10 kasımda sergisini Altın Oran Sanat Platformu ile birlikte açtık. Bu benim için çok önemliydi hayatım boyunca böyle bir değeri tanımanın gururunu yaşayacağım. Köy okullarında ders anlatıyorum. Çocuklara yılbaşı partisi yapıp onları sanatla buluşturmaya çalışıyorum şimdilerde. Orhan Kemal’i ve İstanbul’daki  müzesini tanıyalım tanıtalım arzusundayım.

En  sevdiğiniz renk: Sarı

En son okuduğunuz kitap: Aslında birkaç kitabı aynı anda okuyorum evde işte.

1. Ingeborg Gleichauf, Anlamak İstiyorum:Kadın Filozoflar Tarihi, ODTÜ Geliştirme Vakfı

2. Serenad, Zülfü Livanelli..

En  sevdiğiniz yemek: Yoğun tempomdan dolayı önüme hazır gelen herşeyi severim.

En son katıldığınız etkinlik: Altın Oran sanat Galerisinde “Önyargı” Fotograf sergisi

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.