Belediye binaları atış poligonu gibi..

Ali PEKMEZCİ yazdı

27 Ocak 2015 Salı 07:59

 

 

 

22 Temmuz Salı 2014..

Atatürk Caddesi üzerindeki Büyükşehir Belediyesi binasına otomobille gelen 2 kişi, binaya pompalı tüfekle 3 el ateş ederek kaçtı..

Olay yerinde devriye görevi yapan polis ekipleri, otomobille kaçan şüpheliler A.S. ve H.E'yi Namık Kemal Mahallesi'nde yakaladı..

Yarbaşı Polis Merkezi'ne götürülen sanıkların kaçarken ellerindeki pompalı tüfeği yola attıkları görüldü.. Otomobilde yapılan aramada içki şişesi ve enerji içeceklerinin bulunması dikkati çekti..

 

* * *

 

6 Ocak Salı 2015..

Çukurova Belediyesi hizmet binasına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce pompalı tüfekle ateş açıldı.. Başkan Soner Çetin korumasını ve odacısını gönderdikten yarım saat sonra makamından ayrıldı, 5 dakika sonra da binaya saldırı gerçekleşti..

Hedefte Soner Çetin olabilirdi..

Başkan Çetin ertesi gün belediyede rantı kesilenlere meydan okudu, "İlkinde büyük tepki vermedim ama bundan sonra biz de size gül atmayacağız" dedi.. Akşam saatlerinde dört saldırgan yakalandı..

 

* * *

 

25 Ocak Pazar 2015..

24 Ocak'ı 25 Ocak'a bağlayan geceyarısı 00.30'da Seyhan Belediyesi hizmet binasına silahlı saldırı düzenlendi.. Turhan Cemal Beriker Bulvarı'ndan sıkılan kurşunlardan biri Başkan Zeydan Karalar'ın makam odasının penceresine isabet aldı..

"Bundan sonra sıra sende" mesajı mıydı?

Karalar, belediyesinde, 6-7 trilyon liralık bir asfalt ve bitüm hırsızlığını açığa çıkartmasıyla dikkatleri üzerine çekmişti.. Saldırıdan sonra sıcağı sıcağına "Boyun eğmemi kimse beklemesin" açıklamasında bulundu..

O'dur demiyorum.. Tabii ki arkasından farklı bir mesele de çıkabilir..

Üzerinde durulması gereken belediyeleri atış poligonuna çevirecek ortamın varlığıdır..

 

* * *

 

30 Mart sonrası yeni başkanlar makamlara oturdu; yeni bir düzen oluşturmaya çalışıyorlar.. Tabiatıyla her siyasetçinin yoğurt yiyişi farklıdır..

Bu bağlamda;

Ya rantı kesilenler, ya da işinden edilenler kamu kurumu sayılabilecek bu binaları kevgire çeviriyor..

Acaba, devletin diğer kamu kurumları saldırıya uğramış olsaydı; devletin güvenlik güçleri böylesine tek ayak üzerinde yakalanır mıydı? Yoksa kastettiğim bu kurumlar arasında 'görev hassasiyeti farkı' mı var, tam çözemedim..

Belediyelerin siyasi kurum oluşlarından ötürü çekinceler mi devreye giriyor?

Belediye başkanların haklı-haksız uygulamaları buna kaynak oluştursa dahi sonuçta bir güvenlik sorunu olarak tezahür ediyor..

 

* * *

 

Bildiğim kadarıyla belediye başkanları resim koruma talebinde bulunur da Valilik uygun görürse işlem tamam oluyor..

İçinde bulunduğumuz hassas dönem göz önünde bulundurularak en azından bundan sonrası için birşeyler yapılabilir..

 

* * *

 

Dönemin Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Zihni Aldırmaz'la arasındaki problemlerden ötürü Büyükşehir Belediyesi'ndeki koruma polislerini geri çekmişti..

"Risklerle yaşayan Belediye Başkanın devletin resmi güvenlik kuvvetleri tarafından korunması bile Valinin tasarrufuna kalmışken, binayı hangi mantıkla ve nasıl korutacaksın" diye soracak olursanız, siz de haklısınız..

 

* * *

 

Olayların faillerini yakalayıp 'yapanın yanına kâr bırakmamak' elbette önemli..

Bununla birlikte suçluları bulma noktasında gösterilen başarı, önceden önlem alınmak suretiyle de pekalâ bir şekilde gösterilebilirdi..

Örneğin;

Yerel yönetimlerde yaşanan 'el değişikliğine binaen' belediyelerin önünde geçici olarak birer polis kulübesi yerleştirilmesi hiç de zor değildi.. Veya caydırıcı olması babından farklı önlemler alınabilirdi..

Konunun uzmanı değilim, ama Adana'da olan biteni göremeyecek kadar da kör değilim..

 

* * *

 

Vali Mustafa Büyük ve Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek'in Adana'yı yeterince tanıdığını düşünüyorum.. Kentte belediyeler bağlamında 'yeni düzen' kurulduğu da malumları.. Özel güvenliklerin müdahale reflekslerinin sınırlı olduğunu tahmin edebilecek tecrübeye de sahipler..

Üstelik alışageldikleri rantlarından olanların da işten çıkartılanların da potansiyel el bombasından farksız olduğunu en iyi onlar bilir..

Serde Adanalılık da var.. Daha ne denir..

Belediye başkanların talepte bulunmasına gerek yoktu ki..

 

* * *

 

Kastettiğim şudur;

Adana'da bir otorite boşluğuna vurgu yapmıyorum.. Kentin güvenliğinde de bir sıkıntı yok.. Her alanda gereken yapılırken, belediyelerin bundan yoksun bırakılmasının önüne geçilmesi beklenir..

Bakınız..

Adana'da teröre kesinlikle taviz verilmiyor, kumar ve uyuşturucu mafyalarına tokat üstüne tokat atılıyor, gelin görün ki belediye binaları delik deşik..

Sizce de bu işte bir terslik yok mu?

Hani, Himalayalar'ı aşıp düz yolda tökezlemek gibi bir durum sözkonusu..

 

* * *

 

Kentin valilerini, emniyet müdürlerini, belediye başkanlarını övmenin yanısıra yeri geldiğinde eleştireceğiz.. Haklarını teslim etmek kadar eleştiri mekanizmasını kullanarak eksiklerini gidermelerini sağlamak da görev alanımızda..

Vali Büyük'ün de Cengiz Müdürün de bu yazıdan ötürü alınganlık göstereceklerini sanmam..

Tam tersine muhtemelen beni arayıp uyarılarım için teşekkür edecekler, ya da en azından belediye binaları civarında (benim göremediğim) alınan güvenlik önlemleri varsa bilgilendireceklerdir..

 

* * *

 

Huzur ortamının sağlanmasında başarılı olunmuşken;

Belediyeler özelinde de kentin bir Teksas olmadığının kanıtlanmasını beklemek Adanalının doğal hakkıdır..

Kent imajına da bir tuğla koyar!

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.