Aşksız bir şiir yazılamaz. Aşk bütün konuların ve toplumların özüdür ve bunun dışında kalan bütün faili meçhul konular aşkın darağacına asılan bir ölümlünün önsözüdür. Aşk ve kadın üzerine yazdığı şiirlerle tanınan Adanalı Şair Ali Taçoğlu, “Aşkla seven mutlu olur, aşkla işini yapan başarılı olur. Kısacası aşık olmak güzel bir şeydir” diyor. Adana Medya’nın konuğu olan Taçoğlu ile şiir ve sanat ve Adana hakkında konuştuk.
ALİ TAÇOĞLU KİMDİR, TANIYABİLİRMİYİZ?
Adana’da 1965 yılında dünyaya geldim. Ben ilkokul ve ortaokuldan mezun olduktan sonra Türkiye’de bir sağ-sol kavgası başladı. Sadece üniversiteler değil, liseler bile alev alev yanıyordu diyebiliriz. Siyasi hesaplaşmalar nedeniyle eğitimime ara vermek zorunda kaldım. Zira o dönemlerde yolda yürümek bile cesaret gerektiren bir işti. Eğitimim dışardan tamamladım. 18 yaşlarındayken, Türk ve dünya edebiyatlarına ilgim oldukça arttı. Çeşitli gazete ve dergileri takip ediyor, konuyla ilgili kitaplar okuyordum. Adanalı yazarlarla tanışmaya başlardım. Onlar da bana yazmak için cesaret verdiler. Bu sayede öykü ve şiirlerimi yazmaya başladım.
KAÇ ÖYKÜ VE ŞİİRİNİZ VAR?
Yaklaşık 20 yıldan beri yazıyorum. Amatörler hariç, sanat değeri taşıyan ve yayınlanmış 8 öyküm var. Bunun yanı sıra 2 şiir kitabım, bir de şiir albümüm mevcut. Şiirlerimin sayısı ise 50’ye denk geliyor. Şu an özel kolejlerde imza günleri düzenliyor ve söyleşiler gerçekleştiriyorum. Üzerinde çalıştığım bir kitabım da var. Şiir yazmak kolay bir iş değil. Yazdıklarının kalıcı olmasını istiyorsan ince eleyip sık dokuman gerekli. Mesaj vermek istediğimiz konularla ilgili sihirli kelimeleri bulabilmek ve yerine adapte etmek hayli meşakkatli ve sabır gerektiren bir durum. Bunu başarmak uzun zaman alabiliyor. O nedenle son kitabımın önümüzdeki yıl piyasaya çıkabileceğini tahmin ediyorum.
ŞİİR VE ÖYKÜ YAZARLIĞI DIŞINDA DUBLAJ SANATÇILIĞI DA YAPIYORSUNUZ. YAZARAK HAYATINIZI KAZANMAK GÜÇ MÜ OLUYOR?
Benim radyo geçmişim var. Uzun yıllar çeşitli radyolarda sanat programları yaptım. Hatta özel radyo ve televizyonlar faaliyete başladığı ilk yıllarda, Adana’da ve Türkiye’de program yapan ilk isimlerdenim. Türkçe’yi güzel kullanmaya özen gösterdiğimden dolayı, bazı firmalar kendi reklamlarını benim seslendirmemi istediler. Böylece reklam dünyasıyla tanışmış oldum. Şu an dev markaların reklam müziklerini besteliyorum. Ayrıca çeşitli radyo piyesleri ve reklam filmlerini seslendiriyorum. Şiir ve öykünün yerine hiçbir şeyi koymam mümkün değil ancak bunlar tek başına bir insanın geçimini sağlamıyor. Türkiye şartlarına göre şiirle uğraşan biri mutlaka ek bir iş yapmak zorunda. Bende, alanımın dışına fazla çıkmadan asıl mesleğim olan şairliğin tarzına yakın meslek kollarıyla ilgileniyorum.
ŞİİR YAZARKEN NELERİ İLHAM ALIYORSUNUZ?
Kendi yaşadıklarımdan yola çıkıyorum. Kendi aşklarımı, sevgilerimi ve duygularımı kaleme alıyorum. Bir aşk şairi olduğum kadar da, dünyadaki olup bitenleri de gözlemleyerek satırlara döken toplumsal yönlerim de var.Örneğin, 1993 yılında Bosna’da yaşanan soykırımla ilgili Bosnalı Kadınlar adında bir şiir yazmıştım. Son olarak peygamberimize yapılan karikatürlere tepki olarak da Sevgilim Muhammed Mustafa adıyla bir şiir hazırladım. Şu an bunun bestesi yapılıyor. İlahi tarzda bir müzik olarak piyasaya çıkacak.
ADANA’NIN SANATSAL AÇIDAN GELDİĞİ NOKTAYI NASIL YORUMLARSINIZ?
Adanalıyım ancak ekmeğimi kazandığım yer İstanbul… Adana’da sanat yaparak hayatınızı idame ettirecek ölçüde kazanç sağlamanız mümkün değil. Kendimi bildim bileli bu hep böyle olmuştur. O nedenle bir çok Adanalı sanatçı İstanbul veya Ankara gibi farklı illerde sanatını devam ettirir. Orada sanatçıya verilen değer daha fazladır. Belki de bü yüzdendir ki Adana’da sanat belli bir noktaya gelemiyor. Çünkü Adanalı kendi sanatçısına sahip çıkmıyor. Bu yalnızca sanatçılarla da sınırlı değil aslında. İş dünyasında, siyasette ve sporda başarılı olanların da önü kesiliyor. Gizli ve anlamsız bir kıskançlık yaygın. Oysa Adana’da her alanda çok yetenekli hemşehrilerimiz mevcut. Bunları paçasından tutup aşağı indirmek yerine yüceltmemiz gerektiği kanısındayım.
TÜRKİYE’DE ESKİSİ KADAR ŞAİR YETİŞMİYOR. SİZCE BUNUN SEBEBİ NE OLABİLİR?
Özellikle son 10 yıldır gerek yazarlar, gerek yeni jenerasyon popüler tarza eğilim gösteriyor. Popüler tarzın içinde sinema, müzik, resim ve fotoğrafçılık yer alıyor. Okumak ve yazmak çabuk eskidi. İnsanlar kitap okumak yerine internetten kitaplarını dinlemeyi tercih ediyorlar. Hal böyle olunca kitaplara, şiirlere ve bunların yazarlarına ilgi azalıyor. Türkiye’de sinema sanat değeri üzerinden yapılmıyor. Daha çok günübirlik eğlence anlayışıyla ilerliyor.
EN SEVDİĞİNİZ ŞAİRLER KİMLERDİR? ESİNLENDİĞİNİZ ŞAİRLER VAR MI?
Bütün şair-yazarlarda hayatıma dair duygu ve anlam yüklü yazılar ve şiirler bulabiliyorum; ama kendimi bulduğum şairler genellikle ikinci yeni savunucuları oluyor. Çünkü bu şairler öncelikle kendi olan ve kendini anlatan şiirler yazmışlardır. Bu saflık ve sadeliğin üzerine atılan bir gelinlik benim için daima ilgi çekici olmuştur.Onlar ne olduklarından fazla gerçeküstü davrandılar ne de tamamıyla bir batı realizmini örnek alarak şiirlerine katı bir biçimde uyguladılar. Cemal Süreya, Turgut Uyar ve Edip Cansever en çok değer verdiğim isimlerdir. Bununla birlikte geçmişte esinlendiğim birçok şair-yazar olmuştur; ama insan öncelikle kendi yolunu bulmalı ki özgün olabilsin.
ŞİİRLERİNİZDE NE TÜR KONULARI ELE ALIYORSUNUZ?
Aşksız bir şiir yazılamaz. Aşk bütün konuların ve toplumların özüdür ve bunun dışında kalan bütün faili meçhul konular aşkın dar ağacına asılan bir ölümlünün önsözüdür. Bu yüzden samimi, inanarak ve açık yüreklilikle söylüyorum ki, aşkın rotası ile her konu hakkında yazı ve şiir yazılabilir.
ŞİİR YAZMAKTAKİ AMACINIZ NEDİR?
Öncelikle daha iyi bir insan olmak… Bunun için kendi üzerime düşünmek ve kendimi tanımlamadan önce yorumlamaya çalışmak... İşte şiir bu şekilde bir biçim ve idrak konusu halini alıyor bende ve ben bunun ancak şiirle mümkün olduğuna inandığım için yazıyorum.
ŞİİR YAZAN VEYA ŞİİR YAZMAK İSTEYENLERE TAVSİYELERİNİZ NELERDİR?
Benim en büyük sıkıntım, üç kelimeyi art arda sıralayıp şiir yazdığını zannedenlerle, bunu satmaya kalkanlarladır. Bunların eleştiriye de tahammülleri yoktur…Şiir yazmak isteyen kimse öncelikle Türk Halk Edebiyatını, Divan Edebiyatını bilmelidir. Türk Edebiyatında iz bırakmış şairlerimizin kitaplarını bol bol okumaları gerekir. Şiirde dil, anlatım, konu, biçim, kafiye v.s. teknik konuları mutlaka bilmelidirler. Bilmeden olmaz. Şair, kelimelerle oynamalıdır. Hangi kelimeler yan yana gelirse anlatım daha kuvvetli olur, onu bilmelidir.