Bir başkadır benim memleketim…

Melahat KARATAŞ yazdı

26 Ocak 2015 Pazartesi 07:59

 

 Dünyanın hiçbir yerinde, bu denli çarpık ve adaletsiz işleyen bir yargı sistemi görülmemiştir.

Toplumun her geçen gün, “Adaletin kestiği parmak acımaz” ve “Yüce Türk Adaletine güveniyorum”  düşüncesi, eriyip yok olmakta.

Tıpkı vereceğim iki örnekte olduğu gibi.

Değerli okurlarım, bundan yıllar önce 16 Aralık 1997’ de , çocuk yaşta olan üç arkadaşın, Gaziantep’ de baklava çaldıkları için, 9 yıl ceza aldıklarını bir çoğumuz unutmadık. Aksine hafızalarımıza kazıdık.

Şu an nerede ve ne yaptıklarını bilmediğimiz bu üç arkadaş, maalesef en güzel çocukluk ve gençlik yıllarını, demir parmaklıklar ardında bıraktılar.

Yaptıkları hatanın bedelini ağır ödemiş,

En kötü anılarını nakış nakış işlemişti kader, o küçük bedenlere…

Bu kez tarihler 17 Aralık 2013’ü gösterdiğinde, birçok banka müdürü, kamu görevlileri, bürokratlar, 4 bakan ve 3 çocuğu, “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” suçlarıyla haklarında soruşturma açıldı.

Soruşturmayı yürüten adli kolluk amir ve memurların birçoğunun, anında görev yeri değişti.

Sonuç, “Yüce Divan”

Sonuç “kel başa şimşir tarak”

Yani “adil işleyen adaletin” kalemini kırdılar.

Ne oldu o yüce adalet anlayışımıza?

Yatak odalarından para sayma makinaları çıkan bakan çocukları nerede?

Pardon değerli okurlarım, 18 yaş üstü çocuk sayılmıyordu.

O eş… kadar, bakan oğulları nerede?

Bizler çocuklarımıza kumbarada para biriktirmeyi, demir para saymayı öğretirken,

Bakan çocuğu olunca, tabi kıdem farkı olmalı.

Babaları oğullarına yorulmasınlar diye, para sayma makinası almış.

E tabi o kadar doları, deste deste parayı, saymak kolay mı canım! Para saymak için canlarımı çıksın? Çocuklarda haklı. Say say bitmez ki...

Pardon “Bakan oğulları”…

Zavallı baklavacı çocuklar,

Zavallı bakkaldan ekmek çalan, karnı aç çocuklar,

Zavallı poğaça ve meyve suyu çaldı diye, ellerinden çocuklukları çalınan bu memleketin çocukları…

Suç işlediklerinin farkında bile değillerdi belki de.

Suçları yalnızca, aç ve yoksul olmaktı oysa...

Ey yargı! şimdi neredesin?

Yoksulun çocuğunu “hırsız”

Bakan oğullarını “AK” larken, hiç mi vicdanın sızlamadı?

Baklava çalan çocukların, yıllarını çalan “Hakimler, Savcılar” şimdi o çocuklar karşınıza çıksa!

Nasıl bakacaksınız yüzlerine?

Hiç mi utanmayacaksınız!

Kim hırlı, kim hırsız, belli değil.

13-14 yaşında, canı baklava çeken çocuklar mı?

Yoksa,

Bakan oğullarını “AK” layan, hakim ve savcılar mı?

Ne tesadüftür ki sevgili okurlarım,

16 Aralık 1997 ‘de,

Baklava çalmakla yargılanıp, hapse atılan çocuklarda 3 arkadaştı.

17 Aralık 2013’de yalnızca gözaltına alınan, bakan oğulları da 3 kişiydi.

Yine aylardan Aralık,

Yine 3 kişi.

Sanırım bu “ilahi adalet” olsa gerek.

Peki,  adalet işleyişimize ne olacak!

Yoksa her şey nasip kısmet deyip, geçecek miyiz?

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.