Kıvanç Tatlıtuğ, eski resimlerini bulup yayınlayan dergi için verdiği röportajda (çok sinirlenerek); “O da benim bu da benim. Kime ne?” dedi. Doğru hakikaten… O da, diğeri de kendisi. Kime ne? Aslında resimde de olsa aynı kişi değildir insan hiç bir zaman. ‘Bir nehirde aynı su ile hiç bir zaman yıkanamazsın’ demiş düşünür. Değişimin, hiçbir zaman durmayacağını anlatmış. Sosyolojik olaylarda ne kadar geriye gitmeye hevesli olsak bile tarih hep ileri doğru bizi sürükleyecektir. Gelişim ve ivme sosyal olaylarda, düz bir çizgi değil, spiral şekilde dönerek ilerler. Biz dönüp(tarihin tekerrür ettiğini) durduğumuzu, düşünürüz. Oysa ilerliyoruz farkında olmadan.
Günümüzün aydın hastalığı, bu milletin hiçbir şey bilmediği noktasında takılı kalmıştır. Kazın ayağı öyle değildir. Bu halk (sanırım) ,1989 seçimlerinde Türkiye’nin yaklaşık yüzde 80 yerel seçimlerinde, belediyelerin sol kesime verdi (SHP) Ama ne oldu? O zamanının ürettiği zenginlerin nasıl zengin olduğunu ben dahil bir çok insan biliyordur. Tek farkı fetva veren kişilerin nitelik farkıdır. DSP deseniz yine , Hüsamettin Özkan’nın devlet bankalarını hortumladığı dedikodular, ayrı bir tartışma konusu. Şimdi geldik bugüne. Halk artık son çare olarak islami değerlere kıymet verdiğini söyleyenlere güvenmeye başladı. İktidara getirdiler. Şimdi de, ‘Gitmiyor’ deniyor.
Beyler, bayanlar; iktidara alternatif olabilecek partiler kendini hukuken aklamış olabilirler ama halkın gözünde aklayamadıkları için alternatif gelecekle ilgili önerileri ise halkta hiç bir heyecan yaratmıyor. En basit cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin hocamızın aday gösterilmesi, bunun en güzel örneğidir. Muhalefet partileri, şu an iktidar partisinin uygulamalarını, taklit konumuna düşürmekten kendilerini almıyorlar. Bütün muhalefet partileri şunu bilmelidir ki, taklit aslını yaşatır. Aslı dururken kimse taklidine oy vermez. Onlar böyle-şöyle derken kendinizi check etmeniz gerekir. Kısaca kendi geçmişinizle hesaplaşmadan inandırıcı olamazsınız. Başkasının başkanına, ‘Amerika tarafından getirildi’ dediğiniz zaman, kendi başkanının kasetlerinin nasıl çıktığını, niye çıktığını ve yeni genel başkanın nasıl geldiğini öğrenecek. Önce kamuoyunu ikna edeceksiniz ki , halk sizin farkınızı anlayabilsin. Yani tencere dibin kara, senin ki benden kara. Bu böyle olduğu sürece iktidarda AKP kalacaktır. Zaten bunun gitmesini isteyen muhalefette yok.
Dikkatinizi çekiyor muyum? Kimse seçimler kanununu, partiler yasasını konuşmuyor. Çünkü herkesin işine geliyor, halkın hariç. Zaten onlar da algı yönetimi ile yığınlaştırılmıştır. Düşünme yetileri, azalmıştır. Birey olarak kendilerini ifade edemedikleri için, mecburen bir grupta aidiet hissi ile hareket etmek zorundadırlar. Çünkü böyle hem mutlu, umutlu huzurludurlar. İktidar olmak isteyen muhalefette önerim, kendi varlıklarının temeli, AKP’nin varlığı olmamalıdır. Geçmişiyle yüzleşmek, vizyonuna ve misyonunu denk düşen lider ve örgütlerini oluşturmaktır. Yani eğitim şart.
Saygılarımla. ..