Eskiden kullandığımız iletişim aracı mektuptu. Ve mektubu getirip götürenler toplumda sevilen, sempati duyulan insanlardı. Postacılar mektuplarımızı yıllarca, tüm zorluklara rağmen, adresimize teslim ettiler. Onlar mektuplarımızla sevgi taşıdı. Umut götürdü, hasret giderdi.
Yürümekle yorulmayan, çalışmaktan bıkmayan postacıların getirdiği mektup sayısı azalsa da dertleri her geçen gün büyüdü. Daha önceden toplum tarafından sevilen, aldıkları ücretleriyle karnını doyuran postacılar, artık geçinemez durumda düştü. Şimdilerde ise haksızlığa uğruyor.
Adana’da çalışan bir postacı, 30 yıllık çalışma süreleri boyunca 93 bin 600 km yürüyor. Yani dünyanın çevresini 2.5 kez dönüyor. 5.5 milyon mektup dağıtıp 120 çift ayakkabı eskitiyor. Ama yıpranma hakkı alamıyorlar. Postacılar, “teknolojiden çok, özelleştirmenin kurbanı olduk” diyor.