Tuğçe Kazaz’ın lezbiyen sevgilisi

Kadir ŞİNASİ yazdı

12 Ocak 2015 Pazartesi 07:30

 

Evet, Tuğçe Kazaz'ın lezbiyen sevgilisi var mı, yok mu? Beni hiç ilgilendirmiyor. Kazaz’ın cinsel tercihini bilsem ne olur, bilmesem ne olur? Dikkatinizi çekmek için bu başlığı kullandım. Sizi hayal kırıklığına uğrattıysam affedin.

Yolsuzlukla uğraşma, muhalefetin beceriksizliği sonucu bitmiştir. Aslında bu yolsuzlukla mücadele hükümet düşürmeye çalışma olmamalı, bu bir toplumsal ahlaki temizlenme, yapılanma olmalıydı. Bu sürece bütün toplumsal katmanları ve sivil toplum kuruluşlarının ortak etmeli, hatta bu paydaşlığa diyanet ve cemaatleri yanına alabilmesi gerekiyordu.  Ama muhalefet yapamadı, sadece hükümeti düşürmek için elinden geleni yaptı, fırsatçılık yaptı ve başarılı olamadı.

Sonuçta herkes yolsuzluğa karşıdır. Yeter ki anlatma yöntemini iyi belirleyebilelim.  Tabi burada temel sorun muhalefetin bunu içselleştirememesi.. "Tencere dibin kara, benimki senden kara" psikolojisine takılı kalmışlardır.

Oysa en basitinden komisyondan çekilmeye başlanmalı ama yolsuzluğu kamuoyuna anlatmalıydı. Çünkü bu hükümet meselesi değil, devlet ve ülke meselesiydi. Yolsuzluk doğru veya yanlış, ikisi de aynı tahribatı yapıyordu. Ama muhalefet taraf olmayı, doğrudur üzerinden yaptı. Oysa olması gereken, adalet ve hukuk temelinde taraf olmalıydı.  Bu olay açığa çıkmazsa, devlete güven biteceğini için, meclisi terk, toplu istifa, sine-i millete dönmek gibi, bütün kararları alabileceğini, kamuoyuna deklare etmemelilerdi. (Buna bütün muhalefet partileri ve iktidar parti milletvekilleri  davet  edilmeliydiler.)

Geçen gün gazetede bir haber okudum. Adamın biri ekonomik krizden ötürü apartmanın tepesine çıkmış, intihar etmeye çalışıyor. Aşağıda kalabalık bir halk toplanmış, alkış eşliğinde, ‘atla atla’ diye tezahürat tutuyor. Adam bir kendi durumunu düşünmüş, birde aşağıya bakmış. Biraz beklemiş, belki demiş beni adam yerine koyarlar, ‘atlama’ diye baskı yaparlar. Veya ne istiyorsun kardeşim sen derler. Ama beklentisi boş çıkan adam, adam dayanamamış, üstlerine işemiş.  Nokta; Toplumsal çıldırmışlık bu olsa gerek.  Artık biz vicdanını merhametimizi de yitirdik. Demek ki; önce, toplumda ahlak, bireyde ise; adalet duygusu gidince, ardından, merhamet ve vicdan da gidiyor. Toplum olarak artık ne yaptığımızı bilmez duruma geliyoruz. Aslında bu durum, bencillik düzeyimizle ilgilidir.

Devlet nedir? Ne iş yapar? Bu soruları kendimize sormadan edemiyoruz. Bu günlerde bu sorulara daha  çok ihtiyacımız var. Hakikaten devlet, sadece kural koyan, uygulayan, denetleyen kurum mu? Yoksa meclisin sahipsiz çocuğu mu? Kimi düşünürlerden; Max Weber, devleti meşru şiddet kullanma aracı olarak tanımlamıştır. Thomas Hobbes ise; devleti canavara (levetihian) benzetmiştir. Oysa bunlar halt etmiş devlet üçe ayrılır, paralel, yuvarlak ve köşelidir. Yeni silindirik vasıflara sahip olanlar görülmüş ise , grup tanımı almamıştır. Ama benim inancım tam. Devlet Memo’nun anasıdır..

Saygılarımla ...

kadir.sinasi@yahoo.com

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.