Adana’nın Turaç’ı

Yener EKİNCİ ropörtajı

06 Ocak 2015 Salı 07:30

 

Tam 25 yıl boyunca ‘Yetim Ali’ ismiyle müzik piyasasında kalıcı bir yer edinmişken, sırf Adanalı olduğunu vurgulamak için bu uğurda kaybedeceği avantajları umursamayıp sahne adını değiştiren Ali Turaç, gür sesiyle ruhumuza hitap etmeye, katıldığı televizyon programları ile de Adana’ya tanıtmaya devam ediyor.

Adana’ya özgü bir kuş türü olan Turaç’ı soyadı olarak benimseyen Ali Turaç, “İnsanlar merak edip Turaç’ın ne olduğunu araştırınca, Adana’nın bir özelliğini daha öğrenmiş oluyorlar” diyor. Çile dolu bir hayatın ardından bugünlere gelen ve çocukluğu acılar içinde geçen Ali Turaç, yaşamı ve sanatı ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

 

Dün yetimdi, bugün yüzbinler onu bağrına bastı

ADANA MEDYA- Henüz 6 yaşında küçük bir çocukken babasını kaybederek hayatın acı yüzüyle tanıştı. Ailenin direği hayata veda edince, geçinmeleri için diğer 5 kardeşiyle beraber çalışmak zorundaydı. 8 yaşında bir dökümcünün yanına çırak verildi. Bu yüzden okuyamadı. Elini yüzünü kir pas içinde bırakan ağır iş yükünü taşırken, en büyük morali söylediği türkülerde buluyordu. Ondaki yeteneğin farkına varan ustası bir gün yanına çağırdı ve bu yanık sesli çocuğa ‘Yetim Ali’ ismini takarak düğünlerde sahnelere çıkardı. Yetim Ali o kadar tuttu ki Ferdi Tayfur bu küçük çocuğu filminde oynatarak şarkı söylettirdi. Asıl adı Ali Kanbur olan Yetim Ali, bundan 7 yıl önce sanat yönetmenin isteği üzerine ismini Al Turaç olarak değiştirdi. Çünkü o bir Çukurova sanatçısıyla ve bunun özellikle vurgulanması gerekiyordu. O nedenle bu bölgeye özgü Turaç kuşunun ismi ona soyadı olarak verildi. Ali Turaç, bugün Adana’nın yetiştirdiği en kıymetli sanatçılardan biri. Adana’nın bağrına basıp sahip çıkması gereken sanatçısı Ali Turaç ile sanat yaşamı hakkında samimi bir röportaj yaptık.

ALİ TURAÇ’I TANIYABİLİRMİYİZ?

1971 yılında Adana’nın Hürriyet Mahallesi’nde dünyaya geldim. 6 kardeşin en küçüğüyüm. Ortaokuldan mezun olduktan sonra evin geçimine katkı sağlamak için Karşıyaka Sanayi Çarşısı’nda dökümcü olarak çalışmaya başladım. Evliyim, bir kız bir erkek iki çocuğum var.

MÜZİK HAYATINA NASIL BAŞLADINIZ?

7 yaşından beri müziğe ilgim vardı. Rahmetli dayım Sefer Karakuş’dan etkilenmiştim. Çok güzel şarkı söylerdi ve bende onun gibi olmayı istedim. Aynı yaşlarda dökümcü esnafının yanında çırak olarak çalıştığım dönemde, iş yaparken bir yandan da şarkı söylerdim. Sesimi beğenen ustam Deli Recai lakaplı Recai Yüksel ve kalfalarım iş yaparken bana sık sık şarkı söylettirirlerdi. Recai ustanın yanında 5 yıldan fazla süre çalıştım. Bu süre içinde sağolsun ustan beni düğünlere götürürdü ve burada da şarkı söylettirirlerdi. İsmim ilk buralarda duyulmaya başlamıştı.

YETİM ALİ OLARAK TANINIYORDUNUZ DEĞİL Mİ?

Evet. Babamı 6 yaşımdayken kaybetmiştim. Çok zor şartlar altında geçim mücadelesi veriyorduk. Küçük Emrah ve Küçük Ceylan gibi sanatçıların revaçta olduğu bir dönemdi. Sesimin de bu tarz sanatçılardan farklı ancak bir yönde benzer olması nedeniyle, ustalarım bana bu ismi yakıştırdılar. Yaklaşık 25 yıl boyunca bu isim ile sahnelerde yer aldım.

YETİM ALİ İSMİYLE TÜRKİYE’DE MARKA OLMANIZA RAĞMEN, SONRADAN ALİ TURAÇ OLARAK DEĞİŞİKLİĞE GİTTİNİZ. BUNUN SEBEİ NEDİR?

Sanat hayatımın 25 yılında Yetim Ali olarak piyasadaydım. Bundan 10 yıl önce Sende Vur isimli albümümün çalışmalarını yaparken Müzik Yönetmenim Ali Çelik, “Artık büyüdün. Sevenlerin çok fazla. Yetim sayılmazsın. Bundan sonra adın Ali Turaç olsun” dedi. Aslında benim soyadım Turaç değil Kanbur’dur. Turaç ise sadece Çukurova’da görülen, bu bölgeye has kuş türünün adı olarak biliniyor. Bende bu toprakların sanatçısı olduğumdan dolayı, bu ismi bana yakıştırdılar.

PEKİ İSİM DEĞİŞKİLİĞİNİN SIKINTISINI ÇEKMEDİNİZ Mİ?

Tabiki bunun sıkıntısını çok yaşadım. Beni genelde Yetim Ali olarak tanıyorlardı. Ali Turaç ismini duyanlar yeni bir şarkıcı olarak algıladılar. Telefonla aradığım insanlara ‘Ben Ali Turaç’ dediğim zamanlar bile beni tanımazlardı. Zamanla alıştılar ancak halen sıkıntı çektiğim de olmuyor değil. Ali Turaç da tanınmış bir isim ancak Yetim Ali daha meşhur diyebilirim. Fakat eski ismini yeniden kullanmak gibi bir niyetim yok.

BU ZAMANA KADAR KAÇ ALBÜM YAPTINIZ?

Toplam 6 albümüm var. İlk albümümün ismi ‘Ben böyle hayatı istemiyorum’ idi. 22 yıl önce askerden geldiğimde ‘Görsev Plak’tan çıkarmıştım. İlk aılbümümün çıkmasında rahmetli dayımın da büyük emeği geçmişti. Albüm ilgi gördü ancak reklam konusunda zayıf kaldık. Kendisi de Adanalı olan Görsev Plak’ın sahibi Hamit Görsev’den daha fazla reklam yapması için ricada bulunmuştum. Ne yazık ki bu konuda hiçbir destekte bulunmadı. Kendi çabalarımla albümün tanıtımını yaptım. İyi sayılabilecek bir satışı da olmuştu. Asıl çıkış albümüm ‘Bende güleyim’ idi. Bu şarkı beklemediğimiz kadar ciddi bir rağbet gördü.

MÜZİĞİN YANI SIRA SİNEMA FİLMLERİNDE DE ROL ALMIŞTINIZ. NEDEN DEVAM ETMEDİNİZ?

Sanırım 13 yaşlarındaydım. Adana Emniyet Teşkilatı bir konser etkinliği düzenlemişti. Bir düğünde beni dinleyen Hırsızlık Masası Başkomiseri Hüseyin Ahlak, bu konserde sahne almam için dönemin Emniyet Müdürü Naci Parmaksız’a tavsiyede bulunmuş. Konserde ise Ferdi Tayfur, Kurtuluş, Ersan Dadaşlar sahne alıyordu. Bana bu teklif yaptıklarında çok mutlu olmuştum. Konserde sahneye ilk ben çıktım. Bu vesile ile de Ferdi Tayfur ile tanışmamız oldu. Kendisi de Hürriyet Mahallesi’nin çocuğu olan Ferdi Tayfur, konserden birkaç ay sonra Hürriyet Mahallesi’nde oturan annesi ile bana haber yolladı. Çekeceği bir filmde oynamamı istiyordu. Daveti üzerine İstanbul’a gittim ve beni 15 evinde ağırladı. Bu süre içinde Necla Nazır ile oynadığı ‘Affet Allahım’ isimli filminde çocukluk arkadaşını canlandırdım. Burada ‘Uzayıp giden tren yolları’ isimli şarkımı da seslendirdim.  Sinema işi ciddi bir emek ve çevre ister. Elimden tutup bana yol gösteren olmadığı için devamını getiremedim. Daha sonra Ferdi Tayfur ile görüşemedik.

ADANA SANAT YAPMANIN NE GİBİ ZORLUKLARI VAR?

Adana’da yetişmiş bu toprakların sanatçısıyım. Adana’yı çok seversiniz ancak karşılığını tam anlamıyla bulamazsınız. Bir sanatçı için Adana şartlarında ayakta kalmak gerçekten güçtür. Bir albüm hazırlamanın maliyeti günümüzde 40 bin lirayı bulur. Fakat Adana’da çalışarak bu parayı toplamanız çok zordur. Adanalı’nın kendi sanatçısına önem ve değer verdiğin söyleyemem. Kazandığımız para ile ancak evimizi geçindirebiliyoruz. 40 bin liralık albümün satış getirisi 5 bin lirayı bulmuyor. Bizi ayakta tutan sahneler oluyor. Çeşitli organizasyonlarda sahne alarak para kazanmaya çalışıyoruz.

AZ PARA KAZANMANIZA RAĞMER TOPLUMSAL ETKİNLİKLERDE ÜCRET ALMADIĞINIZ BİLİNİYOR. BUNUN YANSIMASI SİZE NASIL OLUYOR?

Her sanatçının yaşadığı topluma karşı bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Önemli gün ve haftalarda şahsıma gelen ricaların hiç birini kırmayarak faydalı olabilecek etkinliklerde hiçbir ücret talep etmeden sahne alıyorum. Örneğin Yaşlılar Haftası’nda Huzurevinde, Çocuk Esirgeme Kurumlarında, Ruh Sağlığı Hastanesi ve benzeri gibi yerlerde motive ve moral sağlamak adına sahneye çıkıyorum. Orkestradaki arkadaşlarım da sağolsunlar aynı özveriyi sergiliyorlar. Bunların yaparken hiçbir karşılık beklemiyoruz. Bunun maddi anlamda bize bir yansıması yok. Manevi açıdan insanlarla beraber olmanın hazzını ve coşkusunu yaşıyoruz. 

YENİ PROJELERİNİZ VAR MI?

Uydu yayını yapan bir televizyon kanalı ile görüşme halindeyiz. Buraya bir şov programı hazırlayacağım. İçeriği bol eğlenceli olacak. Sanatçı arkadaşlarımı konuk edeceğim. Şarkılar söyleyeceğiz, önemli mesajlar vereceğiz. Sürpriz olmasını istediğim bir şarkıma klip çekimi aşamasındayız. Bu klip müzik kanallarında yayınlanacak. Son albümümü bir yıl önce çıkarmıştım. Şu an için yeni bir albüm çalışması yok. ‘Senin derdinden’ albümümün promosyon çalışmaları devam ediyor. Bu arada farklı etkinliklerde sahne almaya devam ediyorum. Yoğun bir şekilde çalışmalarımız sürüyor.

BU GÜZEL SÖYLEŞİ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. SON OLARAK SÖYLEMEK İSTEDİĞİNİZ ŞEYLER VAR MI?

Elimizden geldiği kadar memleketimize sahip çıkmamız lazım. Ne kadar sıkıntı yaşıyor olsak da içimizde bir Adana sevgisi var. Ben toplumsal değerlerimize sahip çıkıyorsam, toplumun da kendi sanatçılarına sahip çıkmasını bekliyorum. Çünkü biz onların sesiyiz. Burada mülki ve idari amirlerimize de büyük işler düşüyor. Yine aynı keza siyasilerimiz de sahip çıkmalı. Adana’da iyi şeyler üreten çok sanatçımız var. Bunlara elimizden geldiğince öncülük yapmalıyız.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.