Çukurova Belediyesi'ne yönelen ikinci silahlı saldırı günün en önemli haberi oldu. Daha önce gerçekleşen olayda da belediye binası hedef alınarak dışarıdan ateş edilmiş ancak konunun büyümemesi için Soner Çetin emniyete taşınan konu üzerine çok konuşmamıştı.
Belediyeler bu tür tehdit ve yıldırma girişimlerine ilk defa maruz kalmıyor. Çeşitli rant, vurgun, ihale konuları etrafında yalnızca Adana'da da değil, Türkiye genelinde yaşanmış olaylar da var yakın tarihimizde.
Ancak belli ki Soner Çetin'in kararlı, halka açık, katılımcı ve toplumcu beledilecilik metodu birilerinin çarkına çomak sokmuş. Göreve geldiği ilk günden bu yana sosyal demokrat belediyeciliğin ilkesel ve fiili olarak yüz akı olan Çukurova Belediyesi, kör kurşunlarla yıldırılmaya, karartılmaya, tartıştırılmaya çalışılıyor.
Sol ve sosyal demokrat beledicilik anlayışı kamu kaynaklarını halk yararına katılımcı ve çoğuldu anlayışla adil bir şekilde hizmete dönüştürerek, üretilen rantın birilerinin cebine değil halka ulaşmasına dayalı bir metodu benimser.
Bugün Soner Çetin'in başkanlığındaki Çukurova Belediyesi seçimden bugüne geçen sürede bir çok alanda toplumsal faydayı gözeten, farklı grupların ve dezajantajlı kesimlerin yardımına koşmaya çalışan, nesil dizayn etmeye çalışanlara karşı yoksul öğrencilerin dahi barınma ihtiyaçlarını düşünen projelere imza attı, takdir topladı.
Baronların rant değirmeni değil, halkın çıkarlarını düşünen bir belediyecilik anlayışı hakim kılındı. Çarkları bozulanlar, değirmenine akan rant kesilenler de demokratik yollarla kapanan muslukları namlunun ucunu göstererek açmaya çalışıyor gibi görünüyor.
Şayet Soner Çetin'e gelen talepler haklı ve yasal ise belediyeyi kuşunlamak niye? İşte bu sorunun cevabı çok açık. Buradan anlayabiliyoruz ki o mermiler kamuoyu önünde konuşulamayan taleplerin geri çevrilmesi nedeniyle yöneliyor Çukurova Belediesi'ne.
Biz haklı taleplerin, bu taleplerin kimden ve ne şekilde geldiğine bakmadan yanında oluruz, olmayı biliriz. Ancak mermilerin gölgesinde gelen tehditlerin yanında elbette durmayız, duramayız.
Soner Çetin'i yanlış yaptığına inandığımız konularda eleştirme hakkımız ne kadar tabii ise bırakın kısa sürede yoksulların, aydınların, geniş kitlelerin beğenisini kazanan Soner Çetin'i, her hangi bir belediye başkanını dahi gayri meşru talepleri mermilerle dayatanlara karşı korumalı, cesaretlendirmeliyiz.
Başkan Çetin'in açıklamalarına bakılırsa, meselenin göbeğinde hormonlu binaların dimdik karşısında durulması, imar rantının kesilmesinin yatıyor olması büyük bir ihtimal. Adana yıllarca imar rantıyla zenginleşenleri, Adanalıların sırtından baronlaşanları gördü, izledi.
Şimdi biz bu konuda halkın çıkarlarını gözeterek imar rantına "dur" diyen Çukurova Belediyesi'nin merminin ağzına gelmesini izleyecek miyiz? Elbette hayır... Kamuoyu bu konuda Soner Çetin'in arkasındadır. Talepler şeffaf olamayacak kadar kirli olmasaydı demokratik yollar kullanılırdı.
Soner Başkan basın toplantısında dik duracağını, cesur bir kararlılıkla hormona ve ranta karşı duracaklarını yineledi. Aslında eşitliğe, adalete, hakkeniyete sıkılan kurşunlar Adana için, namusluların da en az namussuzlar kadar cesur olmaları için bir milattır.
Pir Sultan Abdal'ın cesaretiyle "Dönen dönsün, sen dönme yolundan" Soner Başkan. Adana biliyor ki; o kuşunlar sana değil, baronların, rant simsarlarının çarkı yerine, halkının çıkarını savunan adaletli, hakkaniyetli, eşitlikli sosyal demokrat belediyeciliğe sıkılmıştır.