Hayatın Kendisi Öğretmen Bizler de Hep Öğrenciyiz...

Gülay ÇAKMAK Röportajı

09 Ocak 2015 Cuma 12:00

 

Bugünkü röportaj konuğum Fethiye Atıl Yolay… DSP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı idi. Siyaseti seviyor.. Çünkü  “siyaset insanlarla yapılan bir şey.  Onların sorunlarına çözüm olabilmek için çabalıyorsunuz  bu da sizi insanlara daha çok yaklaştırıyor ve ister istemez insanda bağımlılık yapıyor“ diyor. Şu an ÇÜ Eğitim Fakültesinde öğrenci ama yaşadığı topluma karşı duyduğu sorumluluk bilincinden olsa gerek “siyasetten kopmam mümkün değil “ diye de ekliyor

 

Yoğun bir insansınız. Biz sizi üniversitede iki dersin arasında ancak yakalayabildik. Öğrenci olmaktan hiç vazgeçmeyecek misiniz?

 

Hayatın kendisi öğretmen, bizler de hep öğrenciyiz. Bir şey öğrenmeden geçen her güne boşa geçmiş bir gün olarak bakarım. Öğrenmekten en çok keyif aldığım dönem, aktif siyasetin içinde olduğum dönemdir. Öğrendiklerimi dünyanın en pahalı okulunda siyaset eğitimi alsaydım bile bu kadarını öğrenemezdim. Öğreneceğim daha çok şey olduğunu da biliyorum. Onun için siyasetten çok zevk alıyorum.

 

Geçen dönem Büyükşehir belediye başkanlığına adaydınız. Şimdi var mı milletvekilliği adaylığınız gündemde mi?

 

Eskiden siyasetçilere kızardım oturdukları koltukları bırakmıyorlar diye. Siyasete girdikten sonra bağımlılık yaptığını gördüm. Siyaset insanlarla yapılan bir şey. Onlarla temas, insanda bağımlılık yapıyor. İnsanlar sorunlarını sizinle paylaşıyor, siz de o sorunları çözmek için çaba harcıyorsunuz. Bu  da  sizi  insanlara  yaklaştırıyor.  Şuan  öğrenci  olmaktan  memnunum  ama  siyasetin  içinde olmaktan da memnunum. Adana siyasetinde insanların kendileri için bir şeyler yapabileceğime inandıkları için üzerimde büyük bir sorumluluk hissediyorum.

 

Türk siyasetinde kadının yeterince var olmamasını neye bağlıyorsunuz?

 

Türk  siyasetinde  kadının  yerinin  olmama  nedeni,  şuan  egemen  durumda  olan  erkeğin  bakış açısıdır. Bildiğiniz gibi Sağlık Bakanı, kadınlara anneliği kariyer olarak öneriyor. Halbuki çocuğu yetiştirmekte baba da en az anne kadar sorumluluk sahibidir.

Siyaset pahalı bir uğraş. Ülkemizde ekonomik özgürlüğü olan kadın sayısı az. Ayrıca maddi olarak, bekarsa babasından, evliyse kocasından izin alması gerekiyor. Önceliği evindeki, ailesindeki sorumlulukları olan kadının siyasette var olması zorlaşıyor. Kadına destek verdiğini söyleyen ve kadın kotası uygulayan partiler, seçim zamanı, tespit ettiği kotanın çok altında kadın aday gösteriyor. Bu da kadının siyasette var olması gerektiğine inanmadıklarına işaret ediyor. Nüfusun

%50’sinin kadın olduğunu bir toplumda bu durumun kadınlara yapılan bir hakaret olduğunu düşünüyorum. Fakat şu durumda siyasete girmek isteyen bir kadının siyasette var olması için de bu kotanın uygulanması gerektiğine inanıyorum.

 

 

 

 

Siz adaylığınız döneminde bu konuda erkek siyasetçilerden yeterince destek alabildiniz mi yoksa kabullenmeleri zor mu oldu?

 

Ben siyasette erkek siyasetçilerden çok, erkek seçmenden destek gördüm. Büyük bir çoğunluk, artık kadını başkan olarak görmek istediklerini ve seçilmesi halinde çok başarılı olacağına inandıklarını söylediler. En azından kadının daha titiz ve detaycı olması nedeniyle yaşamlarında bir şeylerin değişeceğini belirttiler.

 

 

 

Eşiniz de siyasete uzak biri. Adaylığınıza bakışı nasıl oldu? Onun desteğini alabildiniz mi?

 

Eşim uzun zamandır, siyasete olan ilgim ve dünya vizyonumun genişliği nedeniyle topluma faydalı olan yenilikler getirebileceğimi söylüyor. Dolayısıyla en çok desteği kendisinden görüyorum. Yaratmış olduğunuz bu fırsatla kendisine tekrar teşekkür etmek istiyorum.

 

Bir kadın olarak belediye başkanı olsaydınız ilk icraatınız ne olurdu?

 

Bir kadın olarak belediye başkanı olsaydım yapacağım ilk iş kadın yönetici sayısını artırmak olurdu. Onlarla hep birlikte her şeyin en iyisini başaracağımızdan eminim. Adana’yı dünyaya açabilmek için ihtiyacı olan ulusal ve uluslararası spor - kültürel etkinlikleri çoğaltırdım. Adanalılara yönelik, şehrin ekonomisine katkı sağlayacak, yaşam standartını yükseltecek çok güzel projelerim var.

 

 

Aynı zamanda tarımla da uğraşıyorsunuz. Bir bayan olarak sektörün zorluklarını yaşıyor musunuz?

 

Tarımda hububat ve narenciye üreticisiyim. Zorlukları yaşıyor muyum? Üretirken hayır ama hükümetimizden beklentilerimiz var. Oradan yeterli desteği alamıyoruz. Biliyorsunuz, üretici için maliyetler çok önemli. Girdiler çok pahalı. Üretirkende de satarken de dışa bağlıyız. Mazot çok pahalı, üretici olarak dünyada en pahalı mazotu Türk çiftçisi kullanıyor. Gübre her yıl %100 zamlanıyor. Tohumda dışa bağımlıyız. En iyi malı üretiyoruz ama 10 yıldır fiyatlar aynı. Komşularımızla yaşadığımız sorunlar nedeniyle ürettiğimiz malı satmamız da zorlaştı.

 

Adana için birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldınız. Biraz bahseder misiniz?

 

Şapka ve Kıyafet Devrimi’yle ilgili olarak 1925 - 1981 yılları arası Adana’da, kadınların ve erkeklerin giydikleri kıyafetleri sergiledim. Adana Senfoni Orkestrası’nı, onların da sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde, Tuzla Kadıköy’e götürdüm. Orada civar köylerden gelen öğrencilere konser verdiler. Öğrencilerin orkestraya ilgilerinin çok fazla olduğunu farkettim. Büyük bir çoğunluğu için hayatlarında belki bir daha göremeyecekleri bir günü yaşattığımız için mutluyum.

 

Bir ramazan ayında köydeki insanlara erzak yardımı yapmaktansa onların hayatlarına renk katacak bir şey yapmak istedik ve onlara yazlık sinema keyfini yaşattık. Çukurova Üniversitesi’ndeki Erasmus öğrencilerine, bölgemizde ürettiklerimizi ve köy yaşamını tanıtan bir gezi düzenledim. Bu bahsettiğim sadece birkaç tanesi.

 

Hizmet etmek sizin yapınızda var gibi. Bundan sonraki hedefleriz ve projeleriniz neler olacak?

 

Sürekli proje ürettiğim için, bir proje üretirken onun içinden bir başka proje çıkıyor. Adana’nın kaynaklarını göz önünde bulundurarak markalaşmasına yönelik projeler üzerinde çalışıyorum. Halihazırda bir çok projem var.

 

 

Fethiye Atıl evde nasıl? Ev işleri ve yemeklerle aranız nasıl?

 

Seçimlerin üst üste gelmesi nedeniyle siyasetçinin ev yaşantısı çok yoğun. Bir yandan siyasete yetişmeye çalışırken diğer yandan evi de ihmal etmemeye çalışıyorum. Özellikle yemek yapmaktan büyük keyif aldığım ve yemeğe misafir davet etmeyi sevdiğim için muhakkak güzel bir şeyler hazırlamaya çalışıyorum. Hatta oilyboily.com adında bir yemek blogum bile var. Yaptığım bazı yemekleri orada paylaşıyorum.

 

 

 

En  sevdiğiniz renk: Kırmızı - Beyaz

 

En son okuduğunuz kitap: Andrew Mango - Atatürk / Modern Türkiye'nin Kurucusu

 

En  sevdiğiniz yemek: Yemeklerin hepsini sevip yememe rağmen en çok Adana limonlu patlıcan dolmasını seviyorum.

 

En son katıldığınız etkinlik: Bir aile şirketi olan Arzum Küçük Ev Aletleri’nin yönetim kurulu başkanının katıldığı, aile şirketlerinin başarı hikayesinin anlatıldığı bir konferansa katıldım.

 

 

 

 

Aynı zamanda tarımla da uğraşıyorsunuz. Bir bayan olarak sektörün zorluklarını yaşıyor musunuz?

 

Tarımda hububat ve narenciye üreticisiyim. Zorlukları yaşıyor muyum? Üretirken hayır ama hükümetimizden beklentilerimiz var. Oradan yeterli desteği alamıyoruz. Biliyorsunuz, üretici için maliyetler çok önemli. Girdiler çok pahalı. Üretirkende de satarken de dışa bağlıyız. Mazot çok pahalı, üretici olarak dünyada en pahalı mazotu Türk çiftçisi kullanıyor. Gübre her yıl %100 zamlanıyor. Tohumda dışa bağımlıyız. En iyi malı üretiyoruz ama 10 yıldır fiyatlar aynı. Komşularımızla yaşadığımız sorunlar nedeniyle ürettiğimiz malı satmamız da zorlaştı.

 

Adana için birçok sosyal sorumluluk projesinde yer aldınız. Biraz bahseder misiniz?

 

Şapka ve Kıyafet Devrimi’yle ilgili olarak 1925 - 1981 yılları arası Adana’da, kadınların ve erkeklerin giydikleri kıyafetleri sergiledim. Adana Senfoni Orkestrası’nı, onların da sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde, Tuzla Kadıköy’e götürdüm. Orada civar köylerden gelen öğrencilere konser verdiler. Öğrencilerin orkestraya ilgilerinin çok fazla olduğunu farkettim. Büyük bir çoğunluğu için hayatlarında belki bir daha göremeyecekleri bir günü yaşattığımız için mutluyum.

 

Bir ramazan ayında köydeki insanlara erzak yardımı yapmaktansa onların hayatlarına renk katacak bir şey yapmak istedik ve onlara yazlık sinema keyfini yaşattık. Çukurova Üniversitesi’ndeki Erasmus öğrencilerine, bölgemizde ürettiklerimizi ve köy yaşamını tanıtan bir gezi düzenledim. Bu bahsettiğim sadece birkaç tanesi.

 

Hizmet etmek sizin yapınızda var gibi. Bundan sonraki hedefleriz ve projeleriniz neler olacak?

 

Sürekli proje ürettiğim için, bir proje üretirken onun içinden bir başka proje çıkıyor. Adana’nın kaynaklarını göz önünde bulundurarak markalaşmasına yönelik projeler üzerinde çalışıyorum. Halihazırda bir çok projem var.

 

 

 

Fethiye Atıl evde nasıl? Ev işleri ve yemeklerle aranız nasıl?

 

Seçimlerin üst üste gelmesi nedeniyle siyasetçinin ev yaşantısı çok yoğun. Bir yandan siyasete yetişmeye çalışırken diğer yandan evi de ihmal etmemeye çalışıyorum. Özellikle yemek yapmaktan büyük keyif aldığım ve yemeğe misafir davet etmeyi sevdiğim için muhakkak güzel bir şeyler hazırlamaya çalışıyorum. Hatta oilyboily.com adında bir yemek blogum bile var. Yaptığım bazı yemekleri orada paylaşıyorum.

 

 

 

En  sevdiğiniz renk: Kırmızı - Beyaz

 

En son okuduğunuz kitap: Andrew Mango - Atatürk / Modern Türkiye'nin Kurucusu

 

En  sevdiğiniz yemek: Yemeklerin hepsini sevip yememe rağmen en çok Adana limonlu patlıcan dolmasını seviyorum.

 

En son katıldığınız etkinlik: Bir aile şirketi olan Arzum Küçük Ev Aletleri’nin yönetim kurulu başkanının katıldığı, aile şirketlerinin başarı hikayesinin anlatıldığı bir konferansa katıldım.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.