Memlekette milyonlarca kuş varken, neden sokaklarda veya caddelerde hiç kuş ölüsü görmeyiz? Geçenlerde kuşlarla ilgili bir yazıya tesadüf ettiğimde, bu kanatlı dostlarımızın öleceklerini anladıkları vakit son nefeslerini vermek için gözden uzak yerleri tercih ettiklerini öğrendim. Oysa ben yalnızca atları asil hayvan bilirdim. Meğer öyle değilmiş. Kuşlar göç ederken kimseden bir şey beklemez. Kuşlar ölürken bağırmaz. İnsaf dilenmez. Kuşlardaki yürek, tırnağımız kadar bile değildir ama kuşlar onurlu ölür. Biz insanlar öylesine hain, öylesine kana susarız ki, kuşlar gibi kendimizin bile kanına gireriz. Kuşlar cesaret örgütüdür. İnsanlar birbirini katletmenin sanıkları. Kuşlar insanları utandırmaz. Ama insanlar, kuşları bile utandırır. O insanlar ki, kuş kadar çocukların hakkını gasp eder. Bu alem sadece insanlar yaşasın diye yaratılmadı elbet. Kuşlar doğuştan böylesine ürkek değildi, onları insanlar ürküttü. İşlerine geldiği zaman başlarına düşen "kuş pisliğinden" talih sebebi üretenler, kuşların ödünü patlatmaktan hiç rahatsız olmadılar. İnsandır zalim olan. Kuşlardır asil olan. İki canlı arasındaki orantısızlığı, bu gerçekler dengeler. İnsan kalıbına ihanet eder. Kuş asaletini belgeler. İnsana uygun olan, eşek bedenidir. Kendilerine eşeği örnek alır. O yüzden insanlar birbirine "Eşek herif" der. Pişman olduklarında bile "Eşeklik ettim" diye af dilenir. Birbirlerini "eşek sudan gelinceye kadar" dövmekten zevk alırlar. İnsanların eşek kadar kalbi vardır da, kuş kadar asaleti yoktur. Kuşlar insanlara ne mal olduklarını öğretir. Uçarken de, öterken de... Kuşlar sessiz sedasız ölür. Eşekler anırır. Kuşlar, özgürlük mücadelesinin ne kadar kutsal olduğunu belgelerken, insanlar eşeklik etme yarışındadır. Kuşları bir kere ürküten insanlar, onları bir daha kandıramamıştır. Ve o küçücük kuşlar için bile, tuzak kuracak kadar alçalmıştır. Eşekler her kadere, her yüke boynunu eğmiş. Her türlü yalan vaatlere kanmıştır. O yüzden eşeklik bu topraklarda "baki" kalmıştır.